EGÎD EREN/BRÜKSEL

Beyaz fosfor bir savaşta sivillere karşı kullanılabilecek en acımasız silahlardandır. İlk defa İngilizler tarafından Birinci Dünya savaşından sonra 1921 yılında ABD ordularında deneme amaçlı kullanılmış. İkinci Dünya Savaşı’nda Hamburg bombalanırken insanlar yanmaya başlamış ve bu yüzden kendilerini denize atmak zorunda kalmışlar. Ancak sudan çıktıktan sonra tekrar yanmaya başlamışlar. Yaşattığı dehşet ağrılar itibari ile fosfor görebileceğimiz en kötü bombadır. Sömürge tarihi tekerrür etti; Türk devletinin Rojava’ya yönelik soykırım savaşında karadan giremediği Serêkaniyê kentine uluslararası anlaşmalarca yasaklanmış fosfor bombasını kullandığına dair ciddi kanıtlar oluştu. Til Temir kasabasındaki bir hastaneye getirilen 13 yaşındaki bir çocuğun vücudunda görülen ağır yanıklar, fosfor kullanıldığına dair şüpheleri güçlendirdi. Gazetemiz Yeni Özgür politika hem bulguları, hem fotoğrafları, hem de kimi doktorların görüşlerini sayfalarına taşıyarak, konunun araştırılması gerektiğinde ısrarcı oldu.

Manşetimiz eylem alanlarında

Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarını protesto etmek amacıyla Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Konseyi önüne düzenlenen yürüyüşte Yeni Özgür Politika’ın son günlerde dünyanın gündemine oturan “Chemical Erdoğan”, “Turkish War Crimes” manşetleri taşındı. “Chemical Erdoğan” manşetini şeffaf bir naylonla kaplayarak açan Dersimli Musa Kahraman Frankfurt’tan eyleme katılmış. Son derece öfkeli olan Kahraman, eğer gerçekte dünyada adalet-hukuk-vicdan varsa, Tayyip Erdoğan’ın Rojava’da işlediği savaş suçlarının hesabının sorulacağını ifade etti. Rojava’da birçok kişinin vahşice katledildiğinden, kimi yerlerde ise yasaklı gazların kullanıldığından NATO ve BM’nin haberdar olduğunu kaydederek, “Eğer vicdan varsa, Erdoğan’ı burada yargılasınlar. Özelikle bu manşeti bundan dolayı burada taşıyorum. Birleşmiş Milletlerin önüne geldik. Hatta evde de söyledim, en önde tutacağım bu manşeti. Herkes bunu görsün! Erdoğan’ın yaptığı bu zulmü bilsin” diye konuştu.

‘Diktatörü kim durduracak’

“Direnmekten başka çaremiz yok” diyen Musa Kahraman, Saddam’dan sonra Erdoğan’ın Rojava’da ikinci bir Halepçe’yi yaşattığını sözlerine ekleyerek şöyle devam etti: “Savaşın da bir hukuku var. Türk devletinin bir hukuku yok. Tayyip Erdoğan vahşi katliamlar yapıyor. 40 senedir aldıkları en yüksek teknolojik silahlarla Kürtleri kırımdan geçiriyorlar. Uluslararası kuruluşların, devletlerin harekete geçmesi lazım. Yaptırımdan bahsediyorlar ama ne hikmetse yaptırımları hep sözde kalıyor. Peki bu diktatörü kim durduracak?”

‘Kimyasal şüpheleri güçlü’

Eylemde görüştüğüm başka bir isim ise Abdulbaqi Assad idi. Suriye İnsan Hakları Örgütü (MAF) Başkanı Abdulbaqi Assad ile NATO logosunun üzerinde olduğu “Rette die Kinder der Kurden in Syriyen” dövizlerini dağıtırken karşılaştım. İsviçre’nin Zürih kentinden eyleme katılan Assad, Suriye’de işlenen savaş suçlarını kayıt altına alıyor. Kimyasal kullanıldığı şüphelerine ilişkin ise şunları belirtiyor: “Şu anda kimyasal silahlarla yaralanan bazı çocuklar Fransa’da tedavi ediliyor. Erdoğan bir savaş suçlusu olarak yargılanmalı. Erdoğan’ın işlediği cinayetler tespit edilmiştir. Bu tespitlerimizi içeren dosyaları uluslarası heyetlere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderdik. Uluslararası kimi heyetler de tespitlerimizi onaylıyor.”

‘Manşetten çok etkilendim’

Eylemde ”Turkish War Crimes” manşetiyle çıkan gazetemizi taşıyan başka bir ise Rojava’nın Qamişlo kentinden olan Abdülsemet Hüseyin. İki yıl önce Almanya’ya gelen Hüseyin, bir sağlık çalışanı. Gazetemizde yayımlanan belge ve fotoğrafların çok önemli bir kanıt niteliğinde olduğunu söyleyen Hüseyin, Türk devletinin işgal saldırıları karşısında duygularını ise şöyle dile getiriyor: “Bu savaş sadece Rojava’ya yönelik değil. Bu savaş tüm Kürtlere açılmış. Biz Kürtler hepimiz el ele verip, bu yaşamı savunmalıyız.”

Yeni Özgür Politika’nın manşetinden ve manşete taşıdığı haberden çok etkilendiğini ve kendisini eylemde bulduğunu belirten Abdülsemet Hüseyin, “Bu manşet Erdoğan’ın kimyasal silahlar kullandığının belgesidir. Tüm halklara ve devletlere sesimizi ulaştırmak istiyoruz” dedi.