FİLİZ DENİZ/ERDAL ALIÇPINAR
Türkiye’de rehin tutulan Kürt sanatçı Hozan Canê’nin kızı Dilan Örs annesinin Almanya Başbakanı Angela Merkel’e mektup yazdığını belirterek, ”Sahiplenme maalesef yetersiz” dedi. Dilan rehin tüm tutsaklarla dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini söylerken, meslektaşları da Canê’yle dayanışma mesajı verdi: ”Canê yalnız değilsin, Kürt halkı ve dostları seninle.”
Türkiye’de rehin alınan gazeteci, politikacı ve sanatçıların arasına Alman vatandaşı olan Hozan Canê (Saide İnanç) de eklendi. 24 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) destek için Edirne’de yapılan mitingde sahne aldıktan sonra gözaltına alınıp 3 gün sonra tutuklanan Canê, 5 aylık tutukluluk ardından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Sanatçının Almanya’da yaşayan kızı Dilan Örs, annesinin seslendirdiği Kürtçe şarkılar ve Êzîdîlere yönelik soykırımı konu alan ”74. Şengal Jenosidi” filmi nedeniyle tutuklandığını belirterek, ‘terör örgütü üyeliği’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk’ iddiasıyla suçlandığını söyledi.
Yaşananlar karşısındaki şaşkınlığını dile getiren Dilan, ”Annem 24 Haziran seçimlerinde HDP’ye gönülden destek vermek için orada bulundu. Tutuklanacağını hiç düşünmemişti. Bir Kürt kadın sanatçı olarak halkının ve partisinin yanında olmayı kendine görev sayıyordu. Tutuklama sürecinde henüz ne olup bittiğini ne ile suçlandığını anlayamadan birkaç gün içinde mahkeme tarafından tutuklanarak hapse gönderildi” dedi.
Kamuoyu yetersiz
Annesinin hayatının her zaman mücadeleyle geçtiğinin altını çizen Dilan, ”Annem hayatı boyunca mücadele verdi. Şimdi ise mücadelesini dört duvar arasında veriyor” diye konuştu. Annesinin tutukluluğu ardından yetersiz de olsa bir kamuoyu oluştuğunu ifade eden Dilan, ”İlk günden beri Alman Konsolosluğu ve Dışişleri Bakanlığı annemin davasıyla ilgilendi ancak yeterli değil maalesef. Daha fazla kamuoyu oluşması, daha çok haber yapılması gerekiyor” dedi.
Şarkılar yaşam sevincidir
Türkiye’deki rehin politikasına karşı herkesin duyarlı davranması ve tepki göstermesi gerektiğinin de altını çizen Dilan şunları belirtti: ”Bütün siyasi tutuklular için mücadele eden insanların annemle de daha fazla ilgilenmesi gerekiyor. Sadece annem değil, Kürt siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, düşüncesinden ötürü şu anda onbinlerce insan demir parmaklıklar ardında. Dilerim şarkılar, sözler, müzikler insanlara duygu kaynağı, yaşam sevinci olur ve şarkılardan ötürü, sözden ötürü hiç kimse demir parmaklıklar ardına hapis edilmez”
Merkel’in tavrı ne olacak?
Dilan, Erdoğan’ın Almanya ziyareti öncesinde Almanya Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazarak başta annesi olmak üzere düşünce özgürlüğünden dolayı hapiste bulunan insanların sorunlarını unutmamasını istemiş. Annesinin ise Almanya Başbakanı Angela Merkel’e bir mektup gönderdiğini aktaran Dilan şöyle devam etti: ”Annem yazdığı mektupta Alman vatandaşı olarak Merkel’den onu desteklemesini istedi. Annem yıllarca bu ülkede hiçbir suç işlemeden yaşamını sürdürüp yanı sırada sanatını icra etti. Ciddi sağlık sorunları olduğunu belirterek, tutukluluk halinin devamı halinde sağlık sorunlarının artacağını iletti ve bu haksız tutukluluğun bir an önce bitmesini istedi.”
Tutsaklarla dayanışma gecesi
Türkiye’de rehin tutulanlar için mücadeleyi büyütecekleri mesajını da veren Dilan, ”Annem için mücadelemiz yeni ve yeniden başlıyor” diyerek şunları söyledi: ”Son düşünce suçlusu cezaevinden çıkana kadar kamuoyu ilgisinin sürmesi önemli. Annem için elimden gelen her şeyi yapıyorum ve yapmaya devam edeceğim. En kısa zamanda annem ve tüm siyasi tutsaklar için Almaya’nın Köln kentinde bir gece düzenlemek istiyorum. Anneme ve onun şahsında bütün tutsaklara, en azından büyük bir moral verme fırsatı buluruz.”
Suçu Kürtçe şarkı söylemek
Geçtiğimiz günlerde TEV-ÇAND yaptığı açıklamayla Hozan Canê’nin tutuklanmasına tepki gösterirken sürgündeki sanatçılar da meslektaşları Hozan Canê’yle dayanışma mesajı verdi. Bülent Turan: AKP’li Erdoğan diktatörlüğü Kürt kültür kırımını derinleştirerek 100 yıllık devlet politikasının devamı olduğunu göstermiştir. Toplum adeta her alanda kırımdan geçirilmekte, terör uygulanmakta, saldırılmayan hiçbir maddi manevi alan bırakılmamaktadır. Hozan Canê, AKP rejiminin mahkemeleri tarafından cezalandırılmıştır. Hozan Canê’ye verilen ceza özünde Kürt muhalif sanatına uygulanan terörün sadece bilinen bir kısmıdır. Daha önce onlarca sanat çalışması yürüten arkadaşımızı tutuklayan, Cizre bodrumlarında yakan, yüze yakın kültür sanat merkezini mühürleyen faşist diktatörlük; toplumun entellektüel beynine saldırarak topluma terör uygulamaktadır. Asıl yargılanması gereken topluma kırım gerçekleştiren, sanata ve sanatçıya saldıran faşist Erdoğan rejimdir. Hozan Canê ve onlarca kültür sanat çalışması yürüten arkadaşımıza verilen cezaları kınıyorum. Faşist diktatörlük kaybedecektir
Gülseher Akalın (Seher Stran): Eğer bir sanatçı duruşuyla, düşüncesiyle ve şarklılarıyla ezilen halkının ve ezilen tüm insanların yanındaysa, bu duruşundan dolayı ödüllendirilmesi gerekiyor. Düşünce özgürlüğü sanatçının temel yapı taşıdır. Bu elinden alınamaz, aldırmaz sanatçı bunu. Demir parmaklıklar arkasına konuluyorsa bir sanatçı, bu korkunun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Korkunun şimdiye kadar hiç bir topluma faydası olmamıştır. Tam tersine tüm sansürlerin, şavaşların ve gericiliğin sebebidir. Düşünceleri hapsedemezsiniz. Hozan Canê’ye özgürlük!
Hasan Sağlam: Sanat her zaman muhaliftir ve sanatçı her daim mazlumdan yanadır. Hozan Canê kendi halkının sömürülen kültürünü, dilini, stranları ile yaşatma gayretindedir. Türk devletinin Kürt sanatçılara karşı ceza, sansür ve yasakçı zihniyeti yeni değil. Hozan Canê’yi esir tutarak bu konuda tutarlılık göstermiştir. Alman vatandaşı olmasına rağmen Almanya’nın sahip çıkmaması da ürkütücü. Söz konusu Kürt olunca emperyalizm kenetleniyor, çünkü Kürtlerin mücadelesi insanlık mücadelesi. Hozan Canê‘ye özgürlük.
Hozan Diyar: Faşist AKP ve MHP iktidarı içine girilen süreçte bütün aydınları, yazarları, sanatçıları düşman ilan etmiştir. Herkesi ve her kesimi mağdur ediyor. İktidar sürekli olarak beka sorunundan bahs ediyor ve Kürtlerin bir statüye sahip olmalarını, ulusal bilinçlerinin gelişmesi, kültürel değerlerine sahip çıkmaları, değer yaratmaları ve toplumun bütün dinamiklerinin harekete geçmiş olması onları ürkütüyor. Bu gelişmeleri beka sorunu olarak algılıyorlar. Üzerine ölü toprağı serpilmiş Kürtlerin uyanması, ulusal bilince ulaşması ve Ortadoğu’da en fazla gelecek vaat eden bütün halklarla birlikte Başkan Apo’nun paradigmasıyla ortaya çıkmaları onları tedirgin ediyor. Kürtler bütün kardeş halklarla birlikte Rojava’da o toprakların ruhuna uygun siyasal bilinçle davranıyorlar. Egemen iktidar bu paradigmayı, bu uyanışı kendisine bir tehdit olarak görüyor. Kendi varoluşunu Kürd’ün yok oluşu üzerinden hatta bütün başka halkların yok oluşu üzerinden okuyor. Ben var olayım diğerleri olmasın yaklaşımıyla hareket ediyor. Bunu da Çöktürme planıyla birlikte ayyuka çıkardılar. Her çevreye ve herkese bu yüzden saldırıyorlar. Türk devleti ve AKP faşist iktidarı bütün imkanlarıyla devrimimize, halkımıza ve onun kazanımlarına karşı düşmanca bir faaliyet içine girmiştir. Bir seferberlik ruhuyla bize saldırıyorlar. Hozan Canê arkadaşımıza yapılan saldırıyı da böyle görmek gerekiyor. O da bu süreçte Kürt, kadın ve sanatçı olmanın bedelini ödüyor. Karşımızda kadın ve çocuklara bile acımasızca ve namertçe saldıran bir düşman var. Bunu Efrîn’de de gördük. Bu anlamda faşizmin bu uygulamalarına ve namert saldırılarına karşı biz de direnmeliyiz. Direnmekten başka bir yol yoktur, bizi kurtuluşa götürecek olan da budur.
Kemal Ceylan: Bir sanatçının düşüncelerini söylemek gibi hakkı vardır. Gerektiği yerde düşüncelerini ifade etmek hakkı elinden alınamaz. Türkiye şartlarının hepimiz farkındayız, demokrasi tamamen ortadan kaldırılmış halde. Çok fazla şaşırmadık bu duruma ve çok üzüldük tabiki. Hozan Canê bir Kürt sanatçısı. Ona yönelik saldırı aslında tüm Kürtlere yapılıyor. Kürtler büyük bir baskı politikası altında. Bunun sanatçılara da sıçramış olması Türkiye’nin genel politikasıdır.
Amele: Canê arkadaşımızın tutuklanmasını sert bir şekilde eleştiriyorum. Onu herkes sahnede halk şarkıları söyleyen biri olarak tanıdı. Bu olayda Türk devletini kınamanın yanında Almanya’yı da kınamak gerekiyor. Bir Alman vatandaşı olmasına rağmen herhangi bir girişimde bulunmamaması olayı dahada vahimleştiriyor. En yakın zamanda sanatçı arkadaşımın serbest bırakılmasını istiyoruz.
Memo Gül: Son aylarda tanık olduğumuz gibi Almanya ve Avrupa Birliği ülkelerinin, Kürdistan’da ve özelikle Rojava’da yürütülen savaşta verdiği desteğide görüyoruz. Onların kirli ilişkileri, sanatçı ve aydınların da tutuklanmasına sebep oluyor. Hozan Canê’nin tutuklanmasını bir Kürt müzisyen olarak kınıyor ve reddediyorum. Gazetecilerin ve Alman vatandaşlarının serbest bırakılmasını talep ediyorum.
Hozan Kawa: Bu gelişmeleri Kürt Kültür Sanat Akademisi olarak yakından takip ediyoruz. Canê kirli ilişkilerin sonucunda rehin alınmıştır. TEV-ÇAND olarak Canê ile dayanışma içindeyiz. Anti demokratik uygulamalar alabildiğine tavan yapmış görülüyor. Sanatçılar da susturulmak isteniyor. Susmayacağız, sonuna kadar halkımızın özgürlük mücadelesinin yanında olmaya çalışacağız. Hozan Canê yalnız değildir.
Turan Yapıştıran: Halen Kürt müziğine, Kürt diline olan yasak sürmekte. Bir sanatçı olarak Canê’nin cezaevine alınmış olması demokrasinin bir utancıdır. Türkiye’de demokrasinin olduğunu söyen AKP iktidarının ne kadar kendisiyle çeliştiğinin ispatıdır. Hozan Canê bu cezayı hak etmedi. Tüm Kürt sanatçılar Canê’nin yanındadır.
Ozan Emekçi: Sanatçı Canê’nin suçu Kürtçe şarkı söylemek ve HDP’ye şarkıları ile destek vermektir. Devletin bütün reaksiyonu Kürtlere karşı organize olmuş. Eğer özgürlük hareketine uzak değilseniz, işiniz sarpa sarar. Bütün cezaevleri Kürtlerle doldurulmuş, Canê de onların arasına katıldı. Zulümün artsın bay gangster. Canê biliyorsunki yalnız değilsin. Kürt halkı ve dostları seninle.