ANDOK RONAHİ


On iki yıl oldu. Zamana ve mekana sığdırılamayacak yol arkadaşıyla tanışalı. 

Hedef değil, yürüdüğümüz yolun kendisi mutluluk ve özgürlüktü…

Bu yolu özgür kılan, güzelleştiren yoldaşlardandır Deştî…

Deştî… İsmini nerden almış diye sorarsanız. 

Bismil’den.

Amed’de Bismilli birine sorarsanız ben Deştî’yim der. 

İşte Deştî de Bismilliydi ondan ismini Deştî yapmıştı. İnsanlığın, toplumsallaşmanın ilk deneyimlerinin yaşandığı o uçsuz bucaksız ovalardan almıştı ismini. 

Özgürlük anlamaktır, anlamak yetmez tanımlayabilmektir.

Bu özgürlük arayışçısını tanımlayabilmeyi bir görev bilerek ve İbrahim’in ateşine su götüren serçe misali elimden geleni yapmaya çalışacağım. 

Deştî…

Şanslı bir çocuktur. 

Kendisiyle –özüyle- bütün bir ortamda –köyde- doğar ve büyür. Sonra…

90’lı yılların başkaldırı yıllarında Amed’de kendini adım adım örer. 2000’lerde siyasi, kültürel çalışmalara öncü düzeyinde katılır. Kürtçe yayının yasak olduğu yıllarda Amed’de Azadiya Welat gazetesinin sorumluluğunu yürütür. Bununla birlikte gençlik çalışmalarına katılır. 2003’te Canlı kalkan eylemlerinin öncülerindendir. Devletin kirli savaşına karşı canlı kalkan eylemiyle ovalarda serhildanlarla karşı duruşu örgütleyenlerdendir. 

Bakar ki; bu yolla olmuyor…

Düşünür. Ve kirli savaşa karşı halkı koruyabileceği mekana: dağlara gitmeye karar verir.

Ve çıkar yola… 2005 yılıdır.  

Dağ’da ilk eğitimini Zap’ta alır. Daha sonra Özel Kuvvet devresine katılır. Oradan sonra basın çalışmalarına katılır. 2006 baharıdır. HPG-BİM’in kurumsallaşmasında hem site çalışmaları hem de Parastına Gel dergisinin Kürtçe bölümlerinin sorumluluğunu üslenir. Bunun yanında o güzel sesinden kaynaklı gerillaya ilişkin yapılmış pek çok görsel programın text’lerini okuyan odur. 

Yaklaşık 3 yıl bu çalışmaları yürütür. Daha sonra gerillada tekniğin gelişmesi için kurumsal çalışmalarda bulunur. Pek çok kurumsallaşmanın yaratılmasında emek harcar. En son Kürdistan halkına karşı başlatılan saldırılara karşı direnişi örgütlemek için Amed’e doğru yola çıkar… Ve yıllardır hayalini kurduğu Amed dağlarına ulaşır.


2001-AMED

Kürdistan’da gençlik hareketinin kendi ayakları üzerinde kalma bununla birlikte halka öncülük etme arayışlarının yoğun olduğu yıllardı. Pek çok belirsizliğin olduğu yıllardı. Nasıl bir mücadele, nasıl bir örgüt, nasıl bir gençlik tartışmalarının olduğu yıllardı. 

Bu yıllarda gençlik arasındaki tartışmalarda ortaya çıkmış bir eylem tarihe damgasını vuracaktı.


‘Anadilde eğitim kampanyası’

İşte bu eylemin öncülerindendi Deştî yoldaş. Hem anadilin öğrenilmesi duyarlılığını yaratan, hem bunu politik sahaya taşınmasında emek harcayanların başındaydı. Deştî o yıllarda Dicle üniversitesi kampüsünde ilk Kürtçe dersi veren öğretmendi. Bundan dolayı yıllar sonra bile ona “Mamoste” denirdi. 

İşte mamoste Deştî hem mamoste hem gazeteci hem gençlik öncüsü olarak yıllarca emek harcadı. Lakin şehirler ona dardı… 


“Gava ez diçûm


Niviştek çékiribû


Diya min ji bo min


Sê nanê firnê qewl kiribû

Lêvikên wê diricifîn


Çavikên wê diperpitîn

Ku ez vegeriyama


Wê sê rojan rojî bigirta


Di ber riya xwedê de


Wê sê nanê firnê belav bikira


Di ber riya şex û ûcaxan de


Wê şîrê şêr ji min re bianiya”*


2006-ZAP

Uzun ince boyu, pala bıyığıyla ilk gördüğümde bir yabancı gibi gelmişti. Aslında yeni gelmiş olmanın verdiği bir psikolojiyi yaşadığından gözlemciydi ve kendini yabancı hissediyordu. Bu uzun sürmedi. Ortama kısa sürede adapte oldu. Tabi adapte olmak dediğim aynılaşmak değil. Kendiliğini korudu ve rengini kattı. 

Öyle bir yıldı ki hem Zap’ın en güzel yılıydı. Daha sonra başlatılan obüs ve hava saldırılarıyla en zor yılına dönüştü. Gerilla için çok rahat hareket ve konumlanma imkanından keşif uçaklarının ve hava saldırılarının başladığı bir döneme. Hele hele bu yılların ilk tecrübelerinin yaşandığı yıllarda oralarda olmak zordu.

Bu yılları zor kılan diğer bir şey ise o dönem parti saflarında açığa çıkan farklı anlayışlardı. Bu anlayışlara karşı en net tavrı sergileyen kişilerin başında Deştî vardı. Gerek pratik gerekse de düşünsel anlamda hiçbir hesap ve kaygıya düşmeden katılımın adıydı Deştî.

Yeni dönem üslenmesini yaparken durmadan çalışır, çalışma hava kararınca biterdi. Bir lokma ekmekle bir bardak çay içtikten sonra bu sefer bilgisayarın başına geçer yazmaya başlardı. Yazdıkları bazen Türkiye gündemine girerdi ama kimse bilmezdi onun yazdığını. Belki yıllar sonra onun yazılarını toplar kitaplaştırırsak o zaman bilinir ne yazıp düşündüğü. Ama şunu çok iyi bilirim ki; söylediği pek çok şeyi günler sonra bazen aylar sonra doğrulanırdı.

Deştî gerçek bir entellektüeldi. Hem Kürt edebiyatı hem de genel dünya edebiyatını iyi okumuştu. Tabi entellektüelliği bundan değildi. Anlamanın, görmenin, anlatmanın yada okumuş olmanın entelektüellik olmadığını çokça dile getirirdi. Entellektüellik sorunlara çözüm olabilme eyleminde bulunabilmekti.

Yıllarca zor olan dağ basıncılığını en iyi şekilde yapmayı başardı. 

Sonra gerillanın ihtiyacı olan uzmanlaşma, teknik çalışmaların kurumsallaşabilmesi için farklı bir çalışmaya görevlendirildi. Ve ardından Sur direnişinin komutanı Çiyager yoldaş gibi arkadaşlarıyla bu çalışmada önemli gelişmeler yarattı. 

O dönemde kamplarımız birbirine yakındı. On-on beş günde bir öğle yemeğine onlara misafir olur saatlerce sohbet ederdik. Bir kaya oyuğundaki kamelyada, o dönem yürüttüğümüz sohbetlerin tadı halen damağımdadır. Olanlar, olması gerekenler ve hayallerimiz üzerine Çiyager, Salih, Deştî arkadaşların hafızamda bırakmış oldukları büyük bir iz var. Yaşamlarındaki disiplin ve estetiği halen gıptayla anımsıyorum. Tabi bir de tüm yoldaşlara duydukları saygı ve mütevazilik o dönemlerin silinmeyen izleri. 


2012-METİNA


Militan özellikleri özümsemedeki başarısından dolayı yeni savaşçı devre komutanı olarak görevlendirdi. Dağa yeni gelmiş harekete duygusal bağlı onlarca genci militanlaştırmak gibi zor bir görevi zevkle aşkla yapmış ve her çalışmasında olduğu gibi bu çalışmasını da onlarca devrimci militan yaratarak sonuçlandırmıştı. Kürtçe öğretmeni olarak başladığı devrim yaşamına yaşam öğretmeni olarak devam ediyordu.


2014-DEVRİM YILLARI

Yıllar geçti. Ve yollarımız yeniden kesişti. Devrimin mekanında devrim inşacısı olarak. En yoğun DAiŞ saldırılarının olduğu süreçte hem bu saldırılara karşı savunma teknikleri üretmek hem de bu teknikleri savaş cephesinde kullanmak gibi inanılmaz bir tempoyla devrime katıldı Deştî yoldaş. Bu yıllarda bazen aylarca görüşmediğimiz olurdu. Görüştüğümde sorardım ne var ne yok diye. Mütevazice cevap verirdi. Yaptığımız tekniği denemek için gittim. Denemek birkaç atışla olabilirdi. O öyle yapmıyordu. Hem çevresindekilere öğretiyordu. Hem de kullanıyordu. 

Profesyonel bir havancıydı. Hem havan yapımı hem de kullanımında gerçekten çok ustaydı. Tabi pek çok usta havancı vardır ama en yoğun DAİŞ saldırılarının olduğu cephelerde uykusuz aralıksız savaşabilmek yürek ister. İşte Deştî öyle koca bir yüreğe sahipti. En son Ortadoğu halklarına umut olan devrim sahasının sınır noktasında bir dağda görüştük, ve tekrardan görüşmek umuduyla ayrıldık…

Deştî Artım (Şakir Özaydın) 29 Haziran 2017’de Amed’de yaşanan bir çatışmada şehit düştü...



* Renas Jiyan’ın şiiri. Bu şiiri Deştî çok güzel okurdu…