Şehit babamızın yol arkadaşı idi. 10 Temmuz 1965 tarihinde Diyarbekir’de kurulan PDK-T’nin beş kurucu üyesinden birisiydi. Sait Elçi, 1 Haziran 1971 tarihinde Kürdistan’ın Güneyinde Deşeş’in Kela Kumri mevkiindeki bir tepenin arkasında, 49’lar davasında beraber yargılandığı arkadaşı Dr.Şivan tarafından öldürüldü.

Ömer Turhan Ankara’da bir hastahanede esrarengiz bir biçimde öldü. Şerafettin Elçi yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek aramızdan ayrıldı.
Diğer ikisi Mam Şakir Epözdemir ve Dervişê Sado (Akgül) halen hayattadırlar.
Babamın otuzbeş yıllık mücadele arkadaşı, siyasi yaşamının en önemli tanıklarından çilekeş anam anlatmıştı. Gorbehişt Mam Liceli Fehmi Bilal 1965 yılının AÐustos ay’ında babamı Urfa’da iki kez ziyaret ediyor.
Mam Fehmi Bilal’ın son ziyaretinden sonra Ş.Elçi Urfa’daki evimize geliyor. Üç gün eve kapanıp PDK-T’nin tüzük ve programına merhum mam Kemal Badıl’lının da önerilerini alarak son şeklini veriyorlar. Partinin programı olan “Peşgotin” kısmını babam kaleme alıyor. Daha sonra 26 Ağustos 1965 günü Faik Bucak Diyarbekir’e gidip her zaman olduğu gibi Turistik Palas Oteli’ne yerleşiyor. 26 Ağustos gecesi 101 nolu oda’da yemin edip partiye katılıyor.
Annemin bana anlattığı kısa boylu, gözlüklü misafirimizi 1971 yılında Diyarbekir’de çıkartılacak günlük gazetenin toplantısına katılmak üzere gittiğim Diyarbekir’de tanımıştım.
Kêk Şerafettin babamın partiye katılıp yeni görev bölümü yapıldığında şehit Sait Elçi’nin Genel Başkanlık görevini babama bırakması üzerine kendisi de Genel Sekreterlik görevini Sait ağabey’e bırakıyor. Parti yönetiminde üye olarak yer alıyor.
Askere gitmeden önce parti ile ilişkilerini donduruyor. PDK-T yönelik 1968 tevkifatından kıl payı kurtuluyor. Askerlik dönüşü Diyerbekir cezaevine yol arkadaşlarını ziyarete gittiğinde şehit Sait Elçi kendisine dikkatli olmasını söylüyor. Bilinmeyen kişiyi aradıklarını anlatıyor. Ş.Elçi bu tarihten itibaren partiden uzaklaşıyor, Sait Elçi’nin şahadetinden sonra da illegal partilerde yer almamaya karar veriyor. Sanırım babamın şahadetinden sonra kendisinde oluşan yılgınlık Sait ağabey’in şahadetinden sonra illegal organizasyonlara nefret biçimine dönüşüyor.
1977 seçimlerinde Mardin’den AP milletvekili olarak parlamentoya girdi. Güneş Oteli’ndeki toplantıdan sonra 11’lerle birlikte CHP ile koalisyon yaparak, Bayındırlık Bakanı oldu. Verdiği bir demeçte “Türkiye’de Kürtler vardır. Ben de Kürdüm” demesi ona ikibuçuk yıl hapis cezasını getirdi. Bir bakanın ağzından “Türkiye’de Kürtler’in varlığının belirtilmesi” bir ilkti.
Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara’da kaldı. Mithatpaşa’daki bürosu Kürtler’in önemli bir uğrak yeri idi. Ankara’ya her gittiğimde mutlaka kendisini ziyaret eder, görüş alışverişinde bulunurdum.
Legal bir siyasi partide genel başkan olmak en büyük ideali idi. HEP’in kuruluşunda bu isteğine ulaşamadı. DEP’in kuruluşunda kendisine 2011 seçimlerinde Diyarbekir’den milletvekili olabilme olanağını sağlayanlar, yine DEP’e genel başkan olmasının önüne set çektiler. 1995 seçimlerinde CHP’den Şırnak milletvekili adayı oldu. Ancak beşbin kadar oy alıp milletvekili seçilemedi. Daha sonra kendisinin genel başkanı olcağı DKP’yi kurdu. DKP Anayasa mahkemesi tarafından kapatılınca bu seferde KADEP’i kurdu. Yanına bir zamanlar kendisine şiddetle karşı koyan Kürt sosyalistlerini aldı. Kürdistan’da siyaset böyle idi. Yaşa, yaşa gör tamaşa.
2011 seçimlerinde Diyarbekir’den blok listesinden bağımsız aday oldu. Hem kendisinin, hem de blokun oyları birleşince yeniden milletvekili seçildi. Kendisine aklın, mantığın almadığı suçlamaları yöneltenler için artık “tecrübelerinden faydalanılacak bir ağabey” idi. Aramızdan ayrılmadan önce anıları nehir söyleşi biçiminde Fanos yayınlarından “Doğunun Elçi’sinden Yüce Divana Şerafettin Elçi” olarak yayınlandı. Herkesin okuması gereken bir kitap. Kitabı soluksuz okudum.
Benim için çok önemli bilgileri içeriyor. Özellikle şehit babamın 1966 yılını Nisan-Mayıs aylarında PDK-T’nin kuruluşunu gorbehişt M.Mıstefa’ya bildiren mektubunun kendisi tarafından da teyit edilmesi önemlidir. Dervişê Sado kendi hatıratında bu olayı tahrif ederek mektubun gönderilmediğini, PDK-T’nin yakalanan belgeleri arasında çıktığını yazması enteresandı. Söyleşiyi yaparken kardeşimi arayarak babamın şahadet taraihini soruyor. Bu da ayrı bir dramdır!
Cenazesine tüm Kürt halkı sahip çıktı. Kürt bayrağı ile birlikte KCK bayrağıda cenazesinde taşındı. Onun için en güzel yorumu ise M.Ali Birand yaptı, “Mademki böyle önemli bir kişi idi, önemli fikirleri vardı neden sağlığında bu fikirlerinden faydalanmadınız.” Mesaj hem Türk demokratlarına, hem de sağlığında onu anlamayan Kürtlere yönelikti. Toprağı bol olsun. Yaşamını Kürtlerin özgürlüğüne adamıştı.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 31 Aralık 1840 tarihinde Botan beyi Mir Bedirxan Osmanlı yönetimine baş kaldırdı.
* Kürt siyasetçisi, Hevî Kürt Talebe Derneği kurucusu, Kürt Teali Cemiyeti Diyarbekir şubesi kurucusu, Xoybûn üyesi ve yöneticisi yazar Ekrem Cemil Paşa, 31 Aralık 1974’te aramızdan ayrıldı.
* KUM üyesi, DEP Viranşehir yöneticisi Fethi Yıldırım 5 Ocak 1994 tarihinde kontralar ve işbirlikçi korucular tarafından kaçırılarak kayıp edildi. Bir daha izine rastlanılmadı.