TC’nin devrimi engellemeye yönelik attığı tüm adımlar büyük gelişmelere yol açan bir tetikleyici rolü oynuyor.
2012 Temmuzunda ilan edilen devrimi daha ilk aşamasındayken alt etmek için El Nusra aracılığıyla düzenlediği Serêkaniyê saldırısı, YPG’nin kendi gücünü göstermesi için önemli bir fırsat yaratmıştı. Amatör gönüllülerden oluşan askeri birliklerin Serêkaniyê’deki başarısı ciddi bir özgüven yaratmıştı. Halkın desteğiyle kısa sürede katılımlar artmış ve hızla ordulaşma sürecine girmişti YPG.
Daha çatışmalar devam ederken YPG birinci konferansını düzenleyerek örgütsel sistem ve hukukunu netleştirerek yeni sürece hazırlık yapmaya başlamıştı. Konferans ardından Cizîr Kantonu’nun Girkê Legê eyaletine bağlı Til Elo, Rimelan Paşa vb alanlarda rejim varlığını ortadan kaldırmış, Gir Zîro gibi önemli bir üssünü ele geçirmişti. Bu üsten ele geçirilen kısmi silah ve cephaneyle Serêkaniyê’deki çete varlığı sonlandırılmış ve tarihi başkent yüz yıllar sonra ilk kez öz yönetim aracılığıyla gerçek sahiplerine kavuşmuştu.
Bu şekilde başlayan saldırılar 2013 ve 2014’te de devam etmişti. Suriye Ulusal Koalisyonu’na bağlı çete gruplarının Halep, Cizîr, Efrîn’deki saldırıları boşa çıkartılmış, YPG karşısında direnemez konuma getirilmişti.
TC zayıflayan bu gruplar yerine sahada yeni yeni boy vermeye başlayan DAİŞ’e destek vererek Kürtlere karşı avantaj elde etmeye çalıştı. Bir yandan cepheden DAİŞ eliyle saldırarak sürekli savunma pozisyonunda tutmak isterken, içeride örgütlediği hücrelerin yaptığı patlamalarla kitleyi yeni oluşan özerk yönetime karşı tahrik etmeyi planladı.
2014 Ağustosuna kadar düşük yoğunlukta tutulan bu çatışmalar DAİŞ çetesinin Şengal’i işgal girişimi ardından daha geniş bir alanda ve daha şiddetli bir şekilde yaşanmaya başladı. Tarihi müdahalesiyle yüz binlerce insanı DAİŞ zulmünden kurtaran, Şengal dağına sığınan halkın tek soluk borusunu aylarca koruyan YPG’nin dünya çapında ün yapması da bu sürece tekabül ediyor.
Sadece Kürdistan’ın dört parçasından değil, artık dünyanın dört bir yanından yabancı gönüllüler YPG saflarına akarak DAİŞ zulmüne karşı mücadele yürütmeye başladı. Franko rejimine karşı savaşan enternasyonel taburlardan bu yana belki de ilk kez bu denli farklı insan ortak bir amaç için bu denli kenetlenmeye başlamıştı.
Kobanê saldırısıyla TC bu ünü yok edebileceğini, Rojava Devrimi şahsında somutlaşan özgürlük, demokrasi ve eşitlik hayallerini tümüyle yıkabileceğini hesaplamıştı. Tüm kuşatmaya ve saldırılara rağmen Kobanê ayakta durarak sadece saldıran güçleri yenmedi, aynı zamanda DAİŞ’in korku imparatorluğuna ilk ciddi darbeyi vurarak, DAİŞ karşıtı mücadelede diğer tüm güçlere moral ve güç verdi. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü şahsında tüm dünya, insanlığın ortak değerlerine saldıran DAİŞ güruhunun aslında hiçbir zaman kazanamayacağını ilan etti.
Kobanê’nin kurtarıldığı 26 Ocak günlü açıklamasında YPG Komutanlığı bu tarihi başarının ardı sıra gelecek başarıların ilki olduğunu, DAİŞ’in gerileme sürecine girdiğini belirtmişti. Daha Kobanê’nin kurtarılmasının üzerinden bir ay geçmeden Til Hemis-Til Berak gibi çok önemli iki çete merkezi özgürleştirilmişti. Ardı sıra Kobanê ve Cizîr Kantonları birleştirilmiş, QSD oluşumuna katılması ardından da Hol, Şedadê, Tişrîn, Minbic hamleleriyle Kuzey Suriye Federasyonu’nun zeminini güçlendirmişti.
Cerablus işgali ardından TC’nin başlattığı yeni saldırı dalgası da şüphesiz Rojava Devrimi ve YPG’yi zayıflatmamış, daha da güçlendirmiştir. Geçen iki ay içinde bu bölgede sürdürdüğü tüm saldırıları kırıldığı gibi sırtını dayadığı çete gruplarının etkili olamadığı da ilan edilmiş oldu.
Görünen o ki bu saldırılar ardından yoğunca tartışmaya başlanan Rakka operasyonu TC’nin tüm müdahalelerine rağmen YPG/QSD eliyle yapılacak. TC’nin Kürtleri zayıflatmak için başlattığı bu saldırılar Kürtleri daha da güçlendirecek. Kürtlerin, diğer halklarla birlikte Newroz’u zulmün yıkılmasının müjdesi olarak insanlığa hediye etmesi gibi Rakka’nın alınmasıyla yeni bir bayramlaşma sürecini de başlatacaktır.