Kızıl gezegen Mars’ta yaşam izleri arayan bilim insanları gezegenin geçmişinde organik yaşam olduğunu gösteren kanıtlar bulmayı sürdürüyor. Son olarak Mars’ın kayalarında antik organik yaşamı işaret eden izler bulundu.
Bilim insanları Mars toprağının ilk kez test edildiği Viking uzay aracı görevlerinden bu yana kızıl gezegende yaşam arayışı içinde. O günden bugüne robotlar, teleskoplar ve diğer uzay ekipmanları organik yaşam bulmak için toprak, kayalar ve atmosfer üzerinde ölçümler yapıyor. Son yapılan ölçümlerde Mars’ın atmosferindeki metan gazı oranlarında Dünya’dakine benzer bir şekilde mevsimsel değişiklikler görüldü.
Science dergisinin Cuma günü yayınlanan sayısında Mars’taki yaşam izleri konusunda iki önemli araştırmanın sonuçları yayınlandı. Bunlardan biri atmosferdeki metan gazı oranlarındaki değişimle, diğeri de 3.5 milyar yaşındaki Mars kayalarında bulunan yaşam izlerine ilişkindi.
Her şeyden önce Mars’ta bir zamanlar yaşam olduğunu söyleyebilmek için bilim insanları çok daha kesin verilere ihtiyaç duyuyor. Her iki araştırmada ortaya çıkan veriler en fazla daha ileri araştırmaların yapılması için son derece cesaret verici buldular olarak değerlendirilebilir.
Kayalar üzerindeki organik izler
Kayalar üzerinde organik izler aramak bir anlamda bir fırının ortaya çıkardığı buhardan fırının içinde ne piştiğini anlamaya benziyor. Tabii ki kayaların saldığı gazlardan bunların oluşum dönemlerinde içlerine hapsolan maddeleri tespit etmek çok daha zor.
Mars’ta 3.5 milyar yıl yaşındaki bir kaya üzerinde yapılan araştırmada da bilim insanlar karmaşık organik moleküllerin varlığına işaret eden veriler elde etti. Isıtıldığında kayadan çıkan gazları inceleyen uzmanlar kayanın içinde hapsolmuş organik moleküller olduğunu düşünüyor.
Dünyamızda organik moleküller çevresel faktörler nedeniyle uzun süre dayanamıyor. Ancak Mars’ın koşulları organik moleküllerin çok uzun süreler bozunmadan kalmasına izin verebiliyor. Bilim insanları da bu nedenle kayadan elde edilen verilerin organik bir molekülün varlığına işaret edebileceğini düşünüyor.
Verilen 1976 yılından beri buna benzer bir bulgu peşinde koşan bilim insanlarını heyecanlandırdı. Her ne kadar veriler organik yaşam konusunda kesinlik ortaya koymasa da doğru yönde adımlar atıldığına dair bir işaret olarak kabul ediliyor.
Bilim insanlarına göre organik yaşama benzeyen moleküller atmosferik ya da jeolojik işlemler sonucu da oluşabilir.
Metan gazı
Mars’ın atmosferindeki metan gazı Dünya’da karadaki teleskoplarla da gözlemlenebiliyor. Dünyadaki gibi mevsimsel olarak değişiklikler gösteren Mars atmosferindeki metan gazı seviyesinin gezegende yaşama işaret ettiği düşünülüyordu.
Curuosity uzay aracının yaptığı ölçümler ile uzun süreden bu yana yapılan ölçümler Mars atmosferinde milyarda 0.24 ila 0.65 arası metan gazına rastlandığını gösteriyor. Curiosity her ne kadar Mars’ın ekvatoruna yakın bir noktada olsa da gezgendeki mevsimler değişimlere bağlı olarak yaşanan metan gazı salınımındaki değişimleri izleyebiliyor.
Metan gazı organik yaşamın belirgin sonuçlarından biri. Farklı mekanizmalarla da oluşabilse de varlığı organik moleküllerin varlığına delalet kabul edilebiliyor.
Bilim insanları Mars’ta yer kabuğunun altındaki rezervuarlarda bulunan metan gazının çatlaklar ve kayalar aracılığıyla atmosfere salındığını düşünüyor. Ancak bu sadece bir düşünce ve henüz bu metan gazının kaynağının arkasındaki gizem çözülebilmiş değil.
2020 yılında NASA’nın Mars’a göndereceği yeni nesin bir uzay aracı kayalar üzerinde metan gazı incelemeleri yaparak gazın organik kaynaklı olup olmadığını araştırabilecek kapasiteye sahip olabilecek.
Mars’ta yaşam konusundaki araştırmaların henüz emekleme aşamasında olduğumuz söylenebilir. Şu ana kadar Mars yüzeyinde geçmişte akışkan su bulunduğunu ve iklim koşullarının Dünya’dakine benzer bir yaşamın gelişmesi için uygun olduğunu biliyoruz. Bu hafta sonuçları açıklanan bu iki araştırma da kızıl gezegende bir zamanlar yaşam olduğunu savunanların eline güçlü bir koz vermiş durumda.
Avrupalılar yediklerindendaha fazla palmiye yağı yakmaya başladı
Avrupa’da biyodizel yapımında palmiye yağının artan oranda kullanılmaya başlamasının ardından ilk kez kıtada gıda olarak tüketilen yağdan daha fazla yağ yakıt olarak kullanılmaya başladı. Malezya, Borneo, Madagaskar gibi ülkelerdeki yağmur ormanlarının yok olmasının başlıca sebebi olarak nitelendirilen palmiye yağı tüketimi ciddi bir şekilde artmaya başladı. 2016 yılına oranla 2017 yılında AB içindeki palmiye yağı tüketimi yüzde 7 oranında arttı. AB’nin verdiği rakamlara göre palmiye yağının yüzde 51’i araçlarda yakıt olarak kullanıldı. Yüzde 10’ı ısıtma ve elektrik üretimi için kullanılırken yüzde 39’u ise gıda ve kozmetik sektöründe hammadde oldu. AB ülkeleri 2021 yılından itibaren biyodizel üretiminde palmiye yağı kullanımını durduracak. AB Parlamentosunda alınan bu kararın daha AB Komisyonu tarafından onaylanması gerekiyor.
Zeki canlılar olmamızı sağlayan gen bulundu

İnsanları diğer canlılardan ayırt eden en temel özelliği zekası. Bilim insanları homo sapiens’in zeka gelişimini beynin büyümesiyle doğru orantılı olarak değerlendiriyor. Üç milyon yıl önce beynimizin büyümesini sağlayan gen bilim insanları tarafından tespit edildi. Antropolojik araştırmalar bundan 3 milyon yıl kadar önce beynimizin üç kat daha büyüdüğünü gösteriyor. Bilim insanları uzun bir süredir bu büyümeye neyin yol açtığını bulmaya çalışıyordu. NOTCH2NL geni üzerinde inceleme yapan California Üniversitesinden David Haussler başkanlığındaki bir ekip maymunlarla insanların beyninin gelişiminde bu genin fark yaratan nokta olduğunu tespit etti. Beyin hücrelerinin kök hücreden beyin hücresine dönüşmesi sürecinin uzunluğunu belirleyen bu gen, kök hücrelerini geciktirerek daha fazla beyin hücresi oluşmasını sağlıyor. Fosil kayıtlarını inceleyen uzmanlar bu genin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra insanların kafataslarının büyümeye başladığını tespit etti. NOTCH2NL geni ayrı zamanda Neandarthaller ve Denisovanlarda da bulunuyor. Bu türlerin insanla aynı düzeyde zeka geliştirememesi bilimin önünde ciddi bir sorun olarak ifade ediliyor.
