May’e darbe üstüne darbe
İngiltere’de May Hükümeti, Brexit Anlaşması için dün akşam Avam Kamarası’nda yapılan oylamada tarihi bir yenilgi aldı. Ardından İşçi Partisi May hakkında gensoru önergesi verdi.
Avrupa Birliği (AB) ile yaptığı Brexit Anlaşması, İngiltere Başbakanı ve Muhafazakar Parti lideri Theresa May’e bir darbe daha vurdu. Avam Kamarası’nda Salı günü yapılan oylamada Brexit planı, 202 oy karşı 432 oyla reddedildi. Avam Kamarası’nda Brexit planının reddedilmesi ardından bu kez gensoru ile karşı karşıya kaldı.
1920’den bu yana en büyük yenilgi
1920 yılından bu yana ilk kez bir İngiliz siyasetçi böyle bir yenilgi ile karşılaşıyor. Bu tarihi oylama ile Birleşik Krallık’ın geleceği daha belirsiz hale geldi. İngiltere’nin 29 Mart’ta AB’den çıkması öngörülüyor.
Corbyn’den gensoru önergesi
Oylama sonucu açıklandıktan hemen sonra muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, hükümete karşı gensoru önergesi verdi. Corbyn, sonuçları “felaket” olarak değerlendirdi.
May’in küçük ittifakı Kuzey İrlanda aşırı muhafazakar partisi DUP ve bir çok muhafazakar milletvekili May’i destekleyeceklerini bildirdi.
Tarihi yenilgi
İngiliz basını da, Avam Kamarası’ndaki oylamanın sonuçlarını sert ifadelerle sayfalarına taşıdı. The Telegraph “Tam bir aşağılanma” ifadesini kullanırken, The Guardian “Tarihi yenilgi” tanımını yaptı. ABD’deki Washington Post gazetesi Birleşik Krallık’ın “bir felakete doğru gittiği” yorumunda bulundu.
Times editörü Matthew Parris, parlamenterlerin işleri ele almasının zamanının geldiğini belirterek, “Ne hükümette ne de muhalefette, bu bataklıktan çıkışı sağlayabilecek bir liderlik yok” dedi.
İşçi Partisi’nin verdiği gensorunun kabul edilmesi halinde yeni bir yönetimin oluşturulması ve 14 gün içinde parlamentodan güvenoyu alması gerekecek. Bu süre içerisinde yeni hükümet kurulamazsa, genel seçimlere gidilecek. Güven oylamasının bu akşam Avrupa saatiyle 21.00’de yapılması bekleniyor. Ortaklarının desteği ile May’in oylamada başarılı çıkabileceği ifade ediliyordu.
Eğer May, hükümeti kurmayı başarabilirse, Pazartesi gününe kadar bir “B planı” sunması gerekecek.
Theresa May de, Parlamento’dan güvenoyu alması halinde, haftaya milletvekillerinin önüne alternatif bir planla geleceğini söyledi. AB ile yapılan Brexit Anlaşmasi’nın (Britanya’nın AB’den çıkmasıyla AB’ye karşı yükümlülük altına girdiği anlaşma) reddedilmesinin ardından “Parlamento sözünü söyledi ve şimdi hükümet dinleyecek” diyen May, Perşembe günü bazı milletvekilleriyle görüşeceğini ve partiler arası bir diyalog kurulmasını istediğini belirtti.
May’in bugüne kadar Brexit ile ilgili olarak belirlediği “kırmızın çizgilerinden” bu görüşmeler sırasında vazgeçebileceği belirtiliyor. Ancak bunun kabinesinde istifalara yol açabileceğini söyleyenler de var.
Hükümet güvenoyu almazsa ve 14 gün içinde hükümet kurulmazsa, İngiltere’de en erken 25 iş günü sonra seçime gidilebiliyor. İngiltere’de normal şartlarda genel seçim 2022 yılında yapılacak.
‘Backstop’ en önemli anlaşmazlık noktası
Hükümetin Avam Kamarası’ndaki Brexit oylamasında hezimete uğramasının en önemli nedeni, muhalefetin dışında, DUP ve İngiltere’de iktidardaki Muhazafakar Parti’den çok sayıda milletvekilinin, anlaşmada “backstop” olarak tarif edilen düzenlemeye şiddetle karşı çıkmaları oldu.
“Backstop” esasında bir acil durum mekanizması.
Brexit sonrası AB ile İngiltere arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık’ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor.
Ancak İngiltere ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor.
İngiltere’de anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık’ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor.
En büyük korku, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti’nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti’nin parçası haline gelmesi ve Kuzey İrlanda gibi 2016’daki referandumda Brexit’e karşı çıkan İskoçya’da 2014’ten sonra yeniden bir bağımsızlık referandumu yapılması. Yani, Birleşik Krallık’ın parçalanması.
İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda’nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest yaşamı, dolaşımı ve çalışmayı sağladı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi.
Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem İngiltere hükümetini hem AB’yi hem İrlanda Cumhuriyeti’ni hem de Kuzey İrlanda’daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyor. Brexit sürecinin bugün itibarıyla çeşitli senaryolara açık olmasının en önemli nedeni de bu. HABER MERKEZİ