Almanya Gündemi

Tarih 15 Kasım 2014. Üniversite öğrencisi Tuğçe Albayrak arkadaşları ile birlikte Offenbach kentinde McDonald’sta yemek yiyorlar. Sonra Tuğçe ve arkadaşları tuvalette iki kızın bağırışlarını duyuyor. Kızların bağırışlarının nedeni ise üç genç  tarafından tuvalette tacize uğramaları. Taciz olayında öne çıkan isim ise Sırb asıllı Sanel M. Tuğçe bu çığlıklara duyarsız kalamıyor ve aşağıda bulunan tuvalete iniyor, kız arkadaşları da peşinden. Tuğçe ve arkadaşları iki genç kadını taciz eden tacizcileri oradan uzaklaştırıyor.
Sonra herkes normal etkinliklerine geri dönüyor, tacizci gençlerde dışarı çıkıyor. Fakat olaylar burada bitmiyor. Ergenlik sentromunun etkileri hala taze olan gençler dışarıda da olay çıkarıyor. Daha sonra ortaya çıkan güvenlik kameraları görüntülerinden de anlaşıldığı üzere, Tuğçe ve arkadaşları dışarıda park alanında dururken, öfkeden gözü dönmüş 18 yaşındaki zanlı Sanel, kamera kadrajına giriyor, bir arkadaşı ise onu kolundan tutup oradan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bir ara geri çekiliyor, sonra öfkeyle geri dönüyor. Tuğçe ve arkadaşlarının olduğu yöne gidiyor, onlarla bir süre tartışıyor ve Tuğçe’nin yüzüne yumruk atıyor. Yumruğun etkisiyle Tuğçe yere yığılıyor ve bilinçsiz bir şekilde yerde baygın yatıyor. Offenbach’ta bulunan bir hastaneye kaldırılan Tuğçe’nin beyin kanaması geçirdiği anlaşılıyor ve koma’ya giriyor.
Olaydan iki hafta sonra beyin ölümü gerçekleşen Tuğçe’nin 23 yaşına bastığı gün, 28 Kasım Cuma, bağlı bulunduğu yaşam destek ünitesinin fişi çekiliyor ve daha ömrünün baharında bir genç kız, sırf başkalarına yardım ettiği için hayata gözlerini yumuyor. Ailesi başkalarının hayatını kurtarsın diye organlarını bağışlıyor. Tuğçe komada yatarken sosyal medyada örgütlenen gençler, arkadaşları, sivil toplum kuruluşları destek olmak amacıyla Tuğçe için eylemler düzenledi. Fakat Tuğçe hayatta kalmayı başaramadı.
Genç kızları taciz eden Sanel M.’nin profili ise agresif davranışlarını ele veriyor. Bu olay öncesinden de polis tarafından tanınan Sırp asıllı Sanel, ciddi hırsızlık suçları ve ağır yaralamalardan dolayı da daha önce gözaltına alınmış. Sanel şimdi Wiesbaden’de bulunan bir hapishanede kalıyor. Ona karşı olası saldırılara karşı da tek kişilik bir hücrede tutuluyor. Olayın kilit ismi iki genç kadın ise iki haftadan sonra polise gidip ifade verdi.
Toplumsal duyarlılığın dibe vurduğu bir dönemde medeni cesaret gösterip, neyle karşılaşacaklarını bile bilmeden, tanımadığı insanlara yardım eden insanların sayısı giderek azalıyor (Bu açıdan Tuğçe'nin sergilediği davranış çok önemli). Bunun karşısında kriminal olaylarda ise giderek artan bir eğri söz konusu. Özellikle 18 yaş altı gençlerde artan bu sayı kaygı uyandırıyor. Bir diğer taraftan toplumsal algı 'suç' ve 'yabancı' kavramlarını aynı düzlemde değerlendiriyor. Tuğçe olayında da  kurban ve suçlunun yabancı olması ‘entegre’ uzmanlarını harekete geçirdi. Yabancıların suça meyli ve entegrasyon politikaları üzerinde yorumlar yapıldı. Oysa 2009’da yaşanan benzer bir olayın failleri Alman. Münih’te bir metro istasyonunda küçük öğrencilerden zorla para toplayan iki genci engellediği için 50 yaşındaki Dominik Brunner, iki genç tarafından dövülerek öldürülmüştü, ki Tuğçe olayı da Brunner olayı ile bağdaştırılıyor.
 İstatistik değerlere bakarsak, 2013 polis verilerine göre Almanya'da yabancıların işlediği suç oranı 538 bin 449'a ulaştı. Toplam suç sayısı ise yaklaşık 6 milyon. 18 yaş altı işlenen suçlar ise oran olarak artış gösteriyor. Diğer taraftan yapılan bir araştırmaya göre suç eğilimi etnik köken ile değil ekonomik ve sosyal yapıyla ilgili. Aile eğitimi bunda çok önemli bir rol oynuyor.
Sonuç olarak; kavganın nedeni ne olursa olsun, sonuçta idealleri olan bir genç kadın yaşamını yitirdi. Tuğçe örneğinde de olduğu gibi bu insanları suça iten nedenler ortadan kaldırılmalı. Alman ve yabancı diye katagorize etmek bir çözüm değil çözümsüzlük getiriyor.
***
Yıllardır Almanya'nın Essen kentinde yaşayan Dêrsim Soykırımı’nın son tanıklarından Gülizar Ana’yı kaybettik. Çocuklarını devrimci yetiştiren, kendisi de bu yaşamından taviz vermeyen bir değeri kaybeden tüm Kürt halkının başı sağolsun.