Şehit Mam Zeki’nin oğulları ve yakın akrabaları babaları için son sözü söylemeye gelenleri kapıda karşılıyordu. Yakalarında Mam Zeki’nin fotoğrafları, gözlerinde babalarından kalan gururlu mirasın izleri vardı. Elleri, ihanetin yaktığı acı ve kinle sıkıyorlardı.

 

MURAT MANG / CELLE

Celle adı Almanya’da Êzîdî Kürtlerle özdeşleşen bir kent. 16 Ağustos’tan itibaren ise Êzîdîlerin ziyaretgahına dönüşen bir kent oluverdi. Çünkü sadece Êzîdîler değil tüm Kürt halkının Mam’ı Zeki Şengalîsi, Türk devleti ve işbirlikçilerinin organize ettiği bir komplo sonucu şehadete ulaşmıştı. Cumartesi günü Mam Zeki’nin ailesinin de yaşadığı Celle’deki taziyeye vardığımızda önce park yeri bulmakta zorlandık. Her yer; içeri, dışarı tıklım tıklımdı. Êzîdî toplumunun her kesimi oradaydı. Sıradan bir taziye yeri değildi. Celle Êzîdî Kültür Derneği tarihi günlerinden birini yaşıyordu.

İçeri girdiğimizde şehit Mam Zeki’nin oğulları ve yakın akrabaları babaları için son sözü söylemeye gelenleri kapıda karşılıyordu. Yakalarında Mam Zeki’nin fotoğrafları, gözlerinde babalarından kalan gururlu mirasın izleri vardı. Elleri, ihanetin yaktığı acı ve kinle sıkıyorlardı. Hemen yanı başlarında Mam Zeki’nin şehit oğlu Kasım’ın resimleri ile süslü bir köşe hazırlanmıştı. Kendisi için hazırlanan köşesinden son kez Êzîdî toplumuna bakan Mam Zeki Şengalî, bir yandan yapılan sohbetleri dinleyerek seviniyor, diğer yandan ise toplumu için yarım bıraktığı işler nedeniyle üzülüyor diye geçirdim içimden. Şengal’in özerkliği, Êzîdîlerin birliği, Önder Apo ve Kürdistan’ın özgürlüğü yarım bıraktığı çalışmalarıydı Mam Zeki’nin.

Tanıyan herkeste iz bırakmış

Konuşmakta zorlanıyordu sevenleri. İhanet vurmuştu Mam Zeki’yi. Onu şahsen tanıyanlar Êzîdî toplumunun belki en şanslı insanlarıydı. Mam Zeki’yi anlamak isteyenler o kadar çok şey biriktirmişlerdi ki; konuşmalar bitmiyordu. O anlatılmakla bitmiyordu. O’nu tanıyan herkeste iz bırakmıştı. Her yürekten bir parça alıp götürmüştü Mam Zeki. Salonda bulunan Seid Şengalî isimli bir genç “Mam Zeki, sadece PKK’nin değil tüm Kürdistani partilerin sevdiği biriydi“ derken aslında Zeki Şengalî’nin mirasının ne kadar büyük ve sahiplenilmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyordu.

Tüm Kürdistan’ın Mam Zeki’si

Êzîdî toplumunun sanatçıları, şeyhleri, pirleri, aydınları, yazarları, akademisyenleri, kadınları, gençleri Celle’deydi. Salondaki konuklara hitaben kısa bir konuşma yapan Mam Zeki Şengalî’nin yeğeni Hasan Özden “Bugün gözümüzün nuru Mam Zeki’yi uğurlamak icin Şengal’e gidenler engellendi“ diyordu mikrofondan. Ardından “Ama her şeye rağmen Kürt halkı, Êzidxan halkı ona sahip çıkmıştır. Avrupa’nın dört bir yanında sahiplenme var“ diyerek Mam Zeki’nin tüm Kürdistan’ın Mam Zeki’si olduğunu tekrar dile getiriyordu.

   

İhanete öfke

Dedim ya en yakın tanıyanlar konuşamıyordu. Zorlanıyordu. Ağlamaklı oluyordu. Dokunamıyordum. Dokunsam... Ne olur, bilmiyordum. Mam Zeki’nin çok şey bıraktığı bakan her gözden, ağızlardan çıkan ilk kelimeden belli oluyordu.

Kadınlar el ve yüzlerindeki ‘deq’lerini konuşturuyordu, ellerini göğüslerine vururken. Êzîdî kadınları yaşadıkları fermanlar, dinledikleri ferman hikayeleri ile acıyı yüreklerine işleyen kadınlardı. Derneğin kadınlar için ayrılan bölümü ihanete öfke ile doluydu....

Mam Zeki Şengalî’nin ablası Dayika Xezal onu anlatırken ona verdiği bir sözü tutamadığı için üzüldüğünü dile getiriyordu. “Ağlamayacağım demiştim ama yapamıyorum“ diyordu Dayika Xezal. Çok doluydu!

Ne kadar süreceği belli değildi taziyenin. Akşam saatlerinde salondan ayrıldığımızda halen doluydu. Mam Zeki gidişiyle üzmüştü Kürt halkını ama bıraktıkları çok değerliydi. Bıraktığı Şengal’de Êzîdî gençleri, kadınları ordulaşıyor. Özerkliğe doğru adım adım ilerliyorlardı. Düşmana inat, fermanlara inat bu yürüyüş Mam Zeki ve onun ardıllarına verilen söz gereği devam edecek. Çünkü verilen bu sözü Celle’de kurulan taziye salonunda da duydum.