Manisa'nın Soma İlçesi'nde, Soma Holding Kömür Ocağı Madeni'ndeki katliamdan dolayı en büyük acının yaşandığı yerlerden biri de İzmir'in Kınık İlçesi'ne bağlı bir Alevi köyü olan Elmadere oldu. 11 işçinin yaşamını yitirdiği 100 haneli köyde, 70'e yakın maden işçisi var. Faciayla birlikte yasın çöktüğü köyden 7 gündür ağıtlar yükseliyor. Faciada Sami Yıldırım, İlkay Yıldırım, Doğan Yıldırım, Hüseyin Kılıç, Sezai Kılıç, Hüseyin Kılıç, Turgut Yılmaz, Bilal Ay, Ahmet Güven, Ersan Çetin ve Erol Uysal hayatlarını kaybetti. Çoğu evli ve akraba.


Yoksulluktan madendeydi

Önceden tütün ve hayvancılıkla geçimini sağlayan köy, kota uygulaması ve hayvancılık politikaları nedeniyle madene çevirmiş yüzünü.
Faciada yaşamını yitiren işçilerden 28 yaşındaki Turgut Yılmaz, 5 yıl önce, yaptıkları evin eksikliklerini tamamlamak için başlamış madende çalışmaya. Evli ve iki çocuk babası Yılmaz, daha önce tütün işçiliği ile uğraşırken, devletin kota uygulamasından sonra daha fazla para kazanmak amacıyla madende işe başlamış. "Yoksulluktan gitti. Her gün ağlıyordu. Acı içinde çalışıyordu" diyen Beyhan Yılmaz iki çocuğu ile birlikte kaldı. Yılmaz, "Çocuğumun acısına mı, eşimin acısına mı yanayım, ne yapayım bu genç yaşımda" diyor.

Zenginlere kurban gitti

Yıldırım ailesinden yaşamını yitirenlerden biri 9 yıllık maden işçisi Doğan Yıldırım. Evli ve üç çocuk sahibi olan Yıldırım'ın annesi Selcan Yıldırım da, isyanını, "Zenginlere kurban gitti benim oğlum" diyerek dile getiriyor. Yoksulluğa ve yapılacak başka bir işin olmamasına dikkat çeken Yıldırım, "Toplu mezar ettiler orayı çocuklarımıza. Çamlıca ağaçlarının dibinde oturdum saatlerce yavrum gelecek diye ama gelmedi. Yaramız çok derin" diye anlatıyor acısını.
Torunlarının her şeyden habersiz, babalarının Cuma günü döneceğini düşündüklerini kaydeden Yıldırım, "Can dayanır mı buna" diyerek ağıt yakmaya başlıyor.

Böyle kader olur mu!?

Oğlu Sezai Yıldırım da, sessizliğini bozarak, "Adını kader koydular böyle kader olur mu? Atom bombası atılmış gibi oldu. Katlettiler" diyor.

Madene mecbur ettiler

Elmadağ'a giden cenazelerden biri de Ahmet Güven'e ait. Güven, birçoğu gibi 9 yıllık maden işçisi. 4 çocuğu olan Güven'in annesi Sultan Güven, kapıya gider gitmez, soru sormadan başlıyor konuşmaya: "Gece gündüz çalıştım, çabaladım, büyüttüm. Her şeyi bitirdiler, geçinecek hiçbir şey kalmadı. Son çareydi maden. Çocuklarımızı topluca katlettiler. Bu insanlık mı?"
Yıldırım ailesinden yaşamını yitirenlerin dışında bir de gece vardiyasında çalışan ve faciadan sağ kurtulanlar var. Sağ kurtulan Serhat Yıldırım'ın annesi Nuray Yıldırım, "Bitirdiler mahsulleri, tütün ekiyorduk, artık ekemiyoruz. Hayvancılık para etmiyor. Bağladılar elimizi kolumuzu, yapacak iş kalmadı. Mecbur kalıp madene gittiler" sözleriyle anlattı.

Ölü sayısı yanlış

Yaşamını yitiren Ersay Çetin'in kardeşi Öncü Çetin de aynı madenin çalışanı. Arama kurtarma çalışmalarına da katılan Çetin, hükümetin açıkladığı rakama tepki göstererek, "Sayılar yanlış. 221 cenazeyi ben çıkarttım. Artık dayanamadım bıraktım geldim. Cenazeleri çıkarırken birinin kolundan tutup çektiler, kolu koptu" dedi.

Kim kurtuldu bilmiyorum
Faciadan sağ kurtulan bir başka işçi de madenin 6 yıllık çalışan Engin Uslu. Madenin en derin bölgesinde çalıştığını belirten Uslu da, "İki elim havada Allah'a yalvar yalvar çıktım. Yerin altında bitti gözyaşım" dedi. Birlikte olduğu ekibin sayısının 142 olduğu bilgisini veren Uslu, "Ben en derin taraftaydım. Patlamayı duymadık, her yeri duman kaplamıştı. Bizim ekibimiz 142 kişiydi. Bizim ekipten kimler çıktı kimler kaldı bilemiyorum. Bantların üzeri cenaze doluydu. Cenazeleri çiğneye çiğneye çıkıyorduk yukarıya doğru" diye anlattı yaşadığı zor saatleri.


KADRİ ÖZKAN/İBRAHİM COŞKUN/DİHA/MANİSAN