'Mazlum Doğan ölümsüzlüğe gitti'
Özer, Diyarbakır zindanında 21 Mart 1982 tarihinde Newroz ateşini kendi hücresinde yakarak ölümsüzlüğe giden Mazlum Doğan'ı anarak, "2 ve 5 Mart 1984'te de ölüm orucunda ölümsüzleşen Cemal Arat ve Orhan Keskin'i 12 Eylül zulmüne karşı verdikleri mücadele için saygıyla anıyoruz" diye konuştu. Özer, "12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı direnen devrimciler yenildiler, ama bugünkü kuşaklara adları onurla anılan büyük bir mücadele mirası bıraktılar. Her biri bir devrim meşalesi oldu. Emperyalizme ve faşizme karşı başları dik yürüdüler idam sehpalarına" dedi.
'Darbeciler yargılanmalı'
Özer, darbe ve muhtıraların hesabının sorulması gerektiğini söyleyerek, 12 Eylül Anayasası'nın da değişmesini istedi. Darbeyi gerçekleştirenlerin yargılanması gerektiğinin altını çizen Özer, "Darbecilerin rütbeleri sökülmeli, unvanları geri alınmalı, malvarlıklarına el konulmalı, darbe yargılamaları tüm sonuçları ile yok sayılmalı, darbelerden zarar görenlerin zararları tazmin edilmeli, devlet adına özür dilenmelidir. Vatandaşlıktan çıkartılanlar kayıtsız şartsız vatandaşlığa geri alınmalı, cezaevinde yatılan süreler sigortalılığa sayılmalı, on yıl ve üzeri yatanlar süreye bakılmaksızın derhal emekliye ayrılmalıdır" dedi.
'Devlet ödüllendirdi'
Özer, Gazi Mahallesi'nde gerçekleştirilen katliamı da hatırlatarak, şunları dile getirdi: "Bugün Gazi katliamının 18'nci yılındayız. Olaylar Ümraniye'ye de sıçradı, tepki göstermek isteyen insanlar üzerine katliamın bir parçası ve devamı olarak polislerce kurşun yağdırıldı. Olayların sonunda Gazi'de 12, Ümraniye'de 5 kişi yaşamını kaybetti, yüzlerce yaralı vardı. Gazi katliamının sorumluları da devletin şefkatli kolları arasında ödüllendirildiler. Gazi katliamının sorumlularından hesap sorulmalıdır."
'Halepçe'de 5 bin Kürt katledildi'
16 Mart 1988 tarihinde Halepçe'de binlerce Kürt'ün kimyasal bombalarla yok edildiğini de belirten Özer, "Saddam'ın emriyle, Halepçe katliamının da 25'inci yılındayız. Halepçe Katliamı'nın hemen yanı başımızda yaşandığını ve hala aynı emellerle dolu emperyalist güçlerin, işbirlikçi hükümetlerin yeni katliamları ve işgalleri yaşattığını da unutmayacağız" diye belirtti. "12 Mart 2004 tarihinde Kürtlere yapılan katliam Rojava'nın Qamişlo kentinde gerçekleşti" diyen Özer, "Futbol maçı sırasında çıkan olaylarda ilk gün 8 kişi yaşamını yitirdi. 12 Mart günü yaşamını yitirenler için düzenlenen cenaze törenine Baas güçlerinin saldırması sonucu kent kana bulandı. 52 kişi yaşamını yitirirken, binlerce kişi de yaralandı" dedi.
Cezaevi önünde protesto
Diyarbakır 78'liler Dayanışma ve Araştırma Derneği ise 12 Mart 1971 darbesinin yıldönümü nedeniyle Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Diyarbakır Cezaevi'nde yaşamlarını yitirenlerin fotoğraflarının bulunduğu "84 Ocak direnişi şehitleri ölümsüzdür" yazılı pankart ve "Sözümüz var Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi İnsan Hakları Müzesi olacak" pankartı açıldı. Diyarbakır 78'liler Dayanışma ve Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı Remziye Berk, Mart ayı içerisinde çok sayıda katliamın yaşandığını hatırlatan, "Zalimlerin dil ve kimliklerinin bir önemi olmadığını gösteren bu jenosit olayını kınıyoruz, insanlığın bu katliamlardan ders almasını istiyoruz" dedi. Açıklamanın ardından grup cezaevi kapısına karanfil bıraktı. Cezaevinde işkencede yaşamını yitiren Cemal Arat'ın annesi Sakine Arat'ın "Oğlum ben ölünceye kadar içimde yaşayacak. Kahrolsun Kenan Evran, Allah belasını versin" demesi üzerine grup, "Şehit namirin" şeklinde slogan attı.
Mart şehitleri anıldı