YEREL SEÇİMLER GÜNDEMİ


Belki de şu ana kadar hiçbir yerel seçim 30 Mart 2014 seçimleri kadar stratejik bir konumda olmamıştır. 30 Mart yerel seçimleri bir referandum özelliğini taşımakla birlikte, seçmeni de keskin bir şekilde tutum almaya itmiştir. Kuzey Kürdistan seçmeni genel anlamıyla siyasi tercihini ve rengini belirlerken özellikle Kürt-Alevilerin merkez üssü sayılan Dêrsim ve Maraş‘ta Alevilerin alacağı tavır ve siyasi tercihlerini gözönünde bulunduruyor. Çünkü, Kürt Alevilerin 30 Mart’taki siyasi ve toplumsal tercihleri beraberinde ‘biz mi kendimizi yöneteceğiz’ yoksa ‘başkaları mı bizi yönetmeye devam edecek’, ‘soykırım ve katliamları reva gören bu sisteme ‘dur’ deme iradesini gösterecek mi?’ sorularına yanıt olacaktır. Ya da katliamlara reva görülen bölge halkı, mevcut sisteme ‘dur’ deme iradesi gösterebilecek mi?
Bu nedenle Kürt Alevilerin yaşadığı Maraş’ta BDP-HDP adayları başta olamak üzere, Alevi ocak temsilcileri, Alevi dedeleri, sanatçılar, çocuklarını savaşta yitiren anne ve babalar, köy dernekleri, aydın ve yazarların seçimler başta olmak üzere bölgede yaşayan Alevilerin nasıl tavır almaları gerektiğine ilişkin görüşleri de bir o kadar önemli olacaktır. HDP’nin Nurhak Belediyesi Eşbaşkan Adayı Ali Orak, Pazarcık Belediye Eşbaşkan Adayı Ayşe Sonzamancı, Elbistan Belediye Başkan Adayı Ayşe Nur Vaizoğlu, Mustafa Bakır Dede, İbrahim Sinemillioğlu, Pir Mehmet Yüksel, yazar Aziz Tunç, Ozan Emekçi, Ozan Hasan Yıldız, Ozan Ali Matur, Ozan Şêxo, Ali Onuk, Xate Dirlik, İbrahim Gezer, Döne Taş, Bektaş Sincer, Ali Anuş ve Avrupa Maraş HDP’yle Dayanışma Komitesi üyelerinden Rojda Yıldırım, Kürtlere ve Alevilere, kendi kimliklerine sahip çıkma çağrısı yaparak “AKP’ye oy vermek yeni Roboskîlere, CHP’ye oy vermek yeni Maraş katliamlarına davetiye çıkarmaktır. Kürt- Türk Alevi halkı ve tüm demokratik güçler, kırk katıra veya kırk satıra mahkum ve mecbur değillerdir” diyerek ‘üçüncü bir yol var’ mesajını verdi.

Ali Orak (Maraş - Nurhak HDP Belediye Eşbaşkan Adayı):

Bölgemizden Avrupa’ya gelen Kürt Alevilerle buluşup geceler düzenledik, toplantılar, sohbetler gerçekleştirdik. Avrupa’da yoğun bir kitleye sahibiz. Özellikle Maraş Alevileri. ‘Ülkemizden, bölgemizden neden bu kadar çok sürgün edildik’ sorusunun cevabı aslında Alevilerin Türkiye’de dolayısıyla bölgemizde neyle karşılaşdıkların da bir cevabıdır. Aleviler, Kürtler, ezilenler, emekçiler seksen yıllık Cumhuriyette hiç bir zaman kendilerini ifade edemediler, özgürce kimliklerini veya inançlarını yaşayamadılar. Bizler şimdi bu tarihsel döngüyü değiştirmek, dönüştürmek veya en azında inançları ve kimlikleri kendi özü ile buluşturmak için iki parti (BDP-HDP) adı altında çalışmalara başladık. Mevcut sürece müdahale etmek istiyoruz. Tabi bu yalnız bizim başarabileceğimiz bir şey değil. Halkımızın ciddi anlamda yanyana gelmesi ve çalışmalarımıza destek vermesiyle gerçekleşebilir. Ne Avrupa’daki tek başına ne de bölgemizdeki tek başına bir başarı elde edemez. Gücümüzü ortaklaştırmalıyız.
Seçimler örgütlenmemiz için her ne kadar bir vesile olsa da esasında uzun vadeli bir örgütlülüğe ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Seçimlerle birlikte bir sıçrama yapabiliriz. Yoğun bir ilgi ile karşılanıyoruz. İlgi ile karşılanmamız yeni bir parti olduğumuz, yeni adaylar olduğumuz veya geniş olanaklara sahip oldumuz için değil. İlgi projelerimize, söylemlerimize, niyetimize, gerçeği aramamıza ve inançların yüz yıllardır kanayan yaralarına dokunduğumuz içindir. Bu hususta ciddi bir boşluğun olduğunu keşfettik. Aslında örgütlendikçe insanlarımızda bu boşluğu hissettiler. Sonuç olarak bölgemizdeki ağır kırılmayı yıkmamız için kendimize güvenmemiz gerekiyor. Benim çağrım şudur; Elbetteki kendi öz yönetimlerimizi seçmemiz çok çok önemlidir ama bundan da önemli olan bu kırılmaların önüne geçmektir. Kırılmalar tamir edildikçe halk kendi öz yönetimini seçeçektir. Bunun gerçekleşmesinin tek yolu da örgütlülüktür, inanmak ve başarıya kilitlenmektir.

Pazarcık HDP Belediye Eşbaşkan Adayı Ayşe Sonzamancı:

Sistemin dayatmasıyla geçmişten günümüze Pazarcık boşaltıldı. Binlerce kişi zorunlu göç etmek zorunda kaldı. Özellikle Maraş Katliamıyla birlikte bu göçler daha fazlalaştı. Ancak Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürece seçim dönemin eklenmesiyle, çok önemli bir ivme yakaladık. HDP olarak Pazarcık’ta çok iddialıyız. Hemen hemen her köye gittik. Çok güzel karşılandık. Halkımız sistem partilerinin bugüne kadar kendilerini birşey vermediğinin farkında artık. Projelerimizi anlatıyoruz. Halk HDP’ye sahip çıkıyor. Pazarcık artık hakettiği yere, özüne geri dönecek. Pazarcık sahipleriyle buluşacak.
Avrupa’da yaşayan Pazarcıklılar, burada yaşayan ailesini, annesini, babasını, dostuna, arkadaşına çağrıda bulunmalı. İmkanları varsa gelip burada hem seçim çalışmalarında bizimle birlikte yer alsın hem de aileleriyle yüz yüze görüşmeli. Seçimleri kazanmamak için hiçbir neden yok. Bundan sonra kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz. Pazarcık’ı CHP’nin, MHP’nin, AKP’nin elinden kurtaracağız. Pazarcık’ı Pazarcıklılar yönetmeli. Pazarcık, aile belediyeciliğinden kurtulmalı.


Ayşe Nur Vaizoğlu: BDP Maraş-Elbistan Belediye Başkanı adayı :
Ağırlıkta Kürt Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı Elbistan, malesef bugüne kadar gerçek anlamda özgürlükçü, katılımcı, eşit ve demokratik bir yerel yönetim anlayışı yaşayamadı. Mevcut partilerin tercih edilmesi bir zorunluluk olmuştu. Bugün tüm mevcutların dışında halkın öz iradesini sahiplenen, halkla birlikte ortak bir yönetimi esas alan, halkın inanç, kimlik ve emek değerlerine sahip çıkan HDP, alışıla gelmiş yerel yöneticilik anlayışından farklı bir yaklaşımla halk belediyeciliğini geliştirmek istiyor. Bu seçimler birazda bu anlayışı keskinleştirecektir. Yani ‘kendimi yöneteceğim’ diyenlerle ‘bizi yöneteceğiz’ diyenlerin tercihleri belirlenecek. Alevi inancı da tam bu noktada devreye giriyor. Hak, adalet, bölüşmek, paylaşmak, ortaklaşmak, zalime karşı çıkmak, mazlumun yanında olmak, toprakla, emekle ehlileşmek yani tıpki bir semah gibi yan yana, omuz omuza hakka yürümek bizim esaslarımızdır. Bu esasların bir gereğidir ki biz hizmet etmeyi kendi inancımızda, kendi felsefemizde yaşadık, yaşıyoruz.
Halkımıza çağrımız şu olabilir. Gerçeğinizle buluşun, kendiniz için kendinizden olanlarla bütünleşin. Ocaklarımızın, pirlerimizin, dedelerimizin, şehitlerimizin ve tarihimizin karşılığını ancak böyle bulabiliriz. Kazanırız ya da kazanmayız ama doğru tercihimizi yapmalıyız. Özellikle Avrupa’daki değerli Elbistanlılar, bu seçimlerde gelip kendi memleketleri için çalışmalıdırlar. Elbistan’ın alternatifsiz olmadığını göstermelidirler. Topraklarımıza, kültürümüze, dilimize ve inancımıza sahip çıkmanın gerekleri yerine getirilmelidir. Özellikle kadın arkadaşlarımız bu çalışmanın öncüleri olmalıdırlar.

Mustafa Bakır Dede (Sinemilli Ocağı dedesi):

Yaşadığımız bölge yani Pazarcık, Elbistan, Nurhak başta olmak üzere Kürt Alevi nüfusunun yoğunlukta olduğu köy ve kasabalarda, Aleviler üzerinde ciddi bir asimilasyon politikası uygulandı ve bu devam ediyor. Kimliksizleştirme, melezleştirme, Türk İslam sentezi içinde eritme girişimleri dün olduğu gibi bugünde yoğunlaşarak kendisini gösteriyor. Önümüzdeki seçimler aslında tüm bunlara bir cevap niteliği taşıyor. Alevi öğretisinde aldığımız mazlumdan yana yer alma pozisyonumuzu bu vesile ile yerine getirebiliriz. Bu öğretiyi özü ile buluşturabiliriz, buluşturmalıyız. BDP veya HDP ezilenlerin, emekçilerin, inançların, kardeşliğin, barışın partileridir. İnançsal kimliğimizi en iyi ifade edebileceğimiz bileşenleridir. Bu iki partide aslında halkların ve inançların kendilerini en demokratik biçimde ifade edebilecek adreslerdir. Kendimizi yönetmek için bu adreslerde buluşmalıyız.
Tabi özellikle bölgemizdeki Alevi kırımına karşı ciddi bir örgütlenmenin gerçekleşmesi gerek. Bu da tek başına seçimlerle olacak bir durum değildir. Seçimler bir vesile, bir başlangıç olabilir ama bir sonuç değildir. Bu nedenle örgütlülüğü sabırla inşa etmemiz gerek. Bölge Aleviliğinin CHP ile tarihsel bir ilişkisi olmuştur. CHP, Alevilere hiç bir şey vermedi. CHP Aleviler için bir sığıntı oldu ve CHP bunu kullandı. Aleviler biraz da alternatifsiz olduğu için CHP’ye sığındı. Ama şimdi ciddi bir alternatif var. Sığıntıdan ziyade kendisini örgütleyebileceği, ifade edebileceği aslında kendisi olan bir alternatifi var. Umarım bölgemizdeki Kürt Aleviler bu gerçeği görür ve kendisiyle buluşur.

İbrahim Sinemillioğlu (Sinemilli Ocağı dedesi):
Ben tabir caizse siyasetin içine doğdum. Rahmetli babam CHP Bucak başkanı idi. 1961’den itibaren sol öğrenci hareketi içinde yer aldım. Bir sürü dernek, vakıf ve kuruluşta çalıştım, Cem dergisinin ilk çıkışında yayınını yönettim. 1976’dan itibaren de CHP’de çalıştım. Bir süre Beyoğlu İlçe başkanlığı yaptım. Parti Merkezi adına Maraş Katliamı davasını yürüttüm ve uzun süre İstanbul Barosu yöneticiliği yaptım. 2003’ten itibaren CHP ile fiili bağlarımı kestim, çünkü koyu bir milliyetçilik içine girmişti. Yani 1930’lara dönmüştü. Dêrsim Katliamını, Koçgiri’yi Kürt Ulusal Hareketleri’ndeki kan dökücü devlet uygulamalarını, Mustafa Muğlalı olayını, Maraş Katliamını, Sivas’taki masum insanların yakılarak katledilmesini Malatya, Çorum olaylarını en son Roboskî Katliamına karşı tutumları gördükçe kendi vicdanımla bir muhasebeye girmek zorunda kaldım.
Bu hesaplaşma sonunda Türkiye’nin tüm halklarını, ezilen sınıflarını ötekileştirilen katmanlarını yani Alevileri, Kürtleri, Arapları, Çerkezleri, Gürcileri, Ermenileri, Çingeneleri, Rumları, Yahudileri, Süryanileri, Êzîdîler, kadınları, LBGT’yi, başörtülüleri dışlayan, hor gören, ikinci sınıf yurtdaş gören zihniyetler karşısında bunların hepsini bünyesinde toplayan HDP’de yer almayı kendime vicdani bir borç olarak gördüm. Bu nedenle de günlerdir Maraş ve çevresinde HDP çalışmalarına katılmaktayım. Bu durum karşısında Kürt ve Alevi yurtdaşlarımızın ve tüm ezilenlerin hangi partiye oy vermeleri gerektiğini kendi takdirlerine, vicdanlarına ve sağ duyularına bırakıyorum. DEVAM EDECEK

HAZIRLAYAN: ALİ ONGAN/ŞAHİN BOZLAR - DENİZ BAŞPENİR