Adeta coğrafyasına dönüştürülen Kürdistan’da, yıllarca oğlunun kemiklerini arayan Makbule Babaoğlu, oğlunu bulamadan ve dilinden düşürmediği barışa kavuşamadan 10 Ağustos günü bu topraklardan göçtü. 

Çiçek koyabileceği bir mezar taşının hayalini kuran bir anaydı Makbule Babaoğlu. Her şeye rağmen “Yine de barış” diye her Cumartesi  Galatasaray Meydanı’nda ‘Kaybedenlerin kaybedeceği’ günü bekleyerek hesap sordu. Ömrünün 23 yılını, Riha’nın Siwêreg ilçesinde kaçırılan ve ‘faili meçhul’le kaybettirilen oğlu Özgür Gündem Muhabiri Nazım Babaoğlu  için verdiği mücadeleye adadı.


Ne oğlunu ne de barışı gördü

Makbule ananın direnişi 80’lerde başladı. Oğlu İrfan 1980’de gözaltına alındı ve yıllarca cezaevinde kaldı. Ardından 1992’de tutuklanan oğlu Burhan’a müebbet hapis cezası verildi. Makbule ananın direnişi de cezaevleri yollarında çocuklarına destek olmakla başladı.12 Mart 1994’te ise Özgür Gündem Gazetesi Muhabiri oğlu Nazım, ‘Önemli bir haber var. Gazeteden biri gelsin’ diye kurulan tuzağa her zamanki heyecanıyla gitti. Siwêreg’de gözaltına alınarak kaybedildi.

Makbule ana bugünden başlayarak son nefesine kadar da Nazım’ın bir mezarı olsun diye mücadele etti. Yıllarca devlete faili meçhullerin akıbeti sorulmadan bu ülkeye barışın gelmeyeceğini söyleyen Makbule ana, bu topraklarda ne barışı gördü ne de oğlunun nereye gömüldüğünü öğrenebildi. 

Gitmediği yer, çalmadığı kapı, katılmadığı eylem kalmadı. Günlerini devlet kapılarında, valiliklerde geçiren Makbule ana, yüreğinin acısının soğumasını sağlayacak, gidip başında özlemini dile getirecek bir mezar taşı için yıllarca mücadele etti. Günlerce kimsesizler mezarlığında Nazım’ını aradı.


Torununu Nazım diye sevdi

Yaşadığı derin üzüntü, birçok hastalıkla birlikte alzheimer hastalığını da musallat etti ama Makbule ana, son nefesine kadar da Nazım’ı unutmadı. İçinde kapanmayan bir yara olarak Nazım’ın bir gün 19 yaşında olduğu gibi çıkıp geleceği umudunu korudu, gözü kulağı her daim kapıda, verilecek bir haberdeydi. Yıllarca adını verdiği torunu Nazım’ı severken aslında oğluyla hasret giderdi. 


Sözleri yankılanıyor

Gittiği her eylemde barışı dilinden düşürmeyen Makbule ana, her zaman barışın oğlu Nazım’ı geri getireceğine inandı. Çok acı çekti ama asla pes etmedi. Birçok anne gibi bu diyardan ayrılırken, acı ve özlemle gitti. Geride bıraktığı şu sözler ise hala yankılanıyor:” Devleti yönetenlere soruyorum; oğlumun kemiklerini bana vermeden nasıl barış yapacaksınız? Çocuklarımızın kemiklerini bizden gizleyerek nasıl barış yapacaksınız?”


DİLHAN YILMAZ/ŞÛJIN/AMED