
DİLAN KARACADAÐ/HABER MERKEZİ
Federal Adalet Bakanlığı, 18 Ocak’ta eyalet adalet bakanları ile bir araya gelerek Türkiye’den açılan siyasi davalar için adli yardımda bulunamayacağını açıkladı. Bu açıklama, daha önce “Erdoğan’a hakaret” ettiği gerekçesiyle Alman mahkemesi tarafından Ali Cebir’in ifadeye çağrılmasının kamuoyu ve basında yankı bulmasının ardından yapıldı. Ancak Temmuz ayında İdris Ak, Ağustos ayında da Cemil Gültekin gibi Kürdistanlıların da Türk devletinin talebiyle Alman yargısı tarafından ifadeye çağrılması, Alman adaletinin verdiği kararın arkasında durmadığını gösterdi. Kararın detaylarını öğrenmek için başvurduğumuz Alman Adalet Bakanlığı’nın verdiği bilgi ise kararın nasıl alındığını netleştirdi. Buna göre; 15 Temmuz 2016’da devlet içi çatışmanın hemen ardından Fethullahçıları korumak amacıyla Türkiye’ye adli yardımlaşmalar geçici olarak durduruldu; 18 Ocak’taki toplantıda ise kalıcılaştırıldı.
Federal Adalet Bakanlığı Basın Sözcüsü Juliane Baer-Henney, Türk yargısının Almanya’da yaşayanlar için yaptığı siyasi suçlamalar konusunda adli yardımda (istinabe) bulunmayacağı kararı ve buna rağmen yaşanan gelişmelerle ilgili sorularımızı yanıtladı. Basın Sözcüsü Juliane Baer-Henney, kararın 1 Ağustos 2016’da Eyalet Adalet Bakanlıklarına gönderilen bir mektupla bildirildiğini açıkladı. Basın Sözcüsü Juliane Baer-Henney, şunları söyledi: “Eyalet Adalet Bakanlıklarına gönderdiğimiz bilgilendirmede, Türkiye’den gelen siyasi, cezai vb. davalar dosyalarında davalı kişinin ‘Gülen hareketi vb. gruplarla bağlantılı’ gibi bir not düşüldüğünde Federal Adalet Divanı’nı (BfV) bilgilendirmelerini istedik ve bunun önemli bir mesele olduğuna dair not düştük.”
Karar sonra kalıcılaştırıldı
Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi’nin (CİKAYAS) 2.maddesine göre, siyasi suçlarda böylesi davaların reddedilebilir olduğuna işaret eden Sözcü Juliane Baer-Henney, bu kararın önce geçici olduğunu daha sonra Ocak ayında ise kalıcılaştırıldığını söyledi. Basın Sözcüsü Baer-Henney, “18 Ocak 2017’deki toplantıda federal ve tüm eyaletlerin bakanlıkları bir araya geldi ve Türkiye’den gelen siyasi davalara adli yardımlaşmaların reddedileceği kararın altı çizildi. Bu karar hala da devam ediyor” bilgisini verdi. Sözcü Baer-Henney, gönderilen bireysel davaların siyasi, terör veya kriminal niteliğine göre değiştiğini kaydetti.
Hakim karar vermiyormuş
Essen’de ikamet eden Cemil Gültekin, 2015’te gittiği Türkiye’de HDP’nin seçim çalışmalarına katılmakla suçlandı. Bunun üzerine Ağustos’ta Essen Yerel Mahkemesi tarafından ifadeye çağrılan Gültekin, mahkemeye gidip “Türk yargısına ifade vermeyeceğim” demişti. Ancak ifadesini alan hakime, Kürtlere açılan savaşı, Erdoğan’ın insan haklarını nasıl ihlal ettiğiyle kendi hikayesini anlattı.
Essen Yerel Mahkemesi Sözcüsü Michael Schütz, Gültekin’in ifadesini almakla görevlendiren hakim adına sorularımızı yanıtladı. Sözcü Michael Schütz, “Hakim kendisine verilen bu göreve pek sıcak bakmadı. Eleştirdi. Formalite icabı görevini gerçekleştirdi” dedi. Türk soruşturma makamları Almanya’da yaşayan birinin davası için adli yardımlaşma arayışına girdiklerinde, muhatabın savcılıklar olduğuna işaret eden Sözcü Schütz, “Cemil Gültekin davasında yetkili Essen Savcılığı’dır. Essen Savcılığı da davaya adli yardımlaşmayı onaylıyorsa yerel mahkeme olarak ifadeye çağırma işlemini sürdürüyoruz. Çünkü burada yetkili olan savcılıktır” diye konuştu.
İstinabeler suistimal ediliyor
Sözcü Schütz, 18 Ocak’ta federal ve eyalet bakanlıklarının, Türkiye’den gelen siyasi davaların reddedileceği yönünde aldığı kararın hukuki düzenlemesinin yapılmadığına; yani yasal dayanağın olmadığına dikkat çekti. Michael Schütz, şunları vurguladı: “İstinabeler (adli yardımlaşma), aslında gerçekten yardımcı olması için getirilmiş bir mekanizmadır. Örneğin Almanya’da yaşıyorsunuz ve başka bir ülkede yürüyen davanız var. Bu davaya ilişkin ifade vermek için davanın açıldığı ülkeye gitmektense ikamet edilen yerde ifade vermek çok daha elverişli. Almanya’nın bu yardımlar için neredeyse dünyanın her devleti ile bir anlaşması vardır.”
Davalar kontrol edilmiyor
Michael Schütz, Gültekin’in durumuna ilişkin ise şunu söyledi: “Siyasi nedenlerden dolayı memleketine gidemeyenler var ve bu çok üzücü ve trajik buluyorum. Böyle bir durum kabullenemez. Genelde adli yardım talepleri geldiğinde, hukuk devleti çerçevesine aykırı davaların olup olmadığına da dikkat ediliyor. Genelde siyasi davalar reddedilmesi gerekir. Bizim iş arkadaşlarımızın buradaki görevi Gültekin’in davasını kontrol etmekti. Reddedilmediği için de hakim Gültekin’in davasına hassas yaklaştı. Zarar görmesin diye. Bu yüzden sorunsuz geçtiği için memnunuz.”
Essen Savcılığı suskun
Gültekin’in davasında adli yardıma onay veren Essen Savcılığı ise tüm ısrarlarımıza rağmen cevap vermedi.
Erdem: Alman yargısı ikiyüzlü
Ali Cebir, sosyal medya paylaşımlarında Erdoğan’a ‘keçi’; Davutoğlu’na da ‘davul’ dediği için Alman mahkemesi tarafından ifadeye çağrılmıştı. Bunun üzerine harekete geçen Cebir ile avukatı Mahmut Erdem, Türk devletine hizmet eden bu uygulamaya itiraz etmişti. Cebir hakkında 7 Haziran 2016’da dava açılmış, Şubat 2017’de ifade vermeye gitmesi tebliğ edilmişti. Bu durum basına yansıdı. 18 Ocak’taki toplantıda bir araya gelen adalet bakanlıkları, “Erdoğan’a hakaret” gibi siyasi içerikli suç duyurularını dikkate almayacağını duyurdu. Bu açıklamanın kamuoyu baskısıyla yapıldığı söyleyen Avukat Mahmut Erdem, basına ve kamuoyununa yansımayan her davanın sürdürüldüğüne dikkat çekti. Av. Erdem, “Karara rağmen siyasi davaları reddetmeden sürdürmeleri ikiyüzlülüktür. Dikkat edin, basına yansıttığınız davalar geri çekiliyor” dedi. Essen Yerel Mahkemesi’nin aslında Federal Adalet Bakanlığı’ndan emir aldığını kaydeden Erdem, “Bu tür davaları merdiven altından sürdürmeye devam edeceklerinden eminim” dedi.
Bilmediğimiz davalar var
Bu tür davaların Almanya’ya geldiğinde ilk yetkili organın (üst düzeyde) Bonn’daki mahkeme olduğuna dikkat çeken Erdem, “Bonn mahkemesinin bu davaları direkt geri çevirmesi gerekir. Bu davaların bilinçli olarak sürdürülüyor. Eminim duymadığımız çok sayıda dava vardır; hatta Kürtlerle sınırlı değil, Almanlar da buna dahil” diye konuştu.
İfade vermeyin!
Avukat Erdem, bu tür davalarda Alman mahkemesi, polisi veya savcılığı tarafından ifadeye çağırılan kişilerin gitme ve ifade verme mecburiyetinin olmadığını tekrarlayarak, sadece gerekli yerin bilgilendirilmesinin yeterli olacağını söyledi. Avukat Erdem, şunun altını çizdi: “İfade verme veya vermeme kişinin kendi iradesidir. Dolayısıyla kimse ifade vermediği için korkmamalı. Sadece haber verilmeli ki, para cezası gelmesin. İfade vermek, suçlamayı kabul etmektir.”