Meclis Başkanı Cemil Çiçek, tutuklu milletvekillerine ilişkin değerlendirmesinde, 3. Yargı Paketi’ne işaret ederek, ‘’Yargı makamları istiyorsa tutuklu milletvekilleri bakımından da adli kontrol gibi, gerçekten çağdaş bir tedbiri uygulamaya koyabilecektir’ dedi.
24. Dönem 1. ve 2. Yasama Yılı faaliyetleri hakkında Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Çiçek, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Cemil Çiçek, tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin soru üzerine, 8 milletvekilinin tutuklama tarihleri ile yargılamaları yapılan mahkemelerin farklı olduğunu belirtti. Söz konusu milletvekillerinin 4 ayrı mahkemede yargılandığını kaydeden Çiçek, ayrıca milletvekilleri ile bazı davalar bitmek üzere iken bazılarının henüz yeni başladığını ifade etti. Tutuklu milletvekilleriyle ilgili konunun daha Parlamento oluşmadan, seçim sürecinde ortaya çıktığını hatırlatan Çiçek, seçim sürecinden sonra bunun siyasi bir sorun olarak karşılarına geldiğini söyledi. Çiçek, konunun iki yönü olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Biri yargıda olan kısmıdır. İyi işleyen bir demokraside, hukuk sisteminde, yargıya intikal eden konunun, yargı tarafından çözülmesi esastır. Görülmekte olan dava ile ilgili yasamanın neler yapabileceği bellidir. Temennimiz, yargının bu sorunu çözmesi ve sonlandırmasıdır. Maalesef bu mümkün olmadı. Yargının çözemediği sorun, siyasi bir kriz olarak bizim karşımıza çıktı.”

‘Çaba içinde oldum’

Bu sorunun çözümü bakımından, Meclis Başkanı olarak Anayasa ve İçtüzük’ün kendisine fazla yetki vermemiş olmasına rağmen, Meclis Başkanı sıfatının verdiği imkanla ciddi çaba içinde olduğunu hatırlatan Çiçek, “Ama ben prensip itibariyle bu işleri biraz kapalı devre götürmeye çalışan insanım. Özelikle tutukluluk söz konusu olunca. Cezaevi psikolojisini, onların yakınlarının, eşlerinin psikolojisini biliriz. Yerli yersiz o insanlara umut vermek, eziyet ifade eder’’ diye konuştu.

Çözüm böyle bulundu
Tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin çabalarını aktaran Çiçek, şunları söyledi: ‘’Bir çok teşebbüste bulundum. 3. Yargı Paketi ile ilgili olarak ‘acaba bu konuda, burada bir imkan söz konusu olabilir mi?’ diye gerekli çabayı gösterdim. Sorun iki şekilde çözülecek. Ya yargı çözecek ya da yargının uyguladığı kuralı değişeceksiniz. Yargı nasıl çözecek? Davayı biran ön önce sonlandırmak suretiyle. Ama bu davalar uzun sürdü. Karmaşık, çok sanıklı dosyalar. Bu davalar sonlanamadı. Birleştirilerek de pehlivan tefrikasına dönüştürüldü. Tahliye ederek sonuçlandırabilirdi. Çünkü CMK’nın 100. ve onu takip eden maddelerinde, tutukluluğun hangi hallerde gerçekleşeceği burada var. Tahliye edilerek çözülebilirdi ama burada da zorluk, bir mahkeme tahliye eder diğeri devamını ister. Dört ayrı mahkeme. Mahkeme ne karar vererek davayı sonuçlandırdı ne de tahliye suretiyle bu sorunu çözebildi.
Geriye kural koymak, değiştirmek kalıyor. Bu konuda çaba oldu ama bu kuraları koyma noktasında Meclis çoğunluğu açısından olumlu sonuç ortaya çıkmadı. Son teşebbüste de sadece 8 milletvekiline yönelik olarak bir kural koymak yerine, genel uygulamalar içinde soruna çözüm aramak tercih edildi.’’

Yargıçlar iyi anlamalı
3. Yargı Paketi’nin bir kaç konuda önemli olduğunu dile getiren Çiçek, “Tutuklama bir tedbirdir. Tedbir mahkumiyete dönüşmemeli. Yargıçlarımızın da yargı makamlarımızın da çıkardığımız yasaların ruhunu iyi anlamaları, iyi kavramaları gerekiyor. Tutuklu milletvekilleri de dahil özel yetkili mahkemeler olarak bilinen mahkemelerin uygulamalarından bir rahatsızlık olmuş. Meclis de bu rahatsızlığı, bünyesinde değişiklik yaparak bunu ortaya koydu. Demek ki Meclis’in mesajı, uygulamalarda dikkatli davranılmasıdır. Tartışmaların önemli kısmı, soruşturmanın yapılışı ve tutuklamalarla ilgilidir. Meclis yeni irade ortaya koymuş ve yargı makamlarının her şüphede tutuklama kararı vermek yerine elini genişletmiştir. Tutuklu milletvekilleri bakımından da adli kontrol gibi, gerçekten çağdaş bir tedbiri uygulamaya koyabilecektir. Ümit ederim yargı, yasamanın verdiği bu mesajı iyi anlamıştır’’ dedi.

‘Ben tutuklarım’ olmaz!
Günümüz dünyasında Ankara’nın bir ilçesinde verilen kararın 2 saat sonra Brüksel’de yankı bulduğunu belirten Çiçek, şöyle devam etti: “Kimse de artık, ‘Ben yaptım, tutuklarım’ gibi bir yola tevessül etmemeli. Yargının, yasama organı olarak koyduğumuz kuralın, değişiklin mesajını, felsefesini iyi anlaması gerekiyor. Ümit ederim ki bu sıkıntı kısa sürede çözülsün.’’

Fezleke iade edilecek
Bir gazetecinin, 3. Yargı Paketi’nin yürürlüğe girdiğini anımsatarak, Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş’ın durumuyla ilgili sorusu üzerine Çiçek, Aktaş ile ilgili fezlekeyi yargıya geri göndereceklerini bildirdi.

ANKARA




3. Yargı Paketi’ndeki düzenleme

‘Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’a göre, tutuklama yerine uygulanacak adli kontrolde süre sınırı kaldırılıyor. Tutuklamaya ilişkin kararlarda kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığıyla tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça yazılması gerekecek. Hakim veya mahkeme, tutuklamaya, tutuklamanın devamına ve tahliye isteminin reddine ilişkin karar verirken, kuvvetli suç şüphesinin varlığını, tutuklama nedenlerinin varlığını ve somut olayda tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu somut olgularla gerekçelendirecek. Kanunla, CMK’da yer alan, hakimlerin tutuklama yerine adli kontrol uygulayabileceğine yönelik düzenlemedeki süre sınırı kaldırıyor. Yürütülen soruşturmada, CMK’nın 100. maddesinde belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilecek. ‘’Konutunu ve belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ile belirlenen yer veya bölgelere gitmemek’’ şartları da şüphelinin tabi tutulacağı yükümlülükler arasında yer alacak.

Bozdağ da açıklamıştı

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da “Tutuklu milletvekilleri hakkında mahkemeler isterse adli kontrolün uygulanabileceğini” söylemişti. Bozdağ, yapılan düzenlemelerin ardından tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin, ‘’Tutuklu milletvekilleriyle ilgili isnat edilen suçlara baktığımızda üst sınırı 3 yıldan fazla olduğu için adli kontrol bugüne kadar uygulanmıyordu. Ama şimdi sınır kaldırıldığı için mahkeme karar verdiği takdirde uygulayabilir. Bu tamamıyla mahkemenin takdiri olan bir konudur’’ demişti.

BDP’li Sarıyıldız başvurdu

Bozdağ ile Çiçek’in açıklamalarının ardından tutuklu vekiller tahliye için mahkemelere başvurmaya başladı. İlk başvuruyu dün BDP’nin tutuklu Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız yaptı. Sarıyıldız’ın avukatları Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak yeni yasal düzenlemenin esas alınarak müvekkillerinin tahliyesini istedi. BDP’nin Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım’ın avukatlarının da bugün gerekli yasal başvuruyu yapması bekleniyor. Şimdi mahkemelerin BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, BDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, BDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan için vereceği karar bekleniyor.

CHP: Tutukluluk bitsin


CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, tutuklu milletvekili meselesinin bir an önce bitmesini beklediklerini belirterek, ‘’Çıkarılan yasada buna imkan veren bir düzenleme vardır’’ dedi. Öztrak, yapılan düzenlemeye rağmen halen tutuklu milletvekilleriyle ilgili kararın hakimlerin inisiyatifinde olduğuna dikkati çekerek, ‘’Tutukluluk çoktan kaldırılmalıydı. Çünkü bu durum hem taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara aykırıdır hem de Anayasa’ya aykırıdır. Aslında böyle bir düzenleme olmadan daha önce mesele çözülebilirdi’’ dedi.