Çeteler, devlet desteğinden yoksun, bu kesimde kuvvetli bağı, bağlantısı bulunmayan, bilek gücü ve namlu ucuyla geçinen suç örgütleridir. Ismarlama tetikçilik yapar, haraç toplar, hırsızlık ve soyguna çıkar, mala, mülke el koyar, rüşvet alır, verir, kalpazanlık çemberlerini çevirirler. Ancak devletin etkin yüksek himayeden yoksun oldukları için, savaş gemisinden düşmüş, denizde çalkalanıp, dalgalarla savrulan serseri mayın gibidir.
Devlet takibinde, ama iktidardan kopuk oldukları için, her an gözden çıkarılmaya, harcanmaya hazır…
Hatta iktidarlar, zaman zaman bunları, hukuka bağlılık gösterisinde tokatlama aracı olarak kullanırlar. Hükümetler, insanların can ve mal güvenliği adına, üstlerine baskınlar düzenler. Boyunlarına binip, sıram sıram hapishanelere dizer, çeteleri. Böylece adil, hukukun bekçisi olduğunu kanıtlamaya çalışarak, kitlelerin desteğini arkasına alır.
Mafya’ya gelince:
Devlet içindeki bağı, bağlantısı, arkasına aldığı destek, gördüğü yardımla çeteden ayrılır. Yani Mafya, çetelerden farklı olarak içerden destekli, hatta gücün kendisidir.
1970’lerde Panama ve Kolombiya ve benzeri Latin Amerika ülkelerinde görüldüğü gibi doğrudan iktidar, ya da iktidar ortağıdır, Mafya…
Bu tür rejimlerde, Mafya'nın siyaset sahnesinde, partileri en popülerdir. Hayır kurumları, yardım kuruluşları da…
Günümüz dünyasında, Mafya iktidarları ve iktidar nimetlerini bölüşüm koalisyonlarında baş gösteren çıkar savaşları ayrı konu, "suç çocuğu" olarak doğan Mafya’nın ana vatanı, Amerika Birleşik Devletleri'dir. Burada kendini kanıtladıktan sonra, kendisine yakışan ününe sahip oldu. Sonra değişik kalıplara girip, kılıklara bürünerek siyasi, legal güç olarak dünyanın geri kalmış coğrafyalarına yayıldı.
Amerika’da, 1900’lerin başında, İrlandalılar ve İtalyanların oluşturduğu sayısız sokak çetesi vardı. Küçük çaplı vurgunlar, soygunlar yapan, haraç toplayan, ısmarlama cinayetler işleyen, isteyene korumacılık yapan…
Fakat, 1920’lerdeki ekonomik bunalım, bunu izleyen içki yasağı ve krizi aşma amaçlı devlet yatırımları, Mafyalaşmaya altın tepsi içinde sunulan imkan oldu.
İhaleler kapma savaşları başladı. Devlet ihalelerinde rüşvet, zorla el koyma, en iyi pay verene ihaleyi sunma, kendi adamlarını koruyup kollama dönemiydi, bu.
Öbür yanda, piyasada kıtlığı çekilen tüketim malları, özellikle içki, suç sektörünün en tatlı kazanç alanıydı. Bu sektöre üşüşüp, tesislerini de kurarak, dağıtım faaliyetine başladılar.
Artık küçük çetelere yer ve yaşama ortamı yoktu. Onları tasfiye ettiler. Güçlerini birleştirenler, etkin politikacıları, polis ve adliyenin kilit personeline de pay vererek yanlarına aldılar. Kazanç alanlarının egemeni "kartel" haline gelip, "tek el" oldular.
Ülkede Mafya şenliği başladı.
Mario Puzo’nın "Baba" adındaki romanında, anlattığı gibi, "kartel"in başına, "biat" anlamında "Baba" deniyordu. Düzenine de "babalar rejimi…"
Başka düzenlerde, babaların ayrı ayrı adları, mertebe isimleri var. Ama sonuçta hepsi bir… "Baba"ların yazılı kanunları yoktur. Hukuk günün havasına uygun, çıkararına göredir.
Babalar düzenini, örnek alan rejimler de vardı. Bunlar çıkarlarını birleştirip, koalisyon kuruyor, birbirine engel çıkarmadıkları sürece kardeşçe, bir arada yaşıyorlardı
Babalar koalisyonunun iktidarı, bu yönüyle kendi içinde şenlikli, ama çıkarlarına dokunan herkes düşmandır. Gazetecilerin kellesi alınıyor, konuşanın gırtlağı kesiliyor, özgürlük isteyenler "vatan haini" ilan edilip, maaşlı polis ve adliye personeli eliyle üstlerine çullanılıyor, haklarındaki suçlama sonra geliyordu.
Mafya koalisyonunda, çıkar bölüşüm çatlağı kanlı, gırtlaklaşma gaddarca oluyordu. Tuzaklar, entrikalar birine dolanarak uzuyor, yok etme baskınlarında ortalık ceset tarlasına dönüşüyor, poliste, adliyede daha etkin adamı olanlar güç olarak ortaya çıkıyordu.
Sıradan insanlar, Mafya koalisyonunda patlayan savaşı, hukuk adına, insanlığa hizmet sanıyordu.
Mafya savaşları
Her suç örgütü, mafya değildir. Yerel ve ya da uluslararası düzlemde faaliyet gösteren suç örgütleri ikiye ayrılır: Çete ve Mafya…