Sarya Ataç, 11 yaşında ve Mardinli baba ve Dersimli annenin tek çocuğu… Frankfurt am Main’de yaşayan ve Goethe Gymnasium’da 6. sınıfta okuyan Sarya, Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyaretinde Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde yapılan açlık grevlerini yok saymasına tepki olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel’e bir mektup yazar.
Sarya mektubunda açlık grevleri için Merkel’in çaba harcamasını ister.
Okulunda oldukça başarılı olan Sarya, açlık grevini basın aracığıyla duyar ve yakından takip eder. Açlık grevinin ikinci ayına girmesiyle her an ölüm olabilir endişesi taşıyan Sarya, Merkel’e mektup yazmayı da Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyareti sonrasında düşünmüş.

Erdoğan’ın inkarı harekete geçirdi
Erdoğan’ın açlık grevlerini inkar etmesiyle harekete geçen Kürt kızı, “açlık grevleri olduğu zaman çok üzülüyordum. Bazen ağlıyordum. Eve her geldiğimde anne ve babama ‘bugün kimse öldü mü?’ diye soruyordum. Birşeyler yapmayı düşündüm. En sonunda Merkel’e mektup yazdım” dedi.

Kürtlerin ne istediğini yazdı
Merkel’a yazdığı mektupta kendisinin 11 yaşında bir Kürt kızı olduğunu anlatan Sarya, “Merkel’e Kürtlerin ne istediğini yazdım. Açlık grevlerinden çok etkilendiği ve bu konuda Türk Başbakanı’yla konuşmasını istedim” dedi.
Sarya, açlık grevleriyle ilgili sadece Merkel’e mektup yazmamış. Okuldaki öğretmenlerine ve arkadaşlarına da açlık grevleriyle ilgili bilgi vermiş.
10 Kasım’da yazdığı mektupu uzun bir sürece cevap alamamış Sarya. Bu süre zarfında mektubun Merkel’in eline geçmediğini ya da Alman hükümetinin mektupla çok alakadar olmadığını düşünmüş.

Yanıt 1,5 ay sonra geldi
Ancak Merkel adına Almanya Dışişleri Bakanlığı, Sarya’nın mektubuna yaklaşık 1,5 ay sonra cevap verdi. Federal Dışişleri Bakanlığı
Türkiye Bölüm Sorumlusu Monika Iwersen tarafından kaleme alınan ve “Sevgili Sarya” diye başlayan mektupta şöyle deniyor: “Başbakan Merkel’e gönderdiğin 10 Kasım 2012 tarihli mektubun için çok teşekkür ederiz. Bakanlığımdan, sana yanıt yazmamız rica edildi. Türkiye’deki durumlara ilgili olman beni sevindirdi. Dünyadaki sorunlara aktif bir yaklaşım ile çok şey değiştirilebilir. Türkiye’deki açlık grevi bizleri de kaygılandırdı. Bu nedenle, can kaybı yaşanmadan iki aydan sonra sonuçlandırılmış olması bizleri de rahatlattı. Türk hükümeti açlık grevi eylemcilerinin talepleri ile ilgilenip, bir yasa tasarısını oluşturdu. Bu tasarının meclisten geçmesi ile mahkemede Kürtçe savunma mümkün olacaktır. Bizler de Türkiye’de kalıcı bir barışın oluşmasını oldukça önemsiyoruz. Dışişleri Bakanı Westerwelle de Türk siyasetçileri ile bu konuyu konuşmak için her fırsatı değerlendiriyor. Barış, iki tarafın - yani Türk ve Kürt tarafının - diyalogu yoluyla sağlanmalıdır. Tartışarak ortak bir çözüm aranmalı. Almanya bu konuda Türkiye’yi bundan sonra da desteklemeyi istemektedir.”

Yanıt gelince sevinçten ağladı
Ancak Bakanlık’tan mektup geldiğinde Sarya evde değildi. Babası Sarya’yı arayıp Merkel’in mektubuna cevap verdiğini söyledi. Babası mektubu telefonda okuduğunda ne hissettiğini Sarya şöyle anlattı: “Bana artık cevap vermeyeceklerini düşünüyordum. Babam bana mektubun geldiğini söyleyince çok sevindim. Hatta sevincimden ağladım.” 
Sarya, akranlarına da önemli çağrı yapıyor: “Aslında bütün Kürt çocukları sorunlara karşı mektup yazmalı. Biz çocukların mektuplarına daha çok ilgi gösteriliyor.”

Kimliğine sahip çıkıyor
Sarya, kendi kimliğine daha küçük yaşlardan itibaren sahip çıkıyor. Babası bu konuda ‘şikayetler’ de almış ve Sarya kimliği için arkadaşlarıyla ‘kavga’ etmiş. Anaokuluna gittiği sırada arkadaşlarına Kürt olduğunu söylemesi üzerine öğretmenleri Sarya’nın ailesini çağrıp “Sarya Kürt olduğunu söylüyor. Ancak okulumuzda ayrım yapmıyoruz. Bu konuda dikkat etmenizi istiyoruz” derler.

‘Kürt’üm’e, ‘terörist’ yanıtı
Ancak Sarya kimliğine her zaman ve her yerde sahip çıkmaya devam ediyor. Ailesi O’nunla evde Kürtçe konuşuyor. Aile, Türkçe öğrenmesi için okuldaki Türkçe dersine de göndermiş. Ancak derste okutulan ‘Andımız’da ‘Türküm, doğruyum..’ denince kendisini rahatsız hissetmiş ve öğretmenine “Ben Kürt’üm” demiş. Ancak öğretmeni Türk resmi söylemini tekrarlamış: “Hayır siz Kürt değilsiniz. Kürtler terörist olur.”

‘Andımız’ sayesinde kaldırıldı
Öğretmenin bu sözlerinden sonra Sarya, ailesine haber vermeden dersi ‘kırıyor.’ Ancak daha sonra ailesine rahatsızlığını anlatıyor. Babası, okul müdürünü arayıp derste verilen ‘Andımız’ın kızını rahatsız ettiğini söylemiş. Bunun üzerine okul yönetimi derslerde ‘Andımız’ın okutulmasını kaldırıyor. Sarya gülerek “Yani ‘Türküm, doğruyum demedim” diyor.

Ailesi her zaman destek veriyor
Elbette Sarya’nın kimliğine sahip çıkmasında anne ve babasının etkisi oldukça fazla. Baba Mehmet Ataç, kızına her zaman destek veriyor. Kızının kimliğine sahip çıkmasından dolayı bazı sorunlarla karşılaştığını belirten Mehmet Ataç, şunları söyledi: “Sadece benim kızım değil birçok Kürt çocuğu kimliğinden dolayı dışlanıyor. Kimliklerinden dolayı yok sayılıyorlar. Yoğun bir baskı altında kalıyorlar. Kimliğini savunamayan çocuklar derslerinden başarısız oluyor. Bunların olmaması çocuklarımıza kültürümüzü ve kimliğimizi anlatırken içini doldurmalıyız. Çocuklarımız karşılaşacakları baskılara karşı eğitmeliyiz. Çocuklarımızın gerçekliklerini bilmesi gerekiyor bundan önce de anne ve babanın bu konuda donanımlı olması lazım. Evde çocuklarımızla anadilimiz olan Kürtçe konuşmalıyız. Kendi anadilini bilmeyen ve kendi kimliğiyle yetişmeyecen çocuklar, eğitimde başarılı olması çok zordur. Benim diğer anne ve babalara tavsiyem çocuklarımızın başarısı için kendi dilimizi ve kültürümüzü öğretelim.”
Sarya, anadili Kürtçe’nin yanı sıra Almanca, Türkçe, İngilizce biliyor. Sarya, biraz bildiğini söylediği Fransızca’yı fazla sevmiyor.

DENİZ BAŞPENİR
HABER MERKEZİ