Mahkeme: Ergenekon Davası'nın yalan olduğuna dair somut delil yok
Yargılanan 203 sanık hakkında beraat kararı verilen Ergenekon Davası’na dair açıklanan 739 sayfalık gerekçeli kararda, “Soruşturmaların tamamının ortada hiçbir şey yokken ortaya atılmış, tamamen uydurulmuş delillere dayandığına dair de elde somut deliller yoktur” denildi.
İstanbul Ümraniye’de bulunan bir gecekondunun çatısında 27 adet el bombasının yakalanması ile başlayıp, ardı ardına yapılan operasyonlarda krokiler ve cephaneliklerin bulunmasıyla siyasetçilerden askerlere, gazetecilerden sivil toplum kuruluşu temsilcilerine kadar 235 sanığın yargılandığı Ergenekon Davası’na bakan mahkeme, 203 sanık hakkında beraat kararı verilen yargılamaya dair gerekçeli kararını dün açıkladı.
Sanıklar hakkında daha önce verilen müebbet hapis cezalarının Yargıtay'ca bozulması üzerine dava, İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülmeye başlanmıştı.
Daha önce verilen beraat, görevsizlik ve düşme kararları sonrasında 235 sanık yönünden devam eden ve farklı suçlardan 203 sanık hakkında beraat, haklarındaki hükmün açıklanması geri bırakılan 9 kişi dahil 29 sanığa çeşitli oranlarda hapis cezası, 2 sanık hakkında düşme ve bir sanık hakkında da ayırma kararı verilen Ergenekon Davası’nın hazırlanan gerekçeli kararı 739 sayfadan oluştu.
Gerekçeli kararda,
Gerekçeli kararda, FETÖ'nün toplumda kabul görebilecek ve destek bulabilecek bazı yanlışların yaşandığını iddia ettiği alanlara el atarak gerçeği aydınlatmak, suçluları yakalayıp cezalandırmak, toplum vicdanını tatmin etmek adına girdiği izlenimi vererek kamuoyu desteği sağladığı, örgütün bu soruşturma ve kovuşturmalarla elediği kişiler yerine kendi üyelerini ve etki alanındaki kişileri yerleştirerek zemin kazandığı kaydedildi.
“FETÖ, amacına ulaşabilmek için de her türlü yöntemi mübah görmektedir.'' ifadesi kullanılan gerekçeli kararda, bu manada bazı sanıklar ve avukatlarının "aramalarda ele geçen suç unsurlarını FETÖ/PDY üyesi kolluk mensuplarının yerleştirdiği" iddialarının bir kenara atılamayacağı, fakat bu konuda açıkça bir olayda delil uydurulduğu ispatlanmadıkça o olayla ilgili hükümde zorunlu olarak CMK 223/2-a veya "b" değil de "e" bendi gereğince delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi sonucuna varıldığı kaydedildi.
Davada uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamında açıklandığı üzere, örgütün kabulüne ilişkin delillerin yasal delil olarak kullanılmadığı belirtilen gerekçeli kararda, şu değerlendirmelerde bulunuldu: ''Bir an için bunlar yasal delil olarak kabul edilse bile bozma ilamında açıklandığı üzere suç örgütünün varlığını kabul için yeterli delil olmadıklarını da belirtmek gerekir. Durum böyle olmakla birlikte ortada iddianamelere konu bazı vakıaların da olduğunu kabul etmek gerekir. Yani soruşturmaların tamamının ortada hiçbir şey yokken ortaya atılmış, tamamen uydurulmuş delillere dayandığına dair de elde somut deliller yoktur'.'
Gerekçeli kararda, örgüt yönünden beraat kararına ilişkin şu değerlendirme yapıldı:
''(Ordu göreve) pankartının açıldığı cumhuriyet mitingleri düzenlenmesi, Cumhuriyet Çalışma Grubu adı altında TSK'nin görevi kapsamında olmayan, idarenin alanına müdahale eden işlemlerin yapılması, irtica.org internet sitesinde yayınlananlar, bunlardan bazı haberlerin AK Parti'nin kapatılması davasında delil olarak sunulması, ümraniye'de el bombalarının bulunması, aramalarda Yargıtay binasının krokisinin bulunması, NATO tesislerinin fotoğraf ve komutan isim listesinin ele geçirilmesi ve bunlara yönelik saldırı hazırlığı iddiaları, sanık Ibrahim Şahin'in ilgili adreslerinden bulunan patlayıcı madde, silah ve mühimmatlar, mahkememizce uyma kararı verilen Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bozma ilamında yasal delil olmadığı belirtildiğinden hükme esas alınmayan sanıklar Fikret Emek ve Mustafa Dönmez'in ilgili oldukları adreslerde yapılan aramalarda ele geçen silah ve patlayıcı maddeler bulunduğu gerçekleri, sanık Mustafa Dönmez'in ajandasından ele geçen krokiyle ilgili Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi kanaat belirtememiştir.
Yasal delil elde olmaması sebebiyle delil olarak kabul edilmese de iddialara konu teşkil eden bazı vakıaların dosyaya yansıması, sanık Doğu Perinçek ve arkadaşlarına yönelik yapılan soruşturmalarda elde edilen deliller yasal kabul edilmeyerek hükme esas alınmamış ise de bunlarla ilgili yapılan iddiaların şüphe düzeyinde kalması bu iddiaların kesinlikle yalan olduğuna dair de kesin delillerin bulunmaması, irtica ile mücadele eylem planı belgesindeki imzanın sanık Dursun çiçek'in eli mahsulü olduğu ya da olmadığına dair kesin bir delile ulaşılamaması, keza internet andıcı olayında olduğu gibi TSK'nin görev tanımında olmayan hükümetin yetki ve görevinde bulunan konularla ilgili propaganda çalışmalarının yapıldığının anlaşılması hususları bir arada değerlendirildiğinde gerek Ergenekon adı altında bir örgütün kurulduğu, gerekse bu örgüte üye sanıkların olduğu ve bu örgüt faaliyeti çerçevesinde başta anayasayı ihlal ve hükümete karşı suç olmak üzere birçok suçun işlendiği iddialarıyla ilgili delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.''
Kararda, "Ergenekon" adı altında suç işlemek için kurulmuş silahlı bir terör örgütünün varlığına hükmedilemediğinden bu örgütü kurmak, yönetmek, üye olmak ve üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlamasıyla yargılanan tüm sanıklarla, Ergenekon örgütü faaliyeti kapsamında, "anayasayı ihlal, hükümete karşı suç" gibi suçlamalarla yargılanan tüm sanıklar hakkında, mahkumiyetlerine yeterli, kesin, somut ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraat kararı vermek gerektiği kaydedildi.
MA/HABER MERKEZİ