Siyaset ve Demokratik Düşünce Akademisi tarafından düzenlenen üç günlük konferansta siyasetçi Dr. Faik Gulpi ve YNK Politbüro üyesi Mele Bextiyar’ın açılış konuşması ardından, HDK Eşsözcüsü ve HDP İzmir milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün moderatörlüğünü yaptığı ilk panel gerçekleştirildi. Ertuğrul Kürkçü yaptığı konuşmada, Türkiye’de 15 Temmuz’daki darbe girişimi ve Öcalan’ın İmralı’daki durumuna dikkat çekti. Konuşmasında Türk devleti yetkililerine seslenen Kürkçü, “Öcalan’ın yaşamı ve esenliği, bir tutsak olarak hayatının emin ellerde olduğunun açıklanması Türkiye’deki en önemli taleplerden biridir” dedi.

Milyonlarca insanın bu sorunun yanıtını merak ettiğini belirten Kürkçü, Türk hükümetinden bu sorunun yanıtını net olarak vermesini isteyerek “Öcalan’ın bugünkü durumunun ne olduğunu bilmek hakkımızdır” diye konuştu. 


Savaş ve barışı öğretti

Öcalan’ın durumunun en önemli siyasi meselelerden biri olduğunu vurgulayan Kürkçü, Kürdistan, Türkiye ve uluslararası alanda yürütülen kampanyaları hatırlattı. Ortadoğu’da istikrarın Kürt meselesinin çözümüyle bağlantılı olduğunu belirten  Kürkçü, bu açıdan da Öcalan’ın çözüm önerilerinin önemli olduğunu, çünkü Öcalan’ın Kürtlere sadece savaşmayı değil, barışmayı da öğrettiğini kaydetti.

 Kürkçü daha sonra sözü Hatip Dicle’ye bıraktı. Hatip Dicle Kürtçe yaptığı konuşmasında, Kürt sorununun nasıl ortaya çıktığını; Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren yaşananları; 9 Ekim ve 15 Şubat komplolarına götüren süreçleri anlattı. 

 İkinci panel ise “Öcalan’a karşı tecrit: İmralı Sistemi” başlığı altında yapıldı.

Moderatörlüğünü HDP Eşbaşkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un yaptığı panele, Nelson Mandela’nın avukatı ve Uluslararası Barış ve Uzlaşma İnisiyatifi’nden Essa Moosa ve Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca sunumlar yaptı.

Tuğluk, konferansı çok önemsediklerini ifade etti. Öcalan’ın avukatlığını da yapan Aysel Tuğluk, “Öcalan’ın İmralı’ya getirilmesinden itibaren bir işkence sistemi, irade kırma amaçlı özel bir uygulamanın olduğunu gördük, tanıklık ettik” dedi.

Bu sistemin ne Türkiye yasaları ne de uluslararası hukuk açısından hiçbir meşruiyeti olmadığını belirten Tuğluk, Öcalan ile mevcut durumda hiçbir görüşme gerçekleştirilemediğini söyledi. “Öcalan’ın hangi koşullar altında yaşadığına dair hiçbir bilgiye sahip değiliz” diyen Tuğluk, tecritte tutulanın Kürt halkının iradesi olduğunu vurguladı.

Tuğluk, “Artık İmralı sisteminin düzeltilmesi değil, tümden ortadan kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne giden sürecin açılmasını istemenin vicdani, ahlaki bir görev olduğunu” söyledi.


Kutsal çabalar sergiledi 

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, İmralı Sistemi’nin nasıl kurulduğunu anlattı. Öcalan’ın yıllardır barış ve demokratik çözüm iradesinden vazgeçirilmeye çalışıldığını belirten Sarıca, Öcalan’ın İmralı‘da bulunduğu süre boyunca demokratik çözüm için “kutsal çabalar” sergilediğini ifade etti.

İmralı’da baskı ve tecridin sürekli arttığını söyleyen Rezan Sarıca, Öcalan’a verilen hücre cezaları, cezaevindeki keyfi uygulamalar, fiziki müdahaleler, tehdit ve psikolojik baskıları aktardı. 5 yıldır avukatları olarak Öcalan ile görüşmeye çalıştıklarını anımsatan Sarıca, ancak görüşmelere tüm kapıların kapatıldığını dile getirdi.

Sarıca, Öcalan’a tecridin daha sonra Kürt kentlerinin de tecrit edilmesine kadar vardırıldığını belirterek, “Darbe dinamiğinin çeşitli uygulamaları ile karşı karşıyayız” dedi. Sarıca, “Çok yönlü saldırılar çok yönlü direnişle boşa çıkarılmadıkça, demokratik çözüm sürecine dönülemeyecektir” diye ekledi.


Çarpıcı benzerlikler

Sarıca’nın ardından Nelson Mandela’nın avukatı ve Uluslararası Barış ve Uzlaşma İnisiyatifi’nden Essa Moosa sözü aldı. Moosa, “Nelson Mandela’nın mücadelesi ile Abdullah Öcalan’ın mücadelesi arasında çok çarpıcı benzerlikler var” dedi. Moosa, “Öcalan’ın durumu, tabi tutulduğu izolasyon Mandela’nın maruz kaldığı tecritten çok daha kötü” diyerek, Mandela’nın genel olarak diğer siyasi tutsaklarla birlikte kaldığını hatırlattı.

İmralı’daki tecridin uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyleyen Moosa, Öcalan ila tanışma sürecini anlattı. Moosa, Öcalan esaret altına alınmadan önce bir Kürt delegasyonun Güney Afrika’ya geldiğini ve bu sayede Kürt mücadelesini tanıdıklarını söyledi. 


 ROJNEWS/SÜLEYMANİYE