Cezaevindeki oğlunu görmek için Batman’dan İstanbul’a gelen 58 yaşındaki Mehmet Bal’dan 19 gündür haber alınamıyor. Bal’ın ailesinin başvurduğu hiçbir kurum yanıt vermiyor.
Cezaevindeki oğlunu ziyaret etmek amacıyla 24 Ocak’ta Batman’dan İstanbul’a gelen ve aynı gün akrabalarıyla görüştükten sonra bir daha kendisinden haber alınamayan 10 çocuk babası Mehmet Bal, 19 gündür kayıp. HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, Türkiye’de Kürtlerin kaybolmadığını kaybettirildiğini vurgulayarak, yetkilileri derhal açıklama yapmaya çağırdı.
Ağabeyini aramaya devam ettiklerini söyleyen Bal’ın kardeşi Mehmet Şirin Bal, bulunması için polise ve savcılığa başvurduklarını ancak 19 gündür ne savcılıktan ne de polisten sağlıklı bilgi alabildiklerini belirtti. Emniyet’e her gittiklerinde polisin kendilerine “Bekleyin sizi arayacağız” dediğini belirten Bal, geçen hafta savcı ile görüştüklerini; savcının kendileri ile ilgilenmediğini, alaycı bir dille yaklaştığını söyledi. Savcıya, Bursa Uludağ’da kaybolan iki kişinin çok çabuk bulunduğunu, ağabeyinin neden bulunamadığını sorduğunu anlatan Bal, “Bu soruyu sorduktan sonra savcı, bize ‘O başka bu başka’ yanıtı verdi. Biz de ‘Sonuçta o da kayıp bu da kayıp. Niye 15 gündür bulunamıyor’ dedik. Savcı, ‘Önümde bir sürü işim var, sadece siz değilsiniz’ deyip bizi başından savdı” diye konuştu.
Devlet isterse iki saatte bulur
Kardeşinin kimseyle bir husumeti olmadığını, İstanbul’u da iyi bildiğini söyleyen Bal, “Türkiye’nin her yerini bilen, gezen biri nasıl olur da kaybolur? Ya insan nasıl kaybolur, tespih mi ki elden düşsün kaybolsun! Devlet isterse iki saatte bulur. Kardeşime ne oldu onu biz de bilmiyoruz. Devletin elinde mi değil mi bilmiyoruz. Nerede olursa olsun bulunmasını istiyoruz” dedi.
Aklı başında ve sağlıklı
Babasının Amed’de çalıştığını belirten Bal’ın oğlu Nihat Bal, daha önce birileri tarafından tehdit edilmediğini, kimseyle husumeti olmadığını dile getirerek, şunları paylaştı: “Babam her kış bizi ziyaret etmek için İstanbul’a gelirdi. 24 Ocak’ta da bizleri ziyaret etmek için İstanbul’a geldi. Ben ve iki kardeşim İstanbul’da yaşıyoruz, bir kardeşim cezaevinde, iki kardeşim de yıllar önce PKK’ye katıldı. Daha önce cezaevinde bulunan kardeşimden dolayı birkaç defa evimize polis baskın düzenledi. Babam gözaltına alındı. Birkaç sefer de diğer kardeşlerimden kaynaklı babam ifadeye çağırıldı. Babama ne olduğuna dair bir fikrimiz yok. Bir sonuca varamıyoruz. Aklı başında ve sağlıklıydı. Kaybolması için bir neden de yok.”
Bize bilgi vermiyorlar
Babası ile ilgili her türlü ihtimali düşündüklerini aktaran Nihat Bal, girişimleri hakkında şunları anlattı: “Babamı devlet götürmüşse niye çıkarmıyor? Babamla ne işleri olabilir? Devletin elinde de olabilir, bir yerde düşmüş de olabilir. Biz kendimiz bir arama çalışması yapamıyoruz. Emniyet’e gittik, savcılığa başvurduk. Bizi kayıp şahıslar bürosuna yönlendirdiler. Bir memur bize ‘Arama ve soruşturma sürdüğü için bilgi veremiyoruz’ dedi. Biz de tanıdıklarımız vasıtasıyla soruyoruz ama hiçbir şey bulamadık. Bu iş ancak teknik takiple çözülebilir. Telefon görüşmeleri, MOBESE kameraları incelenebilir. Bu çağda İstanbul’da kameranın görmediği bir sokak yoktur. Telefon ve kamera ile her türlü sonuca varılabilir ama nedense bulunamıyor.”
Savcı kardeşlerimi soruyor
Savcı ile yaptığı görüşmeyi aktaran Bal, şöyle devam etti: “Savcı ile de görüştük. Savcının umursamaz bir tavrı vardı. Birkaç soru sordu, araştırmalara devam ettiğini söyledi. Ailem, babam ve kardeşlerim hakkında bazı sorular sordu. İki kardeşimin PKK’ye katıldığını söyleyince ‘Babanız da katılmış olamaz mı, katılmış olma ihtimali yok mu?’ diye sordu. Ben de ‘Bu yaşta böyle bir adam neden katılsın, böyle bir düşüncesi olsaydı neden İstanbul’a gelsin ki’ dedim. Bu ve benzeri sorularda ısrar ediyordu. İşte ‘Kardeşlerin hakkında ne düşünüyorsun. Baban ne düşünüyordu’ gibi sorular sordu. Bundan ötürü yapıcı gelmedi bana.”
Gitmediğimiz yer kalmadı
Hastanelere, karakollara, sınır karakollarına kadar her yere sorduklarını belirten Bal’ın kuzeni Abdulselam Bal ise gittikleri her yerde olumsuz cevap aldıklarını, karakolda alaycı bir tavırla karşılaştıkları için kuzeninin devlet tarafından alınabileceğini düşündüklerini ifade etti. Bal, “Konuya ilişkin ne bir şahidimiz var ne de bir görgü tanığı. Hiçbir şey yok elimizde. Kuzenimi sadece devletten istiyoruz, bu bizim hakkımızdır” dedi.
Neden bilgi verilmiyor?
Konuya ilişkin soruşturma yürütüldüğünü, ancak soruşturmanın ne şekilde sürdüğünü bilmediklerini kaydeden Bal, “Konuya ilişkin hiçbir yetkili kuzenimin en son görüldüğü yerde incelemede bulunmadı. Kendi çabamızla çevreye soruşturduk, hiçbir esnafın güvenlik kameralarının incelenmediğini öğrendik. Telefonu var sinyalinden bulabilirler. Kafamızda bir çelişki var. En son Kadıköy’e gideceğini söylemiş ama Kadıköy’de tanıdığı kimse yok. Devlet Mehmet Bal’ı nedense bulamıyor. Oğlu Gayrettepe’de polis karakoluna gidiyor kapıdan içeri alınmıyor. Telefonla karakolu arıyoruz ‘Konuya ilişkin bilgi almaya geleceğiz’ diyoruz bize ‘Gelseniz de sizi kapıdan kovarız’ diyorlar. Bir soruşturma yürütülüyorsa soruşturmanın ne aşamada olduğuna ilişkin bize neden bilgi verilmiyor” diye sordu.
Cevap bekliyoruz
Bal’ın ailesi, dün de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. “Mehmet Bal nerede?” pankartının asıldığı açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Musa Piroğlu ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Batman Dernekleri Federasyonu (BADEF), HDP İl Eşbaşkanları Elif Bulut ve Erdal Avcı, Doğu Güneydoğu Dernekler Platformu, Muş Dernekleri Federasyonu, Bekiran Derneği, Bekiran Gençlik Derneği, İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada İHD adına konuşan Leman Yurtsever, kayıp kişinin akıbetinin sorumluluğunun devlete ait olduğunu vurguladı. Yurtsever, “Devlet istese sinyal takibiyle, MOBESE kayıtlarını inceleyerek Mehmet Bal’ın akıbetine ulaşabilir. Ama yapmıyor, ciddiyetsiz bir tavır içinde. Biz İHD olarak İçişleri Bakanlığı’na, Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptık cevap bekliyoruz. Af Örgütü’ne acil eylem çağrısı yaptık. Bu konuda savcıları, yetkilileri göreve çağırıyoruz. Yoksa Mehmet Bal’ın herhangi bir kurum ya da kuruluş tarafından gözaltına alındığı akıllara gelmeye başladı” dedi.
Hiçbir şey değişmedi
Zorla kaybedilmeye karşı bir refleks olarak kişilerin birbirine haber verdiğini söyleyen CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise yıllar önce zorla kaybedilen Necati Aydın sürecini hatırlattı. O dönem Aydın’ın akıbetini savcıya sorduklarında savcının kendisine “Dağa gitmiş olamaz mı?” dediğini anımsatan Tanrıkulu, aradan çeyrek asır geçmesine rağmen devletin bu tutumunun hiç değişmediğini söyledi. Mehmet Bal olayında da savcının “Dağa gitmiş olamaz mı” demesine değinen Tanrıkulu, şunları dile getirdi: “60 yaşında bir adam Batman’dan İstanbul’a gelmiş, gitse oradan gider niye buraya gelsin? Bal’ın akıbetinden devlet, hükümet, güvenlik güçleri sorumludur. Türkiye AİHM tarafından etkin soruşturma yapmama yönünden mahkum edilmiştir. Hem güvenlik güçleri hem de adli makamların etkin soruşturma yapmadıklarını görüyoruz. Yetkilileri etkin bir soruşturma yapmaya çağırıyoruz.”
Beştaş: Acı deneyimler var
HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş ise “Bizim hafızamız 90’lı yıllardan bu yana faili belli ama gizlenen cinayetler konusunda maalesef acı deneyimlerle dolu” dedi. Kürtlerin ne yaşamda, ne ölümde, ne kayıpta, ne cinayette, ne de definde eşit olduğuna dikkati çeken Beştaş, şöyle konuştu: “Bu ülkede Kürtler kaybolmaz, kaybettirilir. Bu çok acı deneyimlerle önümüzde duruyor. 90’lı yıllar tarihi on binlerce cinayetle hala faili bulunmayan gizlenen katliamlarla dolu. Umarım Mehmet Bal bir yenisi olarak eklenmez bu tarihe. Dünyanın herhangi bir yerinde telefon görüşmesinden sonra kendisinden haber alınamaması olağan değil.” Kürt halkının 30 yıllık geçmiş deneyimlerine dayanarak gittikleri her yerde yakınlarına bilgi verdiğini, bunun kaybedilme, kaçırılmalara karşı alınan bir önlem olduğunu dile getiren Beştaş, şunları ekledi: “Savcının bu yaklaşımı aslında faillere de işaret ediyor. Savcı böyle bir cürette nasıl bulunur. Onun görevi bunu araştırmak, soruşturmak ve izini sürmektir. İstanbul, Dersim, Diyarbakır ya da İzmir’de bir insan asla kaybolmaz, kaçırılsa, kaybettirilse bile ucu başka yerlere dokunmuyorsa rahatlıkla bulunabilir. Binlerce dava dosyasından ve tarihsel arka plandan bunu biliyoruz.”
Doğu Güneydoğu Dernekler Platformu Başkanı Abdulhakim Daş ise “Kürdistan coğrafyasında en fazla acıyı çekenler ve buraya göç edip biraya gelenler o acıları çok iyi biliyoruz. 18. gününde olan hemşerimiz ve derneğimizin üyesi olan Mehmet Bal için gerek Emniyet, gerekse savcılık ve diğer devlet kurumları tarafından olumlu bir açıklamanın yapılmamış olması bizleri derin bir üzüntüye ve endişeye sevk ediyor” dedi.
Karıncanın izini bile sürerler
Son olarak söz alan gözaltında kaybedildikten sonra cenazesi bulunan Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak, şunları söyledi: “Yeri geldiğinde bize nara atıp Fırat’ın kıyısındakinden bile sorumlu olduğunu söyleyen yetkililere soruyoruz İstanbul’un göbeğinde kaybolan Mehmet Bal’a ne oldu? Her türlü teknoloji ellerinin altında, istedikleri anda bir karıncanın bile izini sürebilecek durumdalar. Bu üç maymunu oynamaları bize yeni bir suçun işleneceğine dair kuşku uyandırıyor. 25 yıldır suçlulara suçlarını anlatıyoruz, bunu anlatmak istemiyoruz.”
İSTANBUL