1982 yılı, faşızmin en karanlık yılıydı. Yaşam adına adeta bir tek damar bile bırakılmadığı bir yıldı. Cunta’nın başı Kenan Evren ve diğer konsey üyeleri kendi zaferlerini ilan ettikleri bir yıldı. Tek bir yaprak bile kıpırdamayacak kadar sessizlik hakimdi.
Kürdistan adeta yeniden işgal edilmişti. Köy meydanlarından kadın, erkek ve çocuklar toplu halde çırılçıplak soyunarak yerlerden sürükleniyor, toplu işkenceler gerçekleşiyor, şehirler, kasaba ve diğer yerleşim alanarı kuşatılarak viraneye dönüştürülüyordu. İnsanlara işkence ediliyor, tutuklanıp zindana atılıyor, keyfi olarak vahşice öldürülüyordu.
Türkiye toplumuna sözcüğün gerçek anlamıyla boyun eğdirilmişti. Direnen devrimcilerin cansız bedenleri sokak sokak dolaştırılarak teşhir ediliyordu. Devrımci hareketler ya yenilmiş, ya geri çekilmiş ya da yeraltına çekilmişlerdi. PKK hareketi ise gücünün belli bir kesimini Ortadoğu sahaına çekerek, geçici olarak sürece ara vermişti.
Sıra zindanlara, zindanlar içinde de Amed zindanına gelmişti. Özel bir proje ve konseptle Amed’i hedefleyen cunta korkunç bir soykırım hareketine geçmişti. İşkence ve vahşette sınır tanımayan Türk faşizmi Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek ve zindanda boğmak için ne gerekiyorsa onu yapmıştır. Teslimiyet ve ihanet onun temel paralosıydı. ‘Ya ihanet ya ihanet’ demekten başka bir şey demeyen Türk faşizmine karşı Özgürlük Hareketi de ‘ya direniş ya direniş’, ‘ya zafer ya zafer’ diyerek ihanete karşı kesin bir duruş sergilemiştir. Hayri, Kemal ve Mazlum’un öncülüğünde gerçekleştirilen bu büyük direnş kararı 1982 yılına geldiğinde, direnişin artık zindan sınırlarını aşılması ve Ortadoğu’ya, oradan da dalga dalga dağlara ulaşılması gerektiği sonucuna ulaşan Mazlum Doğan yeni bir karar aşamasına gelmişti...
Mazlum Doğan, Özgürlük Hareketi’nin ruhu ve yüreğiydi. İdeolojik yaşamın hamuru ve onun direniş beyniydi. İdeolojiyi direnişle, direnişi ideolojiyle yoğuran çelikten bir bilye gibi düşmanın dişlerini paramparça edecek bir irade gücüydü. Teslimiyet, yenilgi veya ihanet onun felsefesinde asla yer almayan büyük bir direniş abidesiydi. “Teslimiyet ihanete direniş zafere götürür” şiarı O’nun olmazsa olma özelliğiydi.
“Yıllarca aç ve susuz kalarak, parklarda, kuyu ve mağaralarda yataraka bu hareketi örgütleyen birisi olarak asla teslim olmam” diyen Mazlum, 1982 yılına geldiğinde artık fedai bir duruşa ihtiyaç olduğu ve bunun da mutlaka kendisinin olması gerektiği sonucuna ulaşır. Dışarıda veya içeride bir tek direniş odağı yoktur, yaprak kıpırdamayacak kadar sessiz ve durgundur, faşizim zafer kazandığı sanmaktadır. Herkesi teslim aldığını, devrimcileri yok ettiğini, Kürdistan ve Türkiye’de her şey ‘yolunda gittiğini düşünmektedir. Bir kaç ihanetçinin şahsında PKK’yi de bitirdiğini sanan cunta, Newroz ve Newrozla birlikte Dehaklara karşı mücadelenin de artık son bulduğunu düşünmektedir.
İşte tam da cuntanın böyle düşündüğü bir anda Mazlum, “yanılıyorsun kahpe düşman, kendini kandırıyorsun generaller çetesi, hiç boşuna sevinme faşizm” diyerek, Demirci Kawa’dan aldığı o muhteşem balyozu yeni Dekaların kafasının tam orta yerine indirmesini bilen büyük bir devrimci olarak sahaya çıkmıştır.
Yıl 1982, 20 Mart’ı 21 Mart’a bağlayan gece, yani Newroz gecesi. Türkiye ve Kürdistan sessiz, sokaklar kapkaranlık, insanlar suskun... Dünya, yaşanan vahşete seyirci, büyük devletler işkencelere alkış tutmuş durumda. Amed zindanında ölüm, teslimiyet ve ihanet suskunluğu hakim. Mazlum ise tetikte, geceyi, gecenin en karanlık zamanını beklemekte. “Bu gece, evet bu gece hayatı yeniden anlamlı kılmalıyım, ‘tam da Newroz bitti’ denilen bu Newroz’da Dehakları kendi ateşimle, yakacağım 3 kibrit çöpüyle yakıp kül etmeliyim” dediği bu gecenin en karanlık vaktinde Kürdistan tarihinin en cesur ve en anlamlı fedailik eylemini gerçekleştiriyor.
Mazlum üç kibrit çöpüyle Newroz’u hayatıyla, bedeniyle, ruhu ve yüreğiyle kutladığı 1982 Newroz’u bir milad haline getiriyor. O günden sonra Newroz artık Mazlumlaşarak Zekileşiyor, Kadife Kalesinde Rahşan’ın, Avrupa’da Beriwan ve Ronahi’nin bedenlerinde tutuşan ateşi oluyor...
Mazlumların Newroz’u kutlu olsun! Newroz pîroz be!

fuatkav@hotmail.com