Zindana sığmayan sesler...
Hazırlayan: Zabel MİRKAN
7 Şubat'ta İstanbul 'Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü' ekipleri İstanbul'un çeşitli ilçelerinde ev baskınları düzenledi. Baskınlarda, aralarında Celalettin Can'ın da bulunduğu 31 HDP ve HDK üyesi gözaltına alındı. 11 Şubat günü düzenlenecek HDP kongresine dört gün kala gözaltına alınan isimler şöyleydi: İsmail Adalmış, Şamil Altan, Gülsen Biter, Can Memiş, Celalettin Can, Gonca Yangöz, Elif Bulut, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Filiz Yılmaz, Beşir Aydemir. 27 Haziran'da ise aralarında Can'ın da bulunduğu, aynı davada yargılanan HDP üyeleri Abdulselam Yolcu, Erhan Sarıkaya, Vahit Dalgıç, Filiz Yılmaz, Gonca Yangöz, M. Şamil Altan, Nevzat Yılmaz ve Taylan Talaş için tahliye kararı çıktı. Fakat diğerlerinin tutukluğuna devam kararı verildi. 4,5 aydır tutsak olan HDP'liler için yeni duruşma tarihi 11 Eylül 2018.
Hakkında tahliye kararı çıkmayan isimlerden biri de Can Memiş. Memiş, 1993 doğumlu. Tutuklandığı esnada öğrenciydi, hapishanedeyken Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden başarıyla mezun oldu. 'Örgüt üyeliği' ve 'örgüt propagandası' suçlarından yargılanıyor. Memiş ve diğer HDP'liler hakkında hazırlanan iddianame HDP il veya ilçe yöneticileri ya da parti meclisi üyeleriyle olan konuşmalar, ses kayıtları 'suç unsuru' olarak gösteriliyor. Memiş hakkındaki 'suçlama' ise HDK Gençlik Koordinasyonu üyeliği. Memiş'in iddianamesinde bir de bilgisayarına indirdiği bir konuşma metni var. Bir ödevinde yararlanmak için internetten indirdiği Kürtçe metinlerinden biri, iddianamede hemen kendisine yer bulmuş.
Memiş, tutuklanmadan hemen önceye kadar HDP Merkez Yürütme Kurulu üyesiydi. Daha önce ise HDP Gençlik Merkezi ve HDP Ekoloji Komisyonu'nda yer aldı. Memiş, Demokrasi İçin Birlik Platformu, Sur-Cizre Dayanışması, Barış İçin Gençlik Dayanışması ve Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma Ağı'nda aktif bir şekilde çalışırken tutuklandı. 2016'da verdiği bir röportajda şöyle diyordu: "Belli davalara uluslararası heyetlerin katılımını örgütlüyoruz. Cezaevleriyle sürekli bir iletişim kurmaya çalışıyoruz, avukatlar veya mektuplar yoluyla; ama mektuplarımız çoğu zaman ulaşmıyor. Diğer cezaevlerine de mektuplarımızın varması çok uzun sürebiliyor veya bize geri dönüyor. Özellikle tutuklu öğrenciler çok yoğun sürgün yiyebiliyor. Bu da takibi zorlaştırıyor elbette. Emniyet ve okul yönetimlerinin birlikte çalıştığını her defasında vurgulamayı önemsiyoruz."
Çok sayıda lise öğrencisinin de tutsak olduğunu belirten Memiş, tutuklu öğrencilere ilişkin davalarda alınan kararların siyasi olduğunu belirterek, hukuki olmayan kararların ancak kamuoyu baskısı ile değiştirebileceğini söylüyordu.
Mektup Adresi:
Can Memiş
Silivri 5 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu F-5
Silivri/İstanbul
Ağır hasta tutsak hak ihlallerini anlattı
Suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın hastalığından dolayı istediği herkesle haftanın 7 günü 11 saat görüşmesiyle ilgili heyet raporu hazırlandı. Odasında her türlü açık görüş yapabileceği 'Süresiz Sağlık Kurulu Raporu' hazırlanarak Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan karar istendi. Bu rapor, hem hastalık sürecinde moralinin yerine gelmesi hem de yakınlarıyla 'helalleşmesi' açısından işe yarayabilir, kaydı da rapora eklendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre Türkiye'deki hapishanelerde 402'si ağır olmak üzere bin 154 hasta tutsak bulunuyor. 2000 yılından itibaren ise hapishanelerde 2 bin 500'e yakın tutsak yaşamını yitirdi.
İhlallerde yok yok
Kamil Turanlıoğlu, hasta tutsaklardan yalnızca biri. Turanlıoğlu Wernicke-Korsakoff hastası olmasının yanı sıra beyin sendromu, uyku apnesi, damar ve dolaşım sistemi, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarını da yaşıyor. Sol bacağında ise 2009 yılından beri protez var. Turanlıoğlu, 'Görülmüştür' ekibine gönderdiği mektupta hak ihlallerini bir bir yazmış. Maruz kaldığı hak ihlallerinden bazıları şöyle:
* Hapishanelere girişte onursuz çıplak arama dayatılmakta, bunu kabul etmeyenlere saldırıp, işkence yapılmakta.
* Çeşitli 'gerekçelerle' yıllara varan haberleşme, ziyaret, etkinlik vs. cezaları verilmekte.
* Hücre baskınları yapılıp tutsaklar işkencelerle süngerli odaya atılmakta. Bunun son örneklerinden biri de Tekirdağ 2 No'lu F Tipi'nde yaşanmış. MKP dava tutsaklarından Ekin Sabar ve Hıdır Bakır saldırıya uğramış ve Hıdır Bakır 'Domuz bağı' yöntemiyle bağlanıp süngerli odaya atılmış ve o halde işkenceye maruz kalmıştır.
* Telefonda tekmil verme dayatmasıyla tutsaklarının iletişim hakkı engellenmekte.
* Çeşitli hapishanelerde tutsaklara kimlik dayatması yapılmakta "terör" vs. yazan kimliği taşımadıkları için hakları gasp edilmekte.
* Ziyarete gelen ailelere ve tutsakların yakınlarına onursuz arama dayatılmakta.
* Başta hasta tutsaklar olmak üzere, tutsakların sağlığa-tedaviye ulaşımı zorlaştırılmakta hastanede sevkleri geç yapılmakta, götürülmemekte.
* Kabin (hücre tipi) ring aracıyla hastahane-mahkeme sevkleri dayatılmakta, kabul etmeyen tutsaklar hastahaneye götürülmemekte.
* Dergiler, kitaplar hiç bir mahkemenin toplatma kararı almamasına rağmen "sakıncalı" "kurum güvenliği" gibi gerekçelerle verilmemekte.
Yetmez bir daha
Turanlıoğlu'nun aktarımına göre yine son 2 ay içerisinde Kandıra'daki devrimci tutsakların 9 mektubuna 'devlete hakaret', 'yanlış beyan' gibi gerekçelerle el konulmuş. Bir diğer tutsak Veysel Kaplan'a 2016'da yazdığı bir mektuptan dolayı 'örgüt üyesi' olduğu gerekçesiyle dava açılmış ve üstüne Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Veysel Kaplan'ın yaptığı savunma da suç unsuru kabul edilerek yeni bir dava açılmış.
Mektup Adresi:
Kamil Turanlıoğlu
Kandıra 2 No'lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu A-7-20
Kandıra