“Mizah nedir?” diye bir soru sorulursa ona en uygun cavap kanımca, 'terapi'dir. Tarihten bu yana insanlar mizahı sevmiş ve uğraşmışlardır. İnsanlar türlü gerekçelerle, bazen tersinden düşünmek bazen de hayata katlanabilir bir zeminde 'mutlu' olabilmek için hep uğraşıp didinmişler. Bundan dolayıdır ki insanlar hiçbir zaman mizahtan vazgeçememişlerdir. İnsanın en sorunlu veya en sancılı dönemlerinde bile mizah üretilmiştir. Mizah, insanların yaşadığı politik, sosyolojik, psikolojik ve hatta fizyolojik sıkıntılarından o anlık bile olsa uzaklaştırabilmiş, rahatlatabilmiş ve hatta onu tümüyle sıkıntılarından arındırabilmiştir. 

Mizah birçok yönüyle güçlüdür. Çünkü mizahta 'zeka' vardır. Bazen bir saldırı bazen de savunma için kullanılan büyük bir güçtür. Bundan dolayıdır ki her zaman mizahtan korkulmuş, baskı altına alınmak istenilmiştir. En başta da otoritelerce mizah 'suya sabuna dokunmasın' istenilmiştir; yine de 'mizah' kendi mecrasında, kimi zaman 'yeraltı' sınırlarında varolagelmiştir. Çünkü mizah muhaliftir. Hiciv ve ironiyle eleştirir, yeri geldi mi yıkıcıdır, başkaldırır. Görünmeyeni görünür kılar. Toplumda etkisi büyüktür. En nihayetinde itaatsizdir.

 

Geleneksel ve modern Kürt mizahı

Tek tip, tek dil, tek renkle 'tek tek' uğraşır. Mizah, ezenlerin üniter formalarını yok sayar; çünkü 'gülmek' otoriteye biat etmemek, muhalif olmak demekle eşdeğerdir. 

Buradan hareketle Kürt mizahına gelirsek… 

Geleneksel Kürt mizahı 'sözlü' ve 'kırsal' bir çerçevede daha çok etkilidir. Geleneksel Kürt mizahı modern mizahla olan bağlarından veya araçlarından yoksundur. 

Her ne kadar yakın zamanda mizah dergileri çıkmışsa da ( Mîrkût, Îsot, Tewlo, Pîne vb.) uzun ömürlü olamamıştır. Var olanına da (Golik) pek önem verilmiyor, bilinmiyor veya sınırlı bir çevrede (tutuklu yazar-çizerler) seyir izliyor. Bunun çeşitli nedenleri var. Bunlardan biri Kürtlerin yaşadığı çatışmalı süreçten dolayı daha çok siyasetin öne çıkması. Başta mizah sanatı olmak üzere diğer tüm sanat alanları hep arka planda kalmıştır. Buna bir de mizah yapanın ekonomik çıkmazlarını da eklemeyi unutmamak gerek. 


'Şehirli' mizah!

Oysa Kürt mizahı çok köklü ve güçlüdür, denilir veya bilinir; ancak görünürde bir 'şehir efsanesi' dışında bir hayalet yoktur! Misal, bu konuyu veya en ilginç, en keskin veya en müthiş bir 'konuyu' Kürtçe anlattığınızda veya çizdiğinizde muhatabınız okur değil daha çok 'dinleyicidir!' 

Her evde her köyde her mahallede ve de her şehirde mutlaka mizah yönü güçlü olan ve bununla bilinen kişiler vardır. İnsanlar bu kişilerin sohbetine gider ya da o kişi ortamlarına çağrılır. Ama bu sadece 'köy' sınırlarıdır, bu yüzden 'şehirli' bir mizaha ve şehirli olan her şeye ihtiyacımız vardır, bir farkla o da Kürtçe'yle! 

Köylerde insanlar okul ya da camii duvarlarının gölgesinde oturur ve birbirini ti’ye almadan duramaz. Hatta yoldan gelen geçene de sataşır, karşılıklı birbirlerini 'henek'lere (şaka) boğar. 

Bu Kürt şehirlerinde de böyledir. Her şehirde mizahıyla nam salmış biri mutlaka vardır. İroni ve hiciv yönü yoksa bile toplumda söylenen adıyla o mahallenin o şehrin 'delisi' vardır ve onların sembolü olmuştur. Ve aslında Deli denen kişi herkesi ti’ye alır ve hiç kimse de bundan rahtsız olmaz. Öyle ki Mêrdîn Dêrik'te 'Xeto û Remo’nun heykelleri bile dikilmiştir. 


Kürtçe konuşuyorsan mutlaka ciddi olmalısın!

Peki Kürt mizahı bu kadar güçlüyken ve Kürtler mizahı bu kadar severken neden yeraltına çekilmiştir? Muhakkak ki çatışmalı ortam bunun bir nedeni. Bir nedeni de Kürt otoritelerinin buna sıcak bakmaması, hatta mizaha tepki göstermeleri. Kürt mizah geleneğinin aksine aşırı ciddileşmesi. "Mizaha yer yok" dercesine tüm Kürt kurumlarında hep bir şeylere öfkeli ve kızgınmış gibi ciddi bir duruş hali ortaya çıkmış. Hele hele 'Kürtçe konuşuyorsan mutlaka ciddi olmalısın', algısı oluşturulmuş. Kürt edebiyatı ve sanatına baktığımızda hep dramlar, trajediler işlenmekte ve öne çıkarılmakta. Tabii ki bunlar işlenilecektir ve işlenmeli de. Ama bunun yanında mizah da olmalı. Şöyle dönüp kaç tane tiyatro oyunu, sinema filmi, öykü, roman mizahla, komediyle işlenmiş diye baktığımızda yok denecek kadar az. Modern Kürt mizahı daha çok sosyal medya üzerinden yapılıyor desek yeridir. Kürt otoriteleri, sanatçıları, edebiyatçıları mizahın gücünden haberleri mi yok diye düşünüyor insan. 90’larda Tewlo, Pîne ve Gündem gazetesindeki Qirix’la yapılan politik mizah bile yok artık. Oysa sırf Qirix karikatürü için Gündem gazetesi alan insanlar vardı. 

Politikayı, siyaseti bile mizahla yapmalıyız. Onun etkileyici gücünden yararlanmalıyız. Meclis kürsülerinde “Êdi bes e!” diye yakarmaktansa Kürt siyasetinde mizahı güçlü Sırrı Süreyya Önder gibi taşlamalarla yapıldığında hem kendi politik görüşünde olanlar da hem de karşıt görüştekileri daha çok etkileyecektir.

Freud; ‘’Yaptığımız espriler sayesinde son derece önemli mesajlar kabul görür, ciddi bir ifadeyle söylenen sözler kabul edilmez‘’ der.


Kürtler mizaha açtırlar

Ve şu bir gerçektir ki Kürtler mizaha açtırlar. Öyle ki çok sıradan şeyler bile verildiğinde gülebilmekteler. Onun sanatsal-edebi yönüne bakmamaktalar. Örnek verirsek; Rojava’dan 'Bavê Teyyar' komedi filmleri. Kimileri çok basit, sanattan yoksun, amatör ve hatta maskaralık çalışmaları olarak görürken; kimileri de onu Kürtlerin Charlie Chaplin’i olarak tanımlar. Geleneksel Kürt mizahını Kürt toplumunu, aile yapısını, kadın erkek ilişkisini ve Kürt erkek kişiliğini korkusuzca, 'şilfî tazî' ortaya koyan çalışmalar olduğundan Kürtlerde fenomen oldu. Ve de bu kadar mizaha açken hiç kimse ortaya konanın sanatsal estetiğine ve teknik yönlerine bakmadı.

Yaptığım gezici televizyon (JIYAN TV- Aş û bajar) programında da biz Kürtlerin mizaha ve gülmeye ne kadar aç olduğunu görebilmekteyim. Çünkü biz Kürtlerin televizyon programlarında da aşırı bir ciddiyet mevcut. Program için özel bir hazırlık yapmadan insanlarla sohbet ederim. Sadece yüz ifadesi veya beden duruşunuz bile insanları rahatlatıyor ve bazen hiç umulmadık mizah durumları ortaya çıkabiliyor. İzleyici kitlemiz bu tutum karşısında bizimle rahat bir iletişim kuruyor, belki bu yüzden bizi izliyorlardır, kim bilir belki de biz öyle varsayıyoruz. Bunun farkında olmayan ve bütün Kürtlerin onu takip ettiğini düşünen 'ciddi' programlardan daha fazla izlendiğimiz kesin. Programda kullandığım birkaç klasik Kürtçe kelime bile (Errrrik, Tewlo, Na lo, lê lê, lo lo vb.) izleyiciyi güldürebiliyor, belki yetersiz ve sıradan bir bahanedir ama bu yüzden 'mikrofon uzattıklarımız' bunu programdan saymadığı için, daha rahat davranıyordur, kim bilir? 


Gülmeye çok ihtiyacımız var

“Qirdik” stand up gösterimden de öğrendiğim şu oldu: Kürtler geleneksel mizahı daha çok seviyor. Daha çok üniversitelerde sahne aldım. Yaş ortalamaları 25 ve çoğu metropollerde doğup büyümesine rağmen geleneksel mizahı daha çok sevdiklerini gördüm. Gösteride geleneksel mizahımızı, misal köyde geçen bir mevzuyu veya durumu anlattığım zaman salonda gülme durumu “hîrehîre” dönüşüyor...  

İlki geleneksel mizahımız bugüne kadar işlenmemiş, yer altına çekildiğinden insanlar daha buna doymamış.

İkincisi her ne kadar 90’lardan sonra şehir nüfusumuz kırsal kesime göre artsa da, var olan mizah kültürümüz, bir nevi köylü kültürüdür. 'Köylü bir şehirli' olarak da, bu benim için sevindirici bir şey, ama yetersiz. Alt yapı-üst yapı meselesi diyelim şuna…

Son olarak da var olan kırsal kültürümüzden geleneksel mizahı kendimize daha yakın bulup daha çok sevmekteyiz. İçimizdeki 'gundî' olmasa bu şehirlerde Kürtçe mizah haram olurdu bize.   

Toparlarsak, geleneksel Kürt mizahını modern mizahla buluşturup geliştirecek olanlar kimler? Yap demekle bitmiyor, ol demekle de…  Bunu sinemamızla, tiyatro oyunlarıyla, stand up gösterileriyle ve mizah edebiyatıyla, kara güldürü, en önemlisi 'ironi'ye daha çok çalışmalıyız. 

Çünkü biz Kürtler mizahı severiz. Kürtlerin gülmeye çok ihtiyacı var. Ve artık gülmeliyiz, kendi aramızda değil, köylerde de değil, şehirde, sinema ve tiyatro salonlarında 'zikêşî' olmalıyız.  

'Bi xatirê we, bi hêviya ku em hemû têra xwe bikenin” Dur, bu olmadı sanki, böyle bir yazı hangi sloganla bitirilseydi etkili olur diye düşünmem gerekecek!