
Siz okuyucular ile aramızda iyi bir diyaloğun gelişmesi için kendimi biraz tanıtmam gerekecek. Ben Cihanbeyli’ye bağlı Bulduk köyünde doğdum. Orta ve liseyi Konya’da okudum. 1983 yılında Ankara Gazi Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünü bitirdim. Bilinen ırkçı nedenler ile iş bulamadım ve Avrupa’ya gelmek zorunda kaldım...
30 yıldır dünyanın en güzel ve huzurlu şehirlerinden biri olan, yüksek kalp atışlarımı dindiren, sakin, yeşil ve mavi ile boyanmış Stockholm şehrinde yaşıyorum. Burada 12 kitap yazdım. Bunlardan ilki Türkçe, diğerleri de sömürülen, esir tutulan ve yok edilmek istenilen anadilim Kürtçe ile yazdım. Kitaplarımın konusu genelde ‘sürgün Kürtleri’ üzerindeki tarihi araştırmalar. Üç tanesi de roman ama hepsinin bir köşesinde mutlaka bir araştırma bulmak mümkün. Kısacası araştırmayı seven, karanlıktan, toprak altına konulmak istenilen kültürümüzün kaybolmasından hoşlanmayan bir tipim.
Kürt kültürünün araştırılması, ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi için uzun yıllar Stockholm Kürt Enstitüsü’nde görev aldım ve hala da aktif bir üyesiyim. Bunun yanında, Stockholm İl Genel Meclisi üyesiyim ve onun şemsiyesi altındaki Kültür Komisyonunda görev alıyorum.
Şimdi bu köşede kültür ağırlıklı yazılar yazacağım. Elbette yazarken sizler ile sıcak bir diyalog içinde olmak isterim. Sizden öneri, eleştiri, görüş ve eksiklerimi tamamlamanızı bekliyorum. Aramızda aktif bir okuyucu ve yazar ilişkisi olmalıki hepimiz hem faydalanalım hem de zevk alalım.
Peki konumuz olan kültür nedir? Şüphesiz herkes kendisine göre bir tarif yapabilir, ya da kesin bir tarifi olmamakla birlikte, kabul gören tarif: Toplumun genel yaşam tarzına verilen addır. Latin ‘cultura’ kelimesinden türemiştir. Ortaya çıkış anlamını da kısaca; yaratma, ekme, çalışma şeklinde tarif etmek mümkün. Bunu iki anlamda somutlaştırabiliriz: Biri; elle yapılan güzel sanatlar yaratıcılığı; diğeri de sosyal yaşamı etkileyen ve şekillendiren bütün tarzlardır. Yani insanın atalarından aldığı, yaşama geçirdiği, geliştirdiği bütün aktiviteler ve değerlerdir. Kısacası, insanı ilgilendiren ve insan yaratıcılığı ile oluşan güzel sanatlardan tutalım da bütün literatür çeşitlerini, tarihi, dini, gelenek ve görenekleri kapsayan geniş bir alandır.
Bu temelde Kürtler, dünyanın en eski, derin ve köklü bir kültüre sahip olan halklarından bir tanesidir. Binlerce yıllık bir tarihe sahip ve bütün medeniyetlere beşiklik yapmış olan bir coğrafyada yaşamaktadır. İsanlığın gelişmesine büyük katkısı olan bu kültürün etrafı ne yazık ki sırtlan saldırganlığı ile çevrilmiştir. Köşeye sıkıştırılmış, esir alınmak istenilen, her biri ondan bir parça koparmak istemekte, aldığını kendisinin olduğunu iddia etmekte ve bu kadim kültürü yok etmek istemektedirler… Bugün Kürtler, Kürtçe ve kültürü yedi düvele karşı mücadele vermektedir desek yeridir.
Bu sırtlanvari saldırgan politikalarına karşı biz Kürtler de istenildiği gibi kendi kültürümüze, geçmişimize ve geleneklerimize sahip çıkmada, onları korumada ve yeni nesillere taşımada yetersiz kalarak maalesef yardımcı oluyoruz. Bunun kesinlikle radikal bir şekilde değişmesi gerekiyor, aksi halde çok geç kalmış olabiliriz. Zaten yeterince talan edilen kültürümüzden çocuklarımıza bırakacağımız birşey kalmayabilir.
İşte bu geniş alanda ve özellikle de derin Kürt kültürünün tarihi geçmişi, yeri, gelişimi ve geleceğini yazmaya çalışacağım. Bunu birlikte araştıracağız, ortaya çıkaracağız ki bizden sonrakiler için hem sağlam bir basamak hem de bir övünç kaynağı olsun.