
Mehmet Altan Hoca’nın son yıllarda yazıp söylediklerinden keskin bir AKP karşıtı olduğunu herkes biliyor. Dahası yoğun bir propagandayla herkesin de böyle bir karşıt konumda olmasını istiyor. Düşünce ve yöntemlerinin AKP’yi geriletip geriletmediği ayrı bir konu. Fakat tutumda ve sözde keskin bir AKP karşıtı olduğu tartışmasız.
Bu çerçevede AKP ile ilişkilenen herkese karşı çıkıyor. Örneğin Kürt siyasetinin AKP ile çözüm arama tutumlarını baştan beri doğru bulmuyor. Oslo ve İmralı görüşmelerine karşı çıkıyor. Bu karşıtlığını da gizlemiyor. Karşıtlığına gerekçe olarak da bu tür yaklaşımların AKP’yi güçlendirdiği iddiasını gösteriyor.
Bu iddiasını o kadar ileri götürdü ki, en sonunda PKK’nin AKP hükümeti ile görüşerek Kürt sorununa çözüm arayışını neredeyse Türkiye’deki faşizmin varlık gerekçesi olarak göstermeye kadar vardırdı. PKK yaklaşımının “Kürdistan’da demokrasi yaşanırken Türkiye’nin faşizmi yaşar konumda kalacağı” sonucunu vereceğini iddia etti.
Bu biçimde PKK’nin faşistlerle uzlaşmakta olduğu, müttefiklerini doğru seçmediği, dahası dar milliyetçi ve çıkarcı bir siyaset izlediği gibi bir izlenim vermeye çalıştı. Açıkça Kürtlerin izlemekte olduğu siyaseti çok sert bir biçimde suçlayarak, bunun demokrasi dışı ve yanlış olduğunu ifade etti.
PKK’nin ve Kürtlerin Mehmet Altan’ın belirttiği gibi bir siyaset izleyip izlemedikleri ayrı bir konu. Bizce Kürt siyaseti böyle değil, son zamanlarda hiç böyle değil. Örneğin tüm gücü ile Türkiye’nin demokratik güçlerini HDP çatısı altında birleştirmeye çalışıyor. Hem de başka örgütleri bu konuda dar yaklaşmamaları konusunda sürekli uyarıyor.
Yani gerçek Mehmet Altan Hoca’nın belirttiği gibi değil. Kürt Özgürlük Hareketi stratejik müttefik olarak Türkiye halklarını, emekçilerini, ezilenlerini,kadınlarını ve tüm demokratik güçleri görüyor. Sadece görmekle de kalmıyor, Türkiye demokrasi hareketini örgütlemeye ve tüm demokratik güçleri birleştirmeye çalışıyor. Bu durumda Mehmet Altan’ın iddialarının hiçbir geçerliliğinin olmayacağı açık.
Fakat bundan öteye siyaset profesörü olan Mehmet Altan’ın söyledikleri ve yazdıkları doğru da değil. Hiçbir ideolojik eğilim söz konusu iddiayı doğrulayan içeriğe sahip bulunmuyor. Örneğin ülkemizin bilinen ve herkesçe kabul edilen faşist gücü MHP’dir. Ama MHP yaklaşımları hiç de Mehmet Altan’ın söylediği gibi değildir.
Diğer yandan reel sosyalizmin ulusal kurtuluş hareketleri çizgisine bakalım. Kaldı ki Mehmet Altan da ezilen uluslara ve bu tür ulusal sorunların çözümüne aynı çizgi çerçevesinde yaklaşıyor. Fakat esas aldığı çizgi de Mehmet Altan’ı doğrulamıyor.
Reel sosyalizmin ulusal kurtuluş hareketleri çizgisine göre ezilen ulusların kurtuluşu ve bu tür ulusal sorunların çözülüşü egemen ülkelerde faşizmi getirmiyor, tersine o ülkeleri de demokratikleştiriyor. Ezen uluslarda faşizm, ezilen ulus kurtulunca değil, tersine kurtulamayınca, yani egemenlik altında kalınca hakim oluyor ve yaşanıyor. Ezilen ulusun kurtuluşu ise ezeni de demokratikleştiriyor. Yirminci yüzyılda ulusal kurtuluş hareketlerinin metropolleri de demokrasiye kavuşturduğu ifade ediliyor.
Dünyanın her yanında gerçeğin böyle olduğunu Mehmet Altan da söylüyor. Fakat her nedense aynı şey Kürt sorununda yaşanınca Mehmet Altan tersini iddia ediyor. AKP ile anlaşarak Kürt sorunu çözülürse Türkiye’ye faşizm gelir diyor. Faşist iktidar olarak ise AKP hükümetini gösteriyor. Halbuki zaten AKP Kürt sorunu varken iktidar olmuş durumda. Yani Kürt sorunu çözülünce iktidara gelmeyecek. Kürt sorunu çözüldüğünde AKP’nin iktidarda kalıp kalmayacağı da belli değil. Bu durum AKP ile görüşmeler temelinde Kürt sorunu çözüldüğünde de böyledir.
Kaldı ki Kürt özgürlük hareketi bambaşka bir demokrasi çizgisi izliyor. Kürt sorununun çözümünü tamamen demokrasiye bağlı olarak ele alıyor. Bu demokrasiyi de sadece Kürtler için değil, daha çok da Türkiye ve Ortadoğu için öngörüyor. Buna da demokratik özerklik çözümü adını veriyor. Şimdi BDP’yi ve HDP’yi böyle bir demokratik çözüm çizgisinin gereklerine göre yeniden yapılandırmaya çalışıyor.
Gerçek buyken ve Kürtler Türkiye demokrasi hareketini örgütleyip geliştirebilmek için bu kadar özverili çaba harcarken, tam da bu çabaların yoğunlaştığı bir süreçte Mehmet Altan’ın bunu “Faşizmi güçlendirmek” biçiminde yorumlaması acaba ne anlama geliyor? Bu durum bilgisizlikten kaynaklanıyor olabilir mi? Elbette ki hayır! O zaman bunları söylerken Mehmet Altan’ın ifade etmediği başka amaçları vardır. Esas tehlikeli olan ve tartışılıp açığa çıkartılması gereken Mehmet Altan’ın bu gizli amaçları oluyor.
Aslında Mehmet Altan bunları söylerken, AKP de tersinden aynı şeyi destekleyen politikalar izliyor. Mehmet Altan öyle bir hava veriyor ki, sanki AKP ile Kürtler anlaşmış ve Kürt sorununu çözmüş durumda. Halbuki gerçeğin böyle olmadığını, tersine AKP yaklaşımlarının hile ve oyunla çözümsüzlüğü sürdürmek olduğunu herkesten çok Mehmet Altan biliyor. Buna rağmen adeta bir kaşık suda fırtına koparması aslında AKP oyunlarını gizlemekten öteye bir sonuç vermiyor.
Gerçek şu ki, eğer Mehmet Altan Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde samimi ve tutarlıysa, o zaman telaşlanmasına hiç gerek yok. Kürt özgürlük hareketine ve Kürt siyasetine sonuna kadar güvenebilir. AKP gerçeğine gelince, Kürt sorununun mevcut AKP yaklaşımlarıyla çözülemeyeceği çok açık. Kürt sorunu öyle bir sorun ki, öyle iç politika yaklaşımları ve hesaplarıyla çözülmesi mümkün değil. AKP’nin de bunun ötesinde bir yaklaşımının olmadığı ortada.
Kürt sorununun çözümü için herkes açısından geçerli olan altın anahtar şu: Kim ki bu soruna iç politika argümanı dışında ve tüm siyasi güçleri birleştirerek yaklaşırsa ancak o çözebilir. Bu ilkeler dışında yaklaşanların, Kürt sorununu iç siyaset malzemesi yapanların çözüm üretmesi mümkün değildir. Kimin siyasetinin ne anlama geldiği belirlenmek isteniyorsa işte bu anahtar çerçevesinde bakılması gerekir.