Almanya Gündemi


Simsiyah yüzleri, şaşkın açılmış gözleri ile çıktıklarında, kimisi arkadaşlarını sordu önce, bir cehennemden kurtuldukları için, kimisi gülümsedi. Fakat hiçbiri, bir 'katliamdan’ kurtulduklarını hala bilmiyordu. Sevinçleri kısa sürdü... Kurtulmuş olmanın sevincini yaşayamadan, biranda yakıcı gerçek önlerinde öylece duruyordu. Resmi rakamlara göre 301 can, o madende yaşamını yitirmişti. Üstelik bunların gerçek rakam olup olmadığını da kimse bilmiyor daha. Ne kadar korkunç bir durum. Gözlerini kapatıp, biran o madende olduğunu zihninde canlandırdığında dahi, olayın korkunçluğundan gözlerini hiddetle açmak zorunda hissediyor insan... Üstelik yaşadıkları korkunç olayın şoku bununla da kalmadı. Tıpkı Van’da, tıpkı Roboskî’de olduğu gibi.
Bu kadar acının üstüne, tepki gösterenlere devlet güçleri şiddetle karşılık verildi. Başbakan’ın tokadı, müşavirinin tekmesi dünya basınında epey tartışıldı. Der Spiegel 'Cehenneme git Erdoğan’ (Scher dich zum Teufel) başlığını kullanarak belkide en ekstrem tepkiyi gösterdi. Bu güne kadar birçok açıklama yapılmasına rağmen, muammalar hala devam ediyor.
Geçen hafta yenilenebilir enerji politikalarından bahsetmiştik. Soma faciası nedeniyle bu konu biraz daha önem kazandı. Almanya’da alternatif bir enerji biçimi olarak, atom ve fosil enerjisi yerine, yenilenebilir enerjinin önemine dikkat çekmiştik. Fosil enerji kaynaklarından biri de kömür. Zira Almanya’nın kullandığı enerjisinin büyük bir kısmı kömürden elde ediliyor.  Bu anlamda Soma faciasının ardından, Almanya’daki kömür madenleri ve çalışma koşulları da sıkça gündeme geldi. Zira Almanya yeni enerji politikasıyla nükleer ve fosil enerjiden ziyade, yenilebilir enerjiye doğru yol kat etmeye çalışıyor. Türkiye’de ise durum her zaman olduğu gibi tam tersi bir seyir izliyor. Mersin’de yapılması düşünülen nükleer tesislerin fay hattında olması durumu, büyük bir kaygı uyandırıyor. Olayların meydana geldiği madeni tekrar çalıştırma isteğinden bahsetmeyeceğim bile...
Yeniden Almanya’ya dönecek olursak, bu anlamda Almanya’nın gelecekteki kömür politikaları üzerine kısaca değinmekte fayda var. Avrupa Komisyonu enerji politikası çerçevesinde aldığı kararla, 2018 yılına kadar- ki ilk tartışmalarda 2014’e kadar olan süre, daha sonra uzatıldı- ülkede bulunan bütün kömür madenleri kademeli olarak kapatılacak, madenler devlet tarafından desteklenmeyecek. Zira maden işletmek, özellikle güvenlik masraflarından dolayı, küçük işletmecilerin yapabileceği bir iş değil.
Bundan 10 yıl önce Almanya’da üretilen kömür miktarı yıllık 40 milyon ton iken, 2009 yılında 14 milyon tona düşürüldü. 2000 yıllarının başlarında toplam 17 madende 58 bin madenci çalışıyordu. 2011 yılında ise 12 milyon tona düşen kömür üretimi toplam 5 maden ocağında çıkarıldı. Bu maden ocaklarında ise ortalama 20 bin madenci çalışıyordu. Almanya’nın hala elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 40’ı kömürden karşılanıyor. Kömür işletmelerine desteklerin, kademeleri olarak çekilmesi, doğal olarak farklı sorunları da beraberinde getirdi. Madenler kapandıktan sonra, maden işçilerinin geleceği konusu, bu sektörde çalışanlar adına kaygı verici olarak karşılandı. Diğer taraftan, madenler işlevsiz kalınca, hala kullanılır düzeyde olan makinaların elden çıkarılması sorunu yaşamayan Almanya, bu aletleri, Polonya, Ukrayna, Rusya, Türkiye ve Çin gibi ülkelere güzel bir indirim karşılığında pazarlıyor.
Almanya'daki madenlerin kapanması durumunda ise çalışanlar diğer madenlere kaydırılıyor. Fakat madenlerin tamamen kapanması durumunda, maden işçilerinin durumu halen tartışma konusu. Bu duruma yönelik alternatifler geliştirilebilinir. İşsiz kalan madenciler için,- bu sistem çok iyi işlemese de - erken emeklilik, işsizlik parası gibi çözümler bulunuyor. Son olarak Soma’da yaşanan faciada, işçilerin durumunu ve çaresizliklerini gördüğümüzde, en azından Almanya’daki sistem mükemmel gibi görünüyor.
Yaşadığı maden faciasını gündemlerinden nasıl düşüreceği konusunda şaşkınlık yaşayan iktidar, Soma’da sergilediği pratik karşısında bütün dünya basınında olumsuz yönde geniş yer aldı. Almanya’da da televizyon ve gazeteler olaya genişçe yer verdi. Siyasilerin açıklamalarına tepki gösterildi.
İhmaller gün gibi ortadayken işi fıtratına mal ederek yapılan bir açıklama, ölen maden işçilerinin anılarına saygısızlıktır. Enerji politikaları değişirken, gözünü para bürümüş bir elit kesimle, Türkiye’nin geleceği fıtratına indirgeniyor.
Bütün bu kaos ve kargaşanın ardından, tepkilere rağmen Başbakan 24 Mayıs’ta Köln’e gelmeye hazırlanırken, sivil toplum örgütleri ve kurumlarda büyük bir protestoya hazırlanıyor.  Erdoğan’ın nasıl bir konuşma yapacağı ise artık sürpriz değil.