Sosyalist dünyanın sembolik "Maksimum Lider“i, geride devasa bir miras bırakarak, gitti.
Bir söyleşisinde, gece saat 2’de doğuşunu, "Bir gerilla savaşçısı olarak doğdum“a yorumladı.
1926 yılında doğmuştu.
26’sında, 1952’de "Moncada“ kışlasına baskın yapmak için 160 savaşçıyla eğitim görmesini, doğum yılına denk düşen 26 olarak betimledi. Bu da tesadüf değildi.
Moncada baskınına hazırlık, ’52 yılındaydı. Bu sayı ise doğduğu yıl olan 26’nın iki misliydi.
Moncada’ya yapılan eylem 26 Temmuz’da gerçekleştirilmişti; daha sonra Gerilla Hareketi, "M-26-7“ (26 Temmuz Hareketi) adını almıştı. Bu da doğduğu 26’nın izdüşümüydü.
Ve Granma Gemisi’yle Meksika’dan yola çıkan yoldaşlarının katledilmesinden sonra, kendisinin de içinde olduğu 12 "Barbudos“ (Sakallı) Gerilla’nın Sierra Maistra’da yaşamda kalmasını, İsa’nın 12 Havari’si efsanesinin yaşamasına yorumladı.
"Yeryüzündeki son gerçek Komünist“ (Goya) yaşamıyor artık!
ABD’nin, Karibik’in "La Futura Madura“ (Olgun Meyve)‘si olarak tarif ettiği Küba’sında, devrim (1959)‘den sonra, Eisenhower’in 1960 yılındaki ilk girişimiyle, 55 yıl ABD ambargosuna maruz kalan ülkesinin lideri Fidel Castro, ölümsüz adam olarak anılacak. Ender efsanevi liderlerden biri olarak anılacak.
Zengin bir babanın oğlu, ilkokulda arkadaşları arasında ayakkabısı olan tek sınıf öğrencisiydi.
İlk başarılı başkaldırılarından biri babasına karşıydı. Kendisini Santiago’da gittiği yatılı okuldan almak isteyen babasına atfen: "Beni okuldan alırsanız, evinizi yakarım“.
14 yaşındayken, Küba‘da en iyi atlet seçildi.
Aynı yıl, 1940’da en iyi şair ödülünü aldı.
1946 yılında, kolonyalizme karşı mücadele eden önder Cespedes’in torunu, aynı zamanda Castro’nun da desteğini almak için üniversite öğrencileriyle görüştüğünde; Birincisi, Julio Antonio Mella (Meksika’da katledilen Küba Komünist Partisi Başkanı) ve diğer devrimcilerin onurlandırılması; İkincisi, haksız olarak ele geçirilen servetlerin devletleştirilmesi; Üçüncüsü, yüz yıl öncesine dönülmesi (kolonyalizme karşı mücadele yıllarına) gerçekleşirse, kendisini destekleyebileceğini aktararak, toplantıdan ayrıldı.
Son anda öğrenen bir üniversite öğrencisiydi, başka gruplar tarafından öldürüleceğini tahmin ettiğinde. Ve üniversitede "Browning“ marka tabanca kuşandı. Hukuk’u bitirdikten sonra, Sosyal Bilimler alanında doktora yaptı.
Avukat olduğunda, yoksulların başvurduğu adresti. Para yerine, mal değiş tokuşunu tercih etti. "Ortadoks“ (Jose Marti’ci)’lardandı, Marks’dan önce Jose Marti’nin öğrencisiydi.
Yasadışı saydığı Batista iktidarına karşı, silah kullanmayı "yasal davranış“ olarak bildi.
Sosyolog Waldman’ın tarifiyle, "Kişisel liderlik nitelikleri“ne dayalı bir otoriteydi.
O da Karl Marks gibi, parayla ilişkisinde "tutarsız“lar kümesine aitti.
1949’un sonunda, Komünistlerle eylem birliği için ilk kez irtibata geçti.
111 savaşçıyla Moncada Baskınını (26 Temmuz 1953, Saat 5:30) gerçekleştirdi. Kendilerinden 10 misli güçlü olan Batista güçlerine karşı, geri çekilme talimatı verdiğinde, 80 savaşçı Batista güçlerinin eline geçmişti. 68’i işkencelerde öldürüldü.
Sonra tutuklandı. 1953’ün sonunda 15 yıl cezaya çarptırıldığında tarihi savunmasını, "Tarih bizi beraat ettirecek“ (16 Ekim 1953) sözüyle noktaladı.
Hapis yattığı dönemde, yığınla okuduğu kitaplar arasında, Shakespeare, Hugo, Dostoyevsky, Karl Marks, ve Freud’un 4 cilt eseri bulunuyordu.
Batista’nın "hatası“ politik tutuklular için genel af ilan etmekti. 15 Mayıs 1955’te serbestti. Temmuz 1955’de 82 savaşçıyla birlikte Meksiko’ya gitti. Küba’ya dönmek için 17 aylık silahlı eğitim başlamıştı. Orada Arjantinli Che Guevara ile tanıştı. Castro ile tanışmasaydı Che, Marksizmi okuyan "idealist bir entelektüel“ olarak kalır, Che ile tanışmasaydı Castro, "Komünist olmazdı“. Che, Karibik‘te sosyalizmi hayal etti. Tanıştıktan sonra çektirdikleri fotoğraflarından birinde, ikisi de ayakkabılarının altında birer deliğin olduğunu unutmuş ve bacak bacak üstüne atarak, poz vermişlerdi.
Che, astımla evli olduğunu, Fidel, devrimin de iyi bir gelin olduğunu belirtmişti.
Granma Gemisiyle Meksika’dan Küba’ya geri döndüklerinde, 2000’e yakın Batista askeri tarafından çembere alınmışlardı. Sağ kalan 12 kişiydi (18 olduğu da varsayıldı).
Köylülerle birlikte Batista’ya karşı cephe açan 12 sakallı, "Radio Rebelde“de Siera Maistra’yı kurtarılmış bölge ilan ettiler, sonra da yoksullar için adalet ve eşitlik öngören bir Manifesto yayınladılar. 1959’a çeyrek kala, gücü tükenen Batista için açıklamada bulunan Amerikalı Diplomat, Batista’nın Or. Çocuğu olduğunu söylüyorlar. ‘Biliyorum Or. Çocuğu, ama Amerika’nın çıkarları daha da önemli’ demişti.
Ocak 1959’da 1’i 2’ye bağlayan gece, Gerillalar Havana’yı ele geçirmişlerdi.
Castro bir Tank’ın üzerinde, Santiago’da Havana’ya 5 günde varmıştı.
Ve sonrasında, ABD’ye yakın bir coğrafyada yaşamı boyunca, Devlet Başkanı olmasına rağmen, bir devrimci gibi yaşamaya "mahkum“ edilmiş oldu.
Özetlersem: Tüm zamanların öncü Sosyal Devrimci’si Fidel, renkli yaşamı ve dik duruşuyla dünyada, onu seven ve sevmeyenlerin hafızasında ebedi izler bıraktı.