
Meclis üyeleri kadının karşılaştığı şiddet konusunda tavırlarının net olduğunu söylüyor ve şiddet uygulayanların ortamlarında yer bulamayacaklarını vurguluyor. Meclis üyeleri, gündeme daha fazla yoğunlaşıp Avrupa basınına seslerini duyurmak istediklerini dile getiriyor. İşte sorularımız ve Den Haag Kadın Meclisi Koordinasyon üyelerinin cevapları...
Kadın Meclisi hangi dönem ve hangi ihtiyaçlardan dolayı kuruldu?
Pervin Oğuz: Meclisimizin henüz ikinci yılı… Aslında alanımızda yıllardır süregelen bir kadın çalışması var. Fakat meclis dediğimiz örgütlenme modelinin henüz kısa bir geçmişi var. Yeni bir pardigma ile toplumda ortak bir irade oluşmuştur. Meclisler, bizim gibi henüz ulusal kimliği dahi kabul görmemiş, neredeyse yok olma noktasına getirilmiş bir toplum için halkın özgür olarak kimliğini ortaya koyduğu yeni bir sistemdir. Meclisler, özgür irade ve fedakarca bir karşı koyuştur. Sayın Öcalan tüm ezilen halklar ve emekçiler adına mevcut ezberleri bozan yeni ve alternatif bir sistem öngörüyor. Meclisleri, her alanda kurulması ve bu konuda vicdani sorumluluk hissetmemiz gereken somut ihtiyaçlar olarak düşünmeliyiz.
Yazgül Gündoğdu: Kadınların her alanda aktif olması, kendini tanıma, bilgilenme, kadının birey olarak topluma etkin katılımını sağlama ve kendi kimliğini tanıma açısından meclisler ihtiyaçtır.
Gülşen Alp: Derneklere kadınların gelmemesi göz önüne getirildiğinde, kadın meclisleri, onların değişik sorunlarını tartışmak, kadına yönelik şiddete çözüm bulmak açısından önemlidir.
Meclis yapınızın çalışma tarzı ve temposu nasıl? Nasıl bir işleyiş sistemine sahip?
Pervin Oğuz: Meclislerin halkın siyasal, sosyal, ekonomik gibi gündemi belirleyen sorunlara ortak tartışma ve kararlaşmalar ile çözüm üreten, toplumsal mücadelenin her açıdan yürüdüğü ortak bir zemindir. Meclisin yapısını belirleyen alandaki veya bölgedeki belirgin ihtiyaç ve taleplerdir. Bunun yanı sıra o bölgedeki kültürel özellikler de meclisin özgünlüğü açısından önemli. Kısacası bölgenin durumuna göre komisyonlar oluşturulur. İşte tam burada önemli. Meclis, en alttan en üste kadar kendini toplumda nasıl örgütlüyor? İşin esprisi burdadır. Örneğin sokaklara kadar inmiş mi? Çocuklar bile bir komün oluşturmuş mu? Ya da komün mentalitesi doğrultusunda bir çalışma var mı? Yoksa her meclisin bir tüzüğü veya toplantı sistemi var. Ancak yukarıda dediğimiz gibi bir çalışma yoksa işleyiş de sadece biçimsel olur.
Yazgül Gündoğdu: Çalışmalar çok iyi sayılmaz. Kürdistan'daki kadınlar o şartlarda buradaki kadınlardan daha aktif çalışmalarda yer alıyor. Burada bürokratik zorluklar, kadının bütün zamanını alıyor.
Gülşen Alp: Meclisimiz çeşitli komisyonlar şeklinde kendini örgütlemiştir. Bu komisyonlar, genç kadın komisyonu, örgütlenme komisyonu, dışilişkiler komisyonu, barış anneleri komisyonudur.
Meclisler, toplumun üyelerinin inisiyatifli bir şekilde toplumsal süreçlere müdahil olmasını hedefler. Amaç, herkesin bu sürece katılımını sağlamaktır. Bu nokta gözönünde bulundurulduğunda, bölgenizdeki Kürt kadınlarının katılım düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pervin Oğuz: Kadın meclisleri aslında tüm diğer meclisler gibi toplumun tüm katman ve kesimlerinde yer almalıdır. Burada Kürt kadını, ulusal kimliği ile değil ama kadın kimliği ile baskı altındadır. Toplumsal sorunlarda atıl kalma durumu bizim somut gerçekliğimizdir.
Yazgül Gündoğdu: Çalışma yaptığımız bölgeye göre, katılım çok zayıf. Sorumluluk bilinci gerçekten çok önemli. "Her birey 'başkası yapar, başkası katılır' düşüncesiyle hareket edince, katılım düşük kalıyor. Sorumluluğun çok önemli olduğunu düşünüyorum. İnsan vicdanen rahatsız oluyor. Süreci izlediğimizde Kürdistan'daki halkımızın cesur bir duruşu var. Ancak, biz Avrupa'da rehavet içindeyiz. Oradaki bir çocuk bile panzerlere karşı aktif direniş gösteriyor. Bizim ise burada sesimiz çok cılız kalıyor. Kendini göçmen hisseden herkes katılım sağlamalı, ülkesine özlem duyan, dönüp orada özgürce yaşamak isteyen herkes elinden geleni yapmalıdır.
Gülşen Alp: İstediğimiz düzeyde olmasa da bir katılım düzeyi var. Burada yaşayan Kürdistanlılar ihmal edilmiş, yine ilişkilerde bir kopukluk var. Eskiden yani ilticacılık durumu varken, insanlarımız henüz sisteme katılmamışlardı ve dolayısıyla çalışmalara katılım daha yoğundu.
Kadınların çalışmalara ilgisizliği ya da katılımsızlığının kaynağında ne gibi etmenler bulunuyor?
Pervin Oğuz: Tabii, neden böyle olduğu konusunda birçok neden sıralayabiliriz. Mültecilik durumu, entegrasyon dayatmaları, içinde yaşadığımız toplumun kültürel ortamı ve bunun ailelere sarsıcı biçimde yansıması... Böylesi bir karmaşada Avrupa'daki toplumumuzda kendi değerlerini yaşatmak adına dışarıya açılma noktasında kadın üzerinde süregelen bu baskılar, aynı zamanda kadınlarımızın da garipsemediği bir yaşam tarzı haline gelmiştir. Bundan dolayı Avrupa'da Kürt kadınını, kadın kimliği ile harekete geçirmede ciddi zorluklar yaşıyoruz. Her türlü sorunun aşılmasında belirleyici olanın, örgütlülük ağının geliştirilmesi ve güçlendirilmesidir. Dolayısıyla en fazla tartıştığımız şey, nasıl örgütlenebiliriz konusudur. Örgütlenme sorunu da salt komisyonla ilgili değil. Bu konu tüm meclisin sorunu. Meclis bu konu üzerine eğilerek bir ağ örmek zorunda. Bunun altını çizmemdeki en önemli neden, parçalı bir duruş ve yaklaşımın artık çözüm getirmediğinin ortaya çıkmasıdır. Bununla birlikte çalışmalarımızı ortaklaştırmada sorunlar yaşıyoruz. Bugünden yarına öyle hemen çözülecek şeylerden bahsetmiyoruz.
Yazgül Gündoğdu: Burada kendilerini göçmen hissedenler, ülkesine özlem duyanlar, özgürlük için burada elinden geleni yapması gerekiyor. Duyarsızlıkta en temel nokta rehavettir. Aile sorunları oluyor ancak açıkça bahsetmiyorlar da. Birbirlerine bakıp olumsuz etkileniyorlar. Basit şeyler gibi gelebilir ancak sorumluluk duyulması gerekiyor. Meclisimizin sorunları çözme noktasında da daha aktif hareket etmesi lazım.
Gülşen Alp: Katılım zayıflığının temelinde kendimizi çalışmalara verememe yatıyor. Sorumluluk konusunda sorunlar var. Bir iki saatimizi düzenli vermekle aslında bir çok sorunu çözebiliriz. Ayrıca yönlendirilme ve dürtülme beklentisi de var. Kadınlarımız sorunlarını açıkça söyleyemiyorlar. 'Duyulur' korkusunu taşıyorlar. Ama komisyonlara sorunlarını aktarabilirler. Gizlilik esas alınarak sorunların çözümü bulunuyor.
Evet sorunlar bunlar… Ya çözümü?
Pervin Oğuz: Meclisleşmedeki en kutsal değer, ortaklaşmadır. En büyük ütopya, en büyük, en geniş ortaklaşmayı yakalayabilmektir. Genişleyen, büyüyen ve büyüdükçe ortaklaşan örgütlülük ağından bahsediyoruz. Bu konuda bir kararlaşmaya da gidiyoruz. Örneğin bahsettiğimiz örgütsel büyümenin ancak kolektif-ekip tarzının pratikleşmesi ile ve bu pratiğin getireceği zengin, yaratıcı yöntemleri vurguluyoruz.
Gülşen Alp: Çözümden yana çalışmalar üzerine yoğunlaşıyoruz.
Yazgül Gündoğdu: Meclis, kadınları çalışmalara çekiyor. Kadınlarla ilgili ne kadar çalışma olursa sorunların çözümü de o kadar kolaylaşır. Şu anda bu konuda çalışmalar yapılıyor ama bu çalışmaları daha da fazlalaştırmak gerekiyor.
Başlık parası, şiddet ve 'namus' cinayetleri gibi konularla karşılaşıyor musunuz? Varsa bu sorunların aşılması için ne yapılmalı?
Yazgül Gündoğdu ve Gülşen Alp: Meclis, bunları uygulayanlara karşı tavır sergiler.
Pervin Oğuz: Bulunduğumuz alandaki kadın iradesini, kadın inisiyatifini geliştirdiğimiz oranda bu sorunları çözebiliriz. Sorun, kadın ve erkek nasıl bir yaşam? Geleneksel anlayışlar ve tabular halen ciddi engellerdir. Bu belirttiğiniz karşılaştığımız ciddi sorunlardır. Son zamanlarda gittikçe artan kadın cinayetleri, daha somut olarak hareket etmemiz gerektiğini belirten uyarıdır aslında. Kürt halkı olarak toplumsal bir patlamanın arifesindeyiz henüz. Özellikle Kürtler olarak birbirimize karşı sorumluluk duygusuyla hareketle, örgütlülüğümüze güç katmak, sahiplenmek ve çalışmalarımızın pratikçisi olmamız gerektiğini bir kez daha belirtmek istiyorum.
BİRGÜL ROAVA/DEN HAAG