
Hüseyin Can Öyküleri
Hüseyin Can, Dersimli bir Kürt’tür. Ozan Yayıncılık’tan, "Merih Keklik Öyküleri" adıyla öykülerini kitaplaştırmış. Coğrafyamızı çıkmaza sokan bütün konuları kaleme almış. Mesela marş meselesini de. Almanya’da birkaç Türk gencinin İstiklal Marşını okuyup zorla Almanları saygı duruşuna geçirmeleri gibi. Hâlbuki Alman ya da Avrupalıların çoğu kendi ulusal marşlarını bilmezler bile. Irkçı söylemlerle kaleme alınmış marşların insanlara bir getirisi de yoktur. Ama ortalama bir Türk’e anlatamazsın tüm bunları. Salt bu saçmalıktan dolayı bir sürü insan dayak yemiş ve hukuki işlemlere tabi kalmışlardır. Kısacası yazar Hüseyin Can, iyi bir karşılaştırma yapmış.
Yine Almanya da kurban kesme olayına tanık oluyoruz. Hem de çocuklarının gözünün önünde yapar bunu. Almanlar dehşete düşerler. Çünkü Avrupa’da hayvan hakları da vardır. Hiç kimse bir hayvana acı çektiremez. Aksi takdirde birçok cezai yaptırıma maruz kalırsınız. Bir Avrupalı için bir hayvanı çocukların gözünün önünde kesmek ve hayvana acı çektirmek tam bir sosyal vakadır. Hemen telefonlarına sarılıp ilgili kurumları bilgilendirirler. Ve polis gelir. Kahramanımız kan içinde ve elinde bıçak vardır. Polisler, elindeki bıçağı bırakmasını isterler. Bütün gazetelerde bu durum manşet olur. İnsanın aklına rast gele hayvanların kesildiği Türkiye geliyor. Kokan köy ve dere boyları…
Hayvana önem veremeyenin, insana da değer vermeyeceğini bir kez daha kanıtlıyor. Sonuç itibariyle çocuklarının psikolojisi bozulur ve devlet çocukları tedavi merkezlerine gönderir. Bugün, o coğrafyada insanların koyun gibi boğazlandığını gördükçe, Avrupalıların hiç de yanılmadıklarını görüyoruz.
Kitapta birçok konuya değinmiş. Zübük misali ortaya çıkan tüccarların dalaverelerini görüyoruz. Tüccar Destan adlı öyküsünde yalan yere yemin eden tüccar sıkça karşılaştığımız tiplerden. Ve namazında niyazında olan biridir. Kadın ve kızlara oldukça düşkündür. Namazdaki amaç halkı kandırmaktır. Dini ritüellerle milyonlarca insanı peşinden sürükleyen zübükleri de gördük. Tüyü henüz bitmemiş yetimlerin haklarını yiyenleri de…
Acılı coğrafyanın öyküleri
Yazar doğduğu topraklara da ilgisiz değildir. Jitem'i ve devletin kolluk güçlerinin yaptıkları zulümleri de işlemiş. 38 Katliamı’nın travmalarına rastlıyoruz bazı öykülerinde.
Özellikle Hüseyin Can’ın gözlem gücüne hayran kaldım. Kurgulaması da güzeldir. Öykülerine mizahı katması da ek puan kazandırıyor. Ustaların bütün öykü kitaplarını dikkatle okuyup bilince çıkartabilirse, çok iyi öykülere imza atacağından eminim.
Hüseyin Can’ın bütün kitaplarını okuyan birisi olarak, ondaki gelişme azmini görüyorum. Aziz Nesin tarzına uyan bir üslup yakalayabilir.
Faik Bulut’un kitabın önsözüne yazdığı gibi, "bu öykülerden çok iyi bir sinema filmi çıkabilir." Çünkü Hüseyin Can, birçok olayın tanığıdır. Ve büyük acıların yaşandığı bir coğrafyada dünyaya gelmiştir. Önümüzdeki süreçte, keşke dilimizin Zazaki lehçesiyle bu, "Merih Keklik Öyküleri’ni" kaleme alabilse. İçindeki o azimle birçok şeyi başaracağından eminim.
Ve yolun açık olsun diyoruz sevgili Hüseyin Can’a.
MEHMET SÖÐÜT