Dün sabaha kadar süren AB liderleri toplantısında, 23 ülkenin yeni AB anlaşması kapsamında olması kararı çıktı. Ortak bir kararın ortaya çıkmamasında İngiltere Başbakanı David Cameron'un vetosu belirleyici oldu. AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, yeni AB anlaşmasının 17 Euro Bölgesi ülkesi ve 6 diğer AB üyesini kapsayacağını belirtti. Rompuy ayrıca, bu ülkelerin uluslararası Para Fonu IMF'ye 200 milyar Euro'luk ek kaynak sağlayacağını söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de, sona eren görüşmelerden sonra yaptığı açıklamada, tüm AB üyelerini kapsayan bir anlaşmayı tercih ettiğini, ancak İngiltere'nin tutumu nedeniyle bunun mümkün olmadığını söyledi. Sarkozy, İngiltere'nin bazı mali kurallardan muaf tutulmayı teklif ettiğini belirtti. Sarkozy, "Bunu kabul edemezdik. Zaten yeterli derecede kural olmadığı için şu anki sorunları yaşıyoruz" dedi.
Cameron daha önce yaptığı açıklamada, genel olarak İngiltere'nin, özel olarak da Londra'nın finans merkezi City'nin çıkarlarına zarar verecek her türlü kararı veto edeceğini söylemişti.
İngiltere'nin bu kararından sonra Macaristan da Lizbon Anlaşması'nın değişikliğine karşı çıktı. İsveç ve Çek Cumhuriyeti ise önce bu konuyu parlamentolarına danışıp, kararlarını açıklayacaklarını bildirdi. David Cameron tutumunu şu sözlerle savundu: "Sert fakat iyi bir karar. Eğer kalıcı koruma önlemleri ve güvenceler alınmazsa, dışarda kalmak daha iyidir. Euro Bölgesi'ne başarılar."

'Güvenilirlik artacak'
Almanya Başbakanı Angela Merkel de zirvede alınan kararların Euro Bölgesi'nin güvenilirliğini arttıracağını belirtti.

Merkel, "Ben hep Euro Bölgesi'ndeki 17 ülkenin güvenilirliğini geri kazanması gerektiğini söyledim. Bence bu olabilir ve bugünün kararlarıyla olacaktır' dedi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ise, planlanan anlaşmanın ekonomik siyasetler açısından daha disiplinli olunmasını sağlayacağını dile getirdi. Merkel, Sarkozy ortaklığından dolayı 'Markozy' olarak da adlandırılan Alman-Fransız planı şu değişiklikleri öngörüyor; AB Komisyonu'nun aşırı bütçe açığı veren ülkeleri cezalandırma yetkisinin olması, Euro Bölgesi'ndeki 17 ülkenin anayasalarına denk bütçe yapacağı taahhüdünü koyması, Euro Bölgesi ülkelerinin ortak kurumlar ve mali işlem vergisi sistemine sahip olması, gelecekte gerekebilecek kurtarma paketlerinde, Yunanistan örneğinde olduğu gibi özel yatırımcıların yükün bir kısmını üstlenmemesi... 

BRÜKSEL