Doğu ve Batı mitosları arasında çok ciddi anlatım farkları var. Ortaya konulan öykülerin kahramanları arasında da bu farklar öne çıkmaktadır. Özellikle Sümer ve Yunan mitleri karşılaştırmaya değerdir. Kadın varlığı konusunda bir karşılaştırmaya gidersek; Sümer mitolojilerinde kadın sıkı bir varoluş mücadelesi içerisindeyken, Yunan mitleri kadınla erkek arasındaki denge durumuna işaret etmektedir. Örneğin Sümer mitolojisindeki İnanna-Enki çatışma ilişkisi buna işaret eder. Ancak Babil mitolojisinde Tiamat’ın Marduk karşısındaki yenilgisi ile erkek egemen zihniyetin her alanda hakimiyet sağlanmasının tüm kapılarını sonuna kadar açılmıştır.
Doğu mitoslarında tanrısal kadın tasavvuru Damkina’dır. Damkina,  Marduk’un babası Ea’nın eşidir. Babil yaratılış destanında ölümcül bir sessizliğe gömülmüş, teslim olmuş tavır içindedir. Dişi aslan ile simgelendirilir. (İlginçtir, aslanlar arası hiyerarşide, erkek aslan bir parazit gibidir. Dişi aslan avı yakalar ve erkek aslanı da doyurur.)
Yunan mitoslarında yaşamın ana ilkesi olarak Gaia gösterilse de, aslında kadın çoktan egemenlik ve iktidar savaşlarının dışına itilmiştir. Buna rağmen bütün kötülüklerin temel kaynağı olarak görülürler. Egemenlik savaşları erkek tanrılar şahsında üç kuşak boyunca sürer, üçüncü kuşak tanrılar da ciddi bir çatışma içerisinde bulunmalarına rağmen düzenin korunması adına açıktan bir muhalefetten ziyade daha çok gizli kapaklı devam eder. Örneğin Aras ve Zeus arasında ciddi bir mücadele vardır. Egemenliğin insanlar lehine bir sonuç doğurmaması için yazgısını kabullenme durumu ısrarla yaşanır.
Hera ciddi bir direniş içerisindedir. Ancak Hera’nın bütün arayış ve çabaları kıskançlıkla damgalanır. Zalim Zeus karşısında teslimiyeti asla kabullenmez, direnir. Amazonlar, Gorgonlar, Medeia, Kastalia, Kasandra vd. mücadele verip, trajedileriyle edebiyat ve sanat dünyasına konu edilmiş simgelerdir. 
Bir de Athena var ki, Yunan mitoslarında karılık kültürünün erkek egemen zihniyetindeki ifadesidir. Bugün Hillary Clinton ne ise Athena da o zaman odur. Yani erkek egemen zihniyetin tasarımı ve kadınlık anlayışının dışavurumudur. Öyküsü bu gerçekliğin ipuçlarını içeriyor zaten. Dolayısıyla  karılık kültürünün kodu Athena’nın doğuş öyküsünde saklıdır.
Zeus, üçüncü kuşak tanrıların egemenliğini kurduktan sonra Yunancada akıl, us, düşünce gücü anlamına gelen tanrıça Metis’le evlenir. (Düşüncenin tanrıça olarak ifade edilmesi ayrıca anlamlıdır.) Sonrasını Hesiodos şöyle anlatır:

„Tanrıların kralı Zeus ilk eş olarak,
Metis’i bilge tanrıçayı seçti kendine.
Metis en çok şeyi bilendi
Bütün tanrılar ve ölümlüler arasında
Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada
Çakır gözlü Athena’yı
Zeus toprağın ve göğün öğütlerine uyarak
Sevdalı gözlerle aldatıp eşini
Yuttu gövdesini içine aldı onu

Ve Zeus çıkardı bir gün kendi
kafasında çakır gözlü Athena’yı…“

Anlaşılacağı üzere Athena, erkek egemen zihniyetin tasavvur ettiği kadın tipidir. Karşıt olmadığı cins biriyle hareket etmediği müddetçe her türlü şımarıklığına da göz yumulabilir. Bu yüzdendir ki mitos anlatıcıları bile Athena’yı yaşadığı kimlik bunalımlarında azat edemez. Farklı kimliklerde ortaya çıkmasına izin vermek zorunda kalıyorlardı. Bazen barış tanrıçası olarak görülürken bazen de acımasız ve taraf tutan bir savaş tanrıçası olarak karşımıza çıkıyor. Troya savaşında Agamemnon ve Akileus’u destekleyip Hektor’un öldürülmesinde kendisi bizzat rol oynamıştır. Tanrısal egemenliği insanlara dayatmak ve kabul ettirmek için hiçbir haksızlıktan geri durmamaktadır. Cins düşmanlığı çok dikkat çekici. Zira Athena’nın kimliği kadın düşmanlığı üzerine kurulmuştur. Öyle ki Perseus’un kendisine hediye ettiği Medusa’nın başıyla kalkanını süslemekte geri durmaz.
Medusa ise Yunan mitolojisinde yüzleşilmesi gereken başka bir gerçek oluyor. Medusa’nın trajik öyküsü Perseus’un kahramanlık öyküsünde bir epizot olarak kalır. Öyle anlaşılıyor ki kadının yaşadığı dramın acısı ve trajedisinin, erkeğin zafer hırsının gölgesinde kalması çok eksiye dayanıyor. Ve halen süren bir gelenek haline geliyor. Ancak Perseus’u anımsatacak hiçbir işaret bulunmazken, Medusa gözleriyle nazar boncuklarında yaşamaya devam ediyor. Bu gün nazar boncukları üzerinde taşıdığımız gözler Ereşkigal ve Medusa’nın gözleridir.
Medusa özgür kadının simgesidir ama egemen eril zihniyet nerede olursa olsun özgür kadına tahammülsüzlüğünü ortaya koymaktan çekinmez. Bu yüzdendir ki eril zihniyet Perseus’la özgür kadına (Medusa’ya) sefer düzenleyip Okeanos ırmağının öte yakasına geçip kafa koparmaktan geri durmaz. Başı kesilen Medusa’nın bedeninden Pegasus doğar (Pegasus kanatlı at olarak resmedilir, atın özgürlük ve özgür kadınla ilişkisi bu olayla kurulabilir hatta atın kadınlardan korkmaması, atların evcilleştirilmesi süreçlerine kadar indirgenebilir). Perseus, kopardığı Medusa’nın başını erkek işbirlikçisi Athena’ya hediye eder. Athena bununla savaş kalkanını süsler.
Medusa, Gorgon’lardandı. Gorgonlar, Yunan mitolojisinden keskin dişli, saç yerine başlarında canlı yılanlar olan, dişi canavarlardır. Üç kardeşler: Medusa, Euryale ve Stheno. Euryale ve Stheno, Phorcys ve Ceto’nun ölümsüz çocukları iken, Medusa ölümlüydü. Çünkü Medusa, hayata çok güzel bir kız olarak başladığında, Athena onu çok kıskanmıştı. Poseidon’un Medusa’nın güzelliğinden başı öylesine dönmüştü ki, ona Athena’nın tapınaklarından birinde tecavüz etti. Bunu kendisi açısından aşağılayıcı bir davranış olarak algılayan Athena, Medusa’yı bir Gorgon yaparak cezalandırdı. Bir insan olarak doğduğu için ölümlüydü. Bu cezayla yetinmeyen Athena, daha sonra, Perseus’a onu yakalayıp öldürmesi için yardım etti. Perseus Medusa’nın başını kestiğinde, Poseidon’dan olan çocukları Pegasus ve Chrysaor dışarı fırladı. Kan damlaları Libya çöllerinde birer yılana dönüştüler. Daha sonraları bu yılanlardan biri Mopsus’u öldürmüştür. Perseus Medusa’nın kestiği kafasını alıp gittikten sonra, Athena olay yerine geldi, Medusa’dan geriye ne kaldı iyi bir inceledi. Derisini yüzüp Aegis’in markası yaptı. İki damla kanını da Kral Erichthonius’a biri hastalıklara deva, diğeri öldürücü bir zehir olarak hediye etti.
Medusa ikonografide de yılan saçlı olarak resmedilmiştir. Saçlarının arasında iki altın kanat olduğu varsayılmış. Bu kanatların niçin kullanıldığına dair bir ipucu verilmemektedir. Belki de meleklere bir gönderme vardır. Yılan ve kadın ilişkisi ayrıca değerlendirilebilir. Neredeyse bütün inanışlarda kadın ve yılan yakınlığına inanılır. Nedeni ise farklı farklı ortaya konulmaktadır ancak evrim zincirinin en eski halkalarından olan yılanın tarihine tanıklık ve bunun yarattığı bilgelik dolayısıyla bir yakınlık kuruluyor olması muhtemeldir.
Yunan mitoslarında belirgin iki kadın tipi çıkar karşımıza: Biri Medusa, öbürü Athena. Athena erkek egemen zihniyetin kadın tasarımı olarak Zeus’un alnından fışkırırken, Medusa ırmakların ötesinde yaşayan özgür kadındır. Diğer kadınlar (tanrıçalar) ise iki karakter arasında kalıp, tanrılar tarafından kuşatılmış, güçsüz kılınmışlardır…