Geçmişten günümüze teknolojinin hızla ilerlemesiyle insanlar kültürel anlamda bir unutuluşun içinde. Kültürel bir alışkanlık olan ve bu unutuluşun içinde yerini alan masallarsa, TV ve bilgisayar oyunlarının gölgesinde kalarak çocukların yaşamından her geçen gün çıkmaya devam ediyor. Amed’in belki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Balıkçılar semtinde yaşayan Zahide Aras ve Emine Altan, doksanlı yıllarda gerçekleştirilen köy boşaltmaları sonucu şehirlere göç ettirilmişler. Analar, şehirdeki yaşamlarının eskiye dönük tüm kültürel varlıklarını tükettiğini anlatırken, kadınların çocuklarına masal anlatamamalarını ve zamanla unutulmaya yüz tutmuş hikayelerini paylaştı.


Sabaha kadar masal dinlerdik

Yıllar önce Nisêbîn’den Amed göç eden ve şehir yaşamının kültürlerini nasıl yok ettiğini anlatan 54 yaşındaki Emine Ana, “Devlet köyümüzü 90’lı yıllarda yakıp talan etti. Geceleri askerlerin gelip bizi götüreceği ve işkencelerle öldüreceği korkusundan çocuklarımızı erkenden uyutur, ne ninni söyler ne de masal anlatabilirdik. Oysa dedelerimiz, ‘Mem û Zin’ ve ‘Cebeliyê Mirê Hekkariyê’ öykülerini bize sabaha kadar anlatırdı. Şimdi ise hayatımıza giren televizyon ve bilgisayar nedeniyle torunlarımıza masal anlatamıyoruz” şeklinde ifade etti.

Masallar kendi kültürümüz

Emine Ana, gençlerin göç edilen şehirlerde Türk kültürünü öğrendiklerini belirterek, bunun önüne geçilmesi için kendi kültürüne sahip çıkması gerektiğini ifade etti. Emine Ana, betonlaşmış yaşamın içinden geriye kalan masalların kendi kültürlerini yansıttığına değinerek masallardan öneminin altını çizdi. Ardından da Mem û Zin destanından bir bukle sundu: “Zin’in ölümünden sonra, Mem’in mezarını açtılar. Bey dedi ki; ‘Memo al sana yar!’ Mem’in mezarından üç defa ses geldi. ‘Merhaba’ diye. Gerçeğin bu sırrını işiten herkes aşka inandı.” Öte yandan Emine Ana, şimdilerde halk arasında çok fazla dinlenilmeyen dengbêjlere de değinerek, “Eskiden dengbêjler topluluğu vardı. Kadınlar ve erkekler birlikte dengbêj kültürünü geliştiriyor, çocuklarımızla beraber dinliyorduk” dedi.

Televizyon masalları yok etti

Zahide Aras da, Kürt çocuklarının anadillerini ve kültürlerini unutmaması için televizyonlarda Kürtçe çizgi filmlerin, masalların olması gerektiğini ifade etti. “Eskiden televizyon ve Türkçe dili yoktu. Çocuklarımızı kendi dilimizdeki masallarla uyutup büyütürdük” diyen Zahide Ana, o günlerde daha mutlu ve huzurlu olduklarını ifade etti. Göçle birlikte masal kültürünü yitirdiklerini kaydeden Zahide Ana,”Torunlarıma masal anlatmak istiyorum ama onlar televizyonda çizgi filmleri izlemek istiyor. Ve izledikleri çizgi filmler de kendi anadili olmadığından kaynaklı dillerini ve kültürlerini tanımadan büyüyorlar” diye konuştu.


MİZGİN TABU/JİNHA/AMED