S. ASUMAN DEMİR / ANF/HABER MERKEZİ


Kadına yönelik şiddet haberleri her geçen gün artıyor. Her yıl aylık tutulan istatistikler, cinayet, taciz ve tecavüz oranlarının azalmadığını gösteriyor. Yeni yasa düzenlemeleri de bu şiddet ortamını besliyor. 

Peki, medya artan kadın cinayeti haberlerini nasıl görüyor? Medyanın dili şiddet sarmalında neye tekabül ediyor? Jinnews’ten Beritan Elyakut, Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Gülfem Karataş, Artı TV’den Serpil Savumlu ve Artı Gerçek yazarı Candan Yıldız kadına şiddet haberlerinde medyanın etkisini, dilini ve nasıl olması gerektiğini anlattı.


Failin sırtını sıvazlıyorlar

Beritan Elyakut, medyadaki şiddet haberlerinin genellikle kadının değil, failin yanında yer alan bir kurguyla yazıldığını söylüyor ve ekliyor “Bu da potansiyel failleri ve toplumdaki erkekliğin ‘sırtını sıvazlar’ bir pozisyona sebep oluyor. Kadının nasıl katledildiğini, katleden erkeğin hangi aracı kullandığını ya da tecavüz sırasında kadını daha da savunmasız kılmak için neler yaptığını açıkça yazan, bunu da gazetecilik başarısı olarak yansıtan bir dil var. Gazetecilik, tüm detaylara ulaşıp daha fazla okunmak adına bunu magazinsel bir dille yazmak değildir.”

Elyakut, havuz medyasında özellikle cinsel saldırı haberinin içeriğinin suçu işleyeni değil de kadını teşhir eden ve magazinsel bir şekilde kurgulandığını ifade ediyor. Bunun da başka erkeklere yol yöntem olarak sunulduğunu belirtiyor.

Kadın muhabirler olarak kadını yaşamın dışına iten, magazinleştiren, yok sayan ve tüm kazanımlarını gasp eden zihniyete karşı güçlü kadın haberleriyle cevap olmaya çalıştıklarını belirten Elyakut, JINHA ve Gazete Şûjin’in da bu tarz haberler yaptığı için kapatıldığını hatırlatıyor ve şöyle diyor: “Kadınlar olarak ‘Kadın Odaklı Habercilik’ perspektifiyle çıktığımız bu yolda, tüm kadınların sesi olmaya devam edeceğiz.”


Suç unsuru olunca ‘kadın’ kullanılıyor

Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Gülfem Karataş da medyanın, kadına yönelik şiddetin şekil almasında etkili olduğu düşüncesinde: “Çoğu zaman propaganda aracı olarak kullanılan haberlerin dili toplumun düşünce yapısını da değiştiriyor. Örneğin; kadının annelik rolü üzerinden haberleşmesi, eğer kadın bir şiddetle anılıyorsa ‘anne’ rolüne vurgu yapılıyor, kadına aslında ‘insan’ olarak bakılmıyor. 

Karataş, suç unsuru oluşturabilecek bir durum olduğunda ‘kadın’ın özellikle vurgulandığını söylüyor: “Hiç unutmuyorum IMC'deyken Serpil'le (Savumlu) Mor Bülten’i hazırlıyoruz. Bizim bilgimiz dışında bir haber yapılmış. Haber şu: ‘Suriyeli anne bebeğini bırakıp gitti.’ Birincisi kadının bebeği neden bıraktığı haberde yok. İkincisi bu bebeği kadın tek başına mı yaptı, baba nerde soran yok. Üçüncüsü sen annesin, bir de Suriyelisin. Her türlü ırkçılık ve cinsiyetçilik besleniyor.”


‘Mağdur’ değil, ‘maruz kalan’

Karataş öncelikle ‘mağdur’ kelimesinin değişmesi kanısında. Mağduriyet geliştirmek yerine olayın ciddiyetini gözler önüne sermemiz gerekiyor diyor ve şöyle devam ediyor: “Çünkü mağdur denildiğinde acıma hissi artıyor ve bu kadınları güçsüzmüş gibi gösteriyor. Oysa kadınlar güçlü olmasa, bu kadar gizlenmeye çalışılmasına rağmen bunca olay gün yüzüne çıkmazdı. Şiddete, tacize, tecavüze maruz kalmış kadınların ‘mağdur’ denilmesinden de rahatsız olduğumu belirtmek isterim. Haberlerin de ‘mağdur’ diye değil, ‘maruz kalan’ olarak verilmesi gerekiyor. Çünkü mağdur olsaydı o kadın ne dava açabilirdi ne de gazeteciler bunu haberleştirebilirdi. Oysa ki kadın sesini olabildiğince çıkarıyor. Duymak istememek, toplumun başını kuma gömmesi sadece.”


Medyanın dili erkeklerin rehberi

Artı TV’den Serpil Savumlu medyanın doğrudan olmasa da şiddet olaylarına bakış açısından mutlaka bir etkisi olduğu düşüncesinde: “Medyanın haberden çok öğreten ve yol gösteren dili erkeklerin rehberi konumunda Türkiye’de. Erkeklerin şiddeti kullanmaları değil de kadınların ölümü ‘seçtiği’ algısıyla yapılan; kadınları suçlayan, aşağılayan haberler yaşananların bir devamı aslında.”

Savumlu, bu haberlerin de medyanın dilinin de ‘Erkek akıldan’ bağımsız olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Medya erkek aklın iktidarı için kalemini kullanıyor. Haberler yapılırken kadınlar bir kez de medyanın diliyle şiddette maruz kalıyor. ‘Erkeğe selam verdi öldürüldü... Boşanmak istedi bıçaklandı... Sevgilisini eve aldı’ gibi... Bu başlıklarla şiddeti meşrulaştıran ya da merak uyandırsın diye pornografik tüm unsurların itinayla kullanıldığı haberlerde, kadınların kimlikleri de açıkça belirtiliyor. Bu dil maalesef en acımasız yüzünü trans kadınlarla ilgili yapılan haberlerde gösteriyor.”


Maruz kalanın değil, failin adı yazılmalı

Artı Gerçek’ten Candan Yıldız ise medyada şiddet haberleri verirken özellikle failin adının değil de buna maruz kalan kadının adının veya fotoğrafının verilmesine karşı net bir tavır alınması gerektiğini söylüyor: “Şu çok net; Habertürk’ün Şefika Etik cinayetindeki kullandığı görsele net bir tavırla hayır dememiz gerekiyor (Habertürk haberde Şefika Etik’in sırtından bıçaklanmış fotoğrafını kullanmış ve tepki çekmişti). Bu tartışma götürmez bir gerçek, pornografik bir şiddet asla gösterilemez. Özellikle failin adının gizlendiği, kadının adının ise açık yazıldığı haber dili çok yaygın. Ben editör olarak failin adını açıktan yazılması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü şiddetin iddia olmaktan çıkması gerektiğini savunduğumuz bir habercilik yapmalıyız. Çünkü bu ‘iddia ediliyor, öne sürülüyor’ dili bir taraflılığı da gösteriyor. Çünkü bu aynı zamanda kamusal denetim de getiren bir şey. Failin adını açık yazdığın andan itibaren artık o şiddeti bir daha uygulamayacak. Bu da kadınların ve haklarının korunması açısından önemli diye düşünüyorum.”