BDP, Kürt çocuklarına yönelik yaşam hakkı ihlallerine ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi. BDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, toplumsal olaylarda ve faili meçhul yöntemler ile katledilen Kürt çocuklarının faillerinin ortaya çıkarılması için Meclis’i göreve çağırdı. Meclis’e konu hakkında araştırma önergesi veren Aydoğan, Kürt sorununun çözümsüz bırakılmasından kaynaklı adalet sisteminin işlemediğine vurgu yaparak; asker, polis veya korucular tarafından gerçekleştirilen çocuk katliamlarının soruşturulmasının engellendiğini kaydetti. Türkiye’de devlet güçleri tarafından son 24 yıl içerisinde 569 çocuğun katledildiğini belirten Aydoğan, "Son 3 yıl içerisinde binlerce çocuk gözaltına alınırken, 298 çocuk tutuklanmıştır. 1989–2013 yılları arasında 569 çocuğun, en kutsal hakkı olan; ’Yaşam Hakkı’nın kolluk kuvvetleri tarafından keyfi biçimde ihlal edilmiştir" dedi.


İlk kurban Ramazan Son kurban Vesim

"1984 yılından bu yana başlayan savaş ortamın ilk çocuk kurbanı 1988 yılında 13 yaşındaki Ramazan Dağ olmuştur. 1989 yılında Şırnak’ta 10 yaşındaki Mahmut Yaşar ve Fahrettin Ertaş ile devam etmiş; Vesim Zengin (13) kaçakçılık yaptığı gerekçesiyle askerler tarafından, güvenlik güçlerinin katlettiği son kurban olarak kayıtlara geçmiştir” diyen Aydoğan, "yasal düzenlemelerde asli görevleri yaşam hakkını korumak olan güvenlik görevlilerinin yıllardır Kürt çocuklarının geleceğini çaldığını ve yaşamlarının ellerinden alındığını" dile getirerek, bu katliamların da yetkililer tarafından adeta görmezden gelindiğini aktardı.

Kürt coğrafyasında adalet yok

Kürt coğrafyasındaki katliamlara yönelik adalet sistemi başta olmak üzere yetkililerin kayıtsız kalmasının derin toplumsal yaralar açtığına vurgu yapan Aydoğan, araştırma önergesinde şunları belirtti: "Türkiye, uluslararası bağlamda, ‘Çocuk Anayasası’ olarak kabul edilen, çocukların sağlıklı ve mutlu yaşayabilmesi için koşullar sıralamış BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalayarak taraf olan ve sözleşmede yer alan hükümleri uygulamayı taahhüt etmiştir. Ancak son 24 yılda özellikle Kürt coğrafyasında 569 çocuğun polis, asker ve korucu tarafından katledildiği gerçekliğine göz önüne alınca devletin, söz konusu Kürt coğrafyasının çocukları olduğunda bu sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmeyerek, sözleşmenin bağlayıcılığını unuttuğu, taraf olup imza attığı uluslar arası hukuk anlaşmasını çiğnediği ortadadır. Bu katliamlara adalet sisteminin de kayıtsız kalması özellikle açılan dosyaların takipsizlikle sonuçlanması ve söz konusu katliamın faillerine yönelik verilen hapis cezalarının komik sürelerle tanımlanması gerçekleşen bu çocuk katliamlarının açtığı toplumsal tramvayı her geçen gün daha da derinleştirmektedir."

Katliamcılar korunuyor

Türkiye'de hukuk sisteminin adeta yaşanan katliamların faillerinin güvendiği bir duvara dönüştüğünün altını çizen Aydoğan, bunu örneklerle açıkladı: "Özellikle son dönemde, Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyü mezrasında meydana gelen patlamada yaşamını yitiren Ceylan Önkol'un ölümü ile ilgili 'görevi kötüye kullanmak' suçlamasıyla açılan soruşturmada şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmesi, yine Diyarbakır’da 2006 yılında gerçekleşen 28 Mart olaylarında yaşamını yitiren 8 yaşındaki Enes Ata olayı ile ilgili soruşturma başlatan savcılığa Ata'nın ölümüne neden olan polisler için talep edilen soruşturma izninin Diyarbakır Valisi tarafından verilmemesi ve son olarak da Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde yapılan gösteride polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Halil İbrahim Oruç olayı ile ilgili başlatılan soruşturmaya 'gizlilik' kararı konulması."
"Kürt sorunun demokratik düzlemde çözümü aynı zamanda geriye yönelik katliamların başta olmak üzere özellikle Kürt coğrafyasında yaşanan çocuk katliamlarının açığa çıkarılması, faillerinin bulunması ve bu konudaki hukuki süreçleri hayata geçirmekle mümkündür" diyen Aydoğan, bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin neler olabileceği ile çocuklara yönelik yaşam hakkı ihlallerinin tüm boyutları ile araştırılması için BDP olarak Meclis Araştırma Komisyonu'nun kurulmasını talep ettiklerini ifade etti.

DİHA/ANKARA