Troll, İskandinav folklorunda yer alan mitolojik bir yaratıktır. Mağaralarda yaşayan bu yaratık dev ya da cüce olarak tasvir edilir. Kendilerini gizleyebilecekleri karanlık yahut puslu zamanlarda ortaya çıkıp uygun yol kavşaklarında insanlara tuzaklar kurarlar, onlar zarar verirler. Gündüzleri, aydınlıkta ortalıkta gözükmezler, gün ışığına maruz kaldıklarında patlar veya taşa dönerlermiş. Modern çocuk hikayelerinde genellikle köprülerin altında bekleyen, yolcuları çeşitli işlerle oyalayan veya haraçkesen karakterler olarak resmedilir. Bugün en çok internet ve sosyal medya ile ilgili olarak kullanılan trollük ise internetteki sosyal paylaşım alanlarında insanları tahrik etmek, provoke etmek amacıyla e-posta veya çevrimiçi grup mesajları göndermek olarak günlük dilimizde bir yer bulmuş durumda. Bir de görsel ve yazılı medyada boy gösteren siyaset ve kültür trolleri vardır. Görev ve iştahları mitolojik troll ve internet trollerinden farklı değildir.
Trollerin büyük bir bölümü hayatlarını güçlü ve başarılı olarak gördükleri insanlarla özdeşleştirmeye, onlar gibi davranmaya ve onlara yaranmaya çalışmakla geçirirler. Yaranmaya çalıştıkları güç ve iktidar sahibinin rakip bellediklerine en olmadık ithamlarla saldırır, muhalif kişi, grup yahut ideoloji ile ilgili gerçek dışı bir olayı ya da durumu günlerce gerçekmiş gibi tartışır ve bu algı operasyonlarının tetikçiliğini yaparlar. Birçok şey söyler, birçok şey yazarlar ve sonuçta söyledikleri tonlarca şey birkaç sığ cümlede özetlenebilek kadar derinlikten yoksun tespit ve önerilerdir. Asıl görevleri kafa karıştırmak, gündemi bulundurmak ve ve yardakçıları oldukları güç sahipleri için ava çıkılacak puslu bir havalar yaratmaktır.
Bir de mankurtlar vardır. Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" romanından tanıdığımız mankurt, Orta Asya steplerine ait bir efsanedir. Juanjuan kabilesi esir aldıkları düşmanlarının kafasını kazıtıp, kazınmış kafaya geçirdikleri taze oğlak derisi ile onları güneşte bekletirlermiş. Kafada kuruyan deri çıkan saçın dışarıya doğru uzamasına izin vermez, saç içe doğru uzarmış. Bu işkenceye maruz kalanların büyük çoğunluğu büyük acılar içerisinde delirerek ölürlermiş. Hayatta kalan çok az kısmı ise bütün hafizasını ve akli melekesini yitirip tam bir robota dönüşürmüş. İşte bu robota dönüşmüş insana mankurt deniyor. Mankurtlaştırdıkları insanları eğittikten ve kendi kabilesine düşman haline getirdikten sonra kabilesinin içine gönderip kendi kabilesine karşı savaştırırlarmış.
Geçmişte de olmakla birlikte ama özellikle AKP iktidar döneminde Kürt Özgürlük mücadelesine, onun yarattığı değerlere, Kürt kültür, dil ve sanatına karşı iktidar destekli medya ve sanat camiasında Kürt mankurt troller sıkça arz-ı endam etmektedirler. Kürt sol siyasi geleneğinden gelen, bir dönem bu cephede siyasi, kültürel ve sanatsal faaliyetler yürüten Orhan Miroğlu, Muhsin Kızılkaya ve Mehmet Metiner troykası yıllardır büyük bir çaba ve iştahla yürüttükleri yandaşlığı millet vekilliğine tahvil etmeyi başarmış ve önümüzdeki dönemde bu ödüle layık olmanın kadirşinaslığını gösterecek bir yoğunlaşmaya sahip olduklarını millet vekilliği yeminini ederkenki heyecanları ve iştahlarıyla belli etmişlerdir. Bu troykanın geçmişte de öyle olmakla birlikte bu dönemde özellikle Kürt dil, kültür ve sanatının gelişimini engelleme, manipüle etme ve asimilasyonu güçlendirme görevi ile tazif edildiğini söyleyip bu alanda nasıl bir faaliyet yürüttüklerini ve yürüteceklerini bir başka yazıya bırakacağım.
Bir hatırlatma. Troller bir süre sonra internet ortamının dalga geçilen, ciddiye alınmayan unsurlarına dönüşüp silinip giderler. Mankurtların sonu ise daha trajiktir. Halklarına karşı savaş görevinden eğer sağ dönmüşlerse, bizzat efendileri tarafından imha edilirler. Zira halkına onca zararı veren şuursuzun kenedilerine de zarar vermeeyceğinin garantisi yoktur.