'KCK İstanbul davası' kapsamında tutuklu Kürt siyasetçiler ise mahkemede yaptıkları savunmada "Özgür irademizle ÖYM'lerde yargılanmayı kabul etmediğimizi deklare ediyoruz" dedi.
Hükümetin ÖYM'lerin kaldırılmasına ilişkin hazırlıklarını değerlendiren BDP Eşbaşkan Yardımcısı Av. Meral Danış Beştaş, Türkiye'nin tarihi boyunca yargılama aşamasında çok ciddi hukuk dışı yollara başvurduğunu ve on binlerce kişinin mağdur edildiğini belirterek, "Bunun ilk deneyimi İstiklal Mahkemeleri'nde görüldü. Ardından, Sıkı Yönetim Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve AKP döneminde Özel Yetkili Mahkemeler ile TMK 10'la görevli mahkemeler bunu sürdürdü. Bu mahkemelerin tümü olağanüstü mahkemeler. Doğal yargıç ilkesine aykırı kurulan mahkemelerdir" dedi.

Çifte hukuka son verilmeli

Tümüyle devleti koruma üzerine kurulu ve devletin önceliklerini gözeten bir yargılama sisteminin olduğunu dile getiren Beştaş, "Demokratik kamuoyu bu mahkemelerin olağanüstü olduğunu, yargılamaların adil olmadığını, hukukun uygulanmadığını, hukukun kişilere, kimliklere farklı uygulandığını, çifte bir hukuk olduğunu hep ifade etti. Bu mahkemeler kaldırılmalıdır. Talebimizin başlangıç tarihi mahkemelerin kuruluş tarihine kadar gidiyor. İlk günden beri bu talebimiz, irademiz çok net" diye belirtti.


Kendi yarattıkları sistem
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik soruşturma girişimi ardından ÖYM'lerin resmen kalktığını ancak geçici 2'nci madde ile ellerinde kalan davaların bitirilmesi kararı verildiğini hatırlatan Beştaş, şöyle devam etti: "DGM'ler kaldırıldıktan sonra ÖYM'lere ihtiyaç var mı, yok mu tartışması yapılmadan otomatikman DGM'deki bütün kuralları, bütün sistemi bu mahkemelere CMK 250 ile görevli mahkemelere aktardılar. Sonra da TMK 10'la görevli mahkemeleri kurdular. Yani aslında kendilerinin yarattığı bir sistem var. Eskiden kopmadan, resmi ideoloji doğrultusunda geçmiş siyasi pratiklerini, yönetim pratiklerini terk etmeden, aksine bunu sahiplenerek ÖYM'leri ve TMK 10'la yetkili mahkemeleri kurdular. Bu çok hayati bir mesele. Türkiye'de Kürt sorunu, Kürtler, Kürt muhalefeti, eşitlik ve özgürlük mücadelesi, adalet istemi meydana geldiğinde, talep edildiğinde Türkiye'de ki bütün iktidarlar aynı refleksi göstermiştir. Bu nedenle ÖYM'lerin ve TMK 10'la yetkili mahkemelerin tabii ki kaldırılması gerekiyor."

Hükümetin kendi canavarı

Hükümetin yargıyı gelinen noktada kendisi için tehdit gördüğüne işaret eden Beştaş, "Teşbihte hata olmaz: Bir canavar yaratıldı. ÖYM ve onun devamı mahkemelerle gerçek anlamda insanların özgürlüğünü ortadan kaldıran, düşünce ve ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldıran, siyaset yapma hakkını ortadan kaldıran bir yargı pratiği ve siyasi bir tutum izlendi. Dünya tarihinde, aynı deneyimi yaşamış ülkelerde de, bu kadar sistemli, bu kadar iş birliği halinde yargının hukuku hiçe saydığı bir yargı pratiği çok azdır. Bunun en vahim örneği Türkiye'dir" dedi.

'Demokratik adımları destekliyoruz'

ÖYM'lerin kalkmasını istediklerini, bunun reddi yönünde bir yaklaşım içinde olmadıklarını ifade eden Beştaş, "Ama bu zamanlamanın manidar olduğunu belirtmeliyiz. AKP, kendisine yönelen tehdit ve soruşturmalara karşı bir önlem olarak görülmesini önleyemez. Böyle biz zamana da gelse demokratikleşme adımları her daim tarafımızca desteklenecektir. Tarihin bizi doğrulayacağını biliyorduk. Tarih bizi bir kez daha doğruladı. Bize, arkadaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen tutuklamalarda, yaratılan bu canavarın dişleri arasına bir gün iktidarın da gireceğini biliyorduk. Şimdi tarih geldi, bunu tehdit olarak uygulayanlara. Kendi silahları kendilerine döndü aslında" şeklinde konuştu.

'İsim değişikliğini kabul etmeyiz'

Bugüne kadar mahkemelerin sadece isimlerinin değiştiğini, hukuksuzluğun devam ettiğini belirten Beştaş, "Bu mahkemelerde ki düzenlemeler aynen CMK'ya aktarılacaksa pek bir değişiklikten bahsedilemez. Sadece değişen isimler olacak. İsim değişikliği olacaksa bunu asla kabul etmeyiz. Hükümeti gerçekten makyaj yapmadan, radikal adımlarla, yargı üzerindeki ve içinde ki tartışmalar bu kadar büyümüşken, gerçek demokratikleşme adımlarına davet ediyoruz. Türkiye'de olağanüstü yargılamalar, ayrıcalıklı yargılamalar tarihe karışmalı. Bunun zamanı çoktan geçmiş. Bugün bile miadını dolduran bir yargılama ile karşı karşıyayız" diye belirtti.


YASİN KOBULAN/DİHA/AMED