
Türkiye’de, kadın cinayetlerinde son dönemde gözle görülür bir artış var. Her gün ortalama iki kadın bir şekliyle cinayete kurban gidiyor. Bütün mücadeleye rağmen bunun önü bir türlü kesilmiyor. Tarih boyunca, ‘namus’ adı altında işlenen kadın cinayetleri hep gizlenmiştir. Bugün özellikle Kürt Kadın Hareketi’nin geldiği düzey, bu cinayetlere karşı bir duruşu ortaya koyuyor.
Kadın cinayetlerinden biri de Semsûr’da katledilen Medine Memi’dir. Dedesi ve babası tarafında diri diri kümese gömülmüş, olayın üzerinde iki ay geçtikten sonra cenazesine ulaşılmıştı. Adıyaman Cezaevinde tutuklu bulunan yazar Menaf Osman, bu olayı “Namûsname” adlı romanında dile anlatıyor. Aram Yayınları’nın Kasım 2012 yılında bastığı kitabın editörlüğünü Hasan Hüseyin Deniz yapmış. Kürtçe yazılan kitap 132 sayfada oluşuyor. Kitap bütün Medinelere adanmış.
Dedenin kirli ilişkileri
Romanın kurgusu, Medine’nin yaşamı etrafında şekilleniyor. Medine, evin en büyük çocuğudur. Babası, annesi, kardeşleri ve dedesi Heci Feti ile birlikte yaşamaktadırlar. Okula giden başarılı bir öğrencidir. Babası, dedesinin bir dediğini iki etmeyen silik biridir. Annesi evin tüm işlerini yüklenmiştir. Annesi, kayın pederinin tecavüzüne uğrar. ‘Namus’ korkusu yüzünden sesini çıkaramaz. Yaşlı adam bunu bir koz olarak kullanarak sürekli olarak gelinine tecavüz eder. Medine, bir gece bu olaya tanık olur, böylece hayatı değişir. Dedesi bir yönüyle dindar, bir yönüyle de rezil biridir. Her yaptığı rezaletten sonra bütün suçu gelinine atar. Gelinine ve torunu Medine’yi sürekli olarak ‘namusuz’ damgası vurur. Heci Feti, karanlık ilişkilere sahiptir. Evde sürekli terör estirmektedir. İki defa polise şikayet edilmesine rağmen karanlık ilişkileri sayesinde serbest bırakılır.
Diri diri toprağa gömülür
Heci Feti, gelinine tecavüzün Medine tarafından bilindiğini sezince sinsi planlar yapar ve onu ortadan kaldırmanın yollarını arar. Gelinini bir bahane ile evden uzaklaştırıp Medine’yi diri diri toprağa gömer. Burada katledilen sadece Medine değildir. Medine’nin şahsında sesini yükselten kadın kimliğidir.
Kitap ‘namus’ olgusunu sorguluyor. Toplumun ‘namus’a bakışına yönelik ciddi bir eleştiri getiriyor. Aynı zamanda din kisvesi altında, toplumun değer yargılarının nasıl sömürüldüğünü de ortaya koyuyor. Sistemin, kadına bakışını da ele alan kitap, ‘namus’ cinayetlerinin en önemli nedenlerinden birinin de sistem olduğunu ortaya koyma açısından iyi bir örnek teşkil ediyor. Kitap, akıcı bir Kürtçe ile yazılmış. Bazı yerlerde bölgesel dil kullanmış olsa da genel anlamıyla yazım dili anlaşılır ve yalın. Bazı redakte hataları olsa da genel yazının içinde fazla sırıtmıyor.
ERDOÐAN ZAMUR