BDP’nin Demokratik Özerkliği savunması, girilen seçimlerde BDP’nin birçok ilde seçimi kazanması aslında Demokratik Özerkliğin kazanması olacaktır. Çünkü toplum bu projeye onay vermiş olacaktır. Diğer partiler merkeziyetçiliğe önem verirken, BDP ve HDP yerinden yönetime ve yerinden Demokratik Özerkliğe önem vermektedir. Bu açıdan BDP’nin bu seçimde kazanma şansı daha fazladır. Çünkü yerelin, yani şehrin ve kasabanın söz sahibi olmasını isteyen BDP ve HDP’dir. Tabii ki bu durumu şehirde ve kasabada yaşayanlar dikkate alacaktır. “Benim irademi daha fazla dikkate alan partiye oy vereceğim” diyecektir.
Kürtler zaten kendi kendilerini yönetmek istiyorlar; özyönetim istiyorlar. Kendi yaşamları için kendilerinin karar vermesini istiyorlar. Bu nedenle kendilerini irade yapacak yerel yönetimi önemseyen, yerel iradelerin güçlenmesini hedefleyen BDP ve HDP’ye oy vereceklerdir. Kürtler tabii ki merkeziyetçilikte ısrar eden, Kürtlerin kendi kendilerini yönetmesini kabul etmeyen partilere oy vermeyeceklerdir. Dolayısıyla AKP’ye de oy vermeyeceklerdir. Kürdistan’da bu seçim aslında merkeziyetçiliği savunanlarla halkın yerelde kendi kendini yönetmesini savunanlar arasında geçecektir.
Demokratik Özerklik, yerinden yönetim tabii Kürtlerin arzuladığı bir şeydir. Ancak BDP’nin Demokratik Özerklik anlayışı farklı kimlikler için de özgürlük anlayışıdır. Farklı kimlikler, inançlar ve diller bu Demokratik Özerklik projesinde kendilerini özgürce örgütleyecekler ve özgür iradeye kavuşacaklardır. Mardin’de Araplar, Süryaniler, Mahelmiler gerçek anlamda özgür yaşama kavuşacaklardır. Kürt Halk Önderinin demokratik ulus anlayışı içinde Araplar, Mahelmiler, Süryaniler özgürce yaşayacaklardır. Kürt Halk Önderinin demokratik ulus anlayışı, Kürdistan’da Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Mahelmiler, Ermeniler ve diğer tüm etnik topluluklar için demokratik ve özgür yaşam demektir.
Mardin ve Urfa belediye başkanlığı şimdiye kadar AKP’nin elindeydi. Sadece yandaşlarına rant dağıtan bir belediye yönetimi söz konusuydu. Eğer BDP seçimi kazanırsa büyükşehir belediyesi demokratik ve özgür yönetimin olduğu bir yönetime kavuşacaktır. Bu yönetimlerde Araplar, Mahelmiler, Süryaniler de yer alacaktır. Türkiye sadece Türklerin olmadığı bir ülke ise Mardin ve Urfa da sadece Kürtlerin olduğu şehirler değildir. Türkiye ve Kürdistan tüm toplulukların ortak vatanıysa (tek vatanı değil), Mardin ve Urfa da sadece Kürtlerin değildir. Bu açıdan demokratik ulus ve Demokratik Özerklik anlayışı en fazla da farklı etnik ve dinsel topluluklara kazandıracaktır. Bu açıdan Urfa ve Mardin’in BDP tarafından kazanılması, Araplar, Mehelmiler ve Süryanilerin kazanması olacaktır. Bu topluluklar cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa demokratik ve özgür yaşama kavuşmuş olacaklardır.
Tekçi ulus anlayışı kapitalist moderniteye aittir. Türk devletinin ulus anlayışı tekçidir. Bu açıdan Kürtleri olduğu gibi, Arapları, Süryanileri ve Mahelmileri de Türk yapmayı hedefler. Şu anda AKP’nin zihniyeti budur. Tek millet derken bunu kastediyor. Seçimde de bu yönlü propagandayla Türk milliyetçiliğinden oy almaya çalışıyor. Kürt Halk Önderi, Kürt Özgürlük Hareketi ve BDP tekçi ulus anlayışına karşıdır. Tüm kimlikleri demokratik ulus anlayışı içinde kendi kimliğiyle, özgür ve demokratik yaşamıyla kabul eder. Hiçbir kimlik diğerinden üstün değildir. Bundan daha demokratik ve özgür anlayış olabilir mi? Bu anlayış tüm farklı kimlikler için bir şans değil midir? İşte şimdi Urfa ve Mardin’in farklı etnik ve inanç kimlikleri böyle bir şansı yakalamış bulunmaktadır. Urfa ve Mardin büyükşehir belediyeleri kazanıldığında Araplar, Mahelmiler ve Süryaniler kendi kendilerini yönetme hakkına kavuşacaklardır. Biz de bu toprakların öz sahipleriyiz diyeceklerdir. Kendi kimlikleriyle yaşamın her alanında özgürce yer alacaklardır. İşte bu yerel seçim tekçi ulus anlayışıyla çoklu demokratik ulus anlayışı arasında geçecektir.
Urfa ve Mardin Rojava’ya sınırdır. Rojava’da Araplar, Süryaniler, farklı topluluklar özgür ve eşit bir biçimlerde yönetimlerde yer alıyorlar. Tüm farklı kimliklerin güvencesi Rojava devrimci güçleri olmuştur. Öyle ki, on binlerce Arap Süryani ve başka kimlik ve inançtan insanlar, topluluklar başka alanlardan göç edip Rojava’ya yerleşmektedir. Rojava, özgür ve demokratik yaşam isteği olan Arapların da koştuğu huzur köşesidir. Şu anda Suriye’nin tek güvenli yeri Rojava’dır. Kuşkusuz bunu Urfa ve Mardin’in farklı kimlikleri de görüyorlar. IŞİD ve El Nusra çetelerinin saldırıları karşısında yerlerinde kalamayan İslami gruplar ve komutanlar bile Rojava devrimci güçlerinin yanına geliyorlar. Kürtlerin içinde yaşam imkanı buluyorlar.
Rojava, büyük acılar çeken tüm Suriye için model olduğu gibi, Urfa ve Mardin için de modeldir. Rojava’daki model, Kürt Halk Önderinin demokratik ulus ve özyönetim modelidir. Mahelmiler, Süryaniler ve Araplar kendi kimlikleriyle meclislere ve yönetime katılacaklardır. Hatta kendi yaşamları için kendilerinin karar aldığı ayrı meclisleri ve özyönetim kurumları olacaktır. Ortak meclis ve yönetimlerde kendi kimlikleriyle ve pozitif ayırımla yer alacaklardır. Kürt Özgürlük Hareketi nasıl ki kadınlara pozitif ayrımcılık yaptı ve şimdi kadınlar her şeyin ortağı olduysa, farklı etnik ve inanç toplulukları da Kürdistan’da pozitif ayrımcılık elde edeceklerdir. Kürtlerden daha fazla bunlara yer ve imkan tanınacaktır. BDP’nin Demokratik Özerklik anlayışında bu da vardır.
BDP’nin demokratik özyönetimlerinde inanç özgürlüğü tamdır. Müslüman’ın da, Süryani’nin de, Alevi’nin de inanç ve ibadet özgürlüğü tam olacaktır. Hiçbiri ötekileşmeyecek, hiçbirine mahalle baskısı olmayacaktır. Urfa ve Mardin’de çoğunluk Müslüman’dır. Urfa peygamberler şehridir. Urfa’da ve Mardin’de tüm Müslüman halk kendini örgütleyerek ibadetini özgürce yaşayacaktır. BDP’nin Demokratik Özerklik anlayışında dinsel cemaatler çok önemli sivil demokratik kurumlardır. Toplum inancının sürmesinde, ibadetinde toplumsal hak ve adaletin korunmasında rolleri olacaktır. Müslümanlık da, Hıristiyanlık da tam ve özgür yaşanacaktır. Hiç kimse ne müdahale edecek ne yönlendirecek ne de iktidarının parçası yapacaktır. Din, toplumsal işlevini gerçek anlamda BDP özyönetiminin olduğu yerlerde yerine getirecektir.
Kürt Halk Önderi, Urfa’nın peygamberler şehri olduğunu, bunun da Urfa’nın ahlak ve kültürünü çok değerli kıldığını vurgulamaktadır. Urfa’nın gerçek kimliği ve değerini en iyi biçimde bu Önderin “Urfa Savunması” adlı kitapçığında görüyoruz. Zaten “Urfa Savunması” başta Halil İbrahim Peygamber olmak üzere tüm İbrahimi gelenek ve peygamberlere layık olmak için yazılmıştır. Kürt Halk Önderi kendini tüm peygamberlere, dervişlere, ermişlere borçlu hissetmektedir. “Urfa Savunması“ birazcık da olsa bu borcu ödemek için yazılmıştır.
Kürt Halk Önderi kendini peygamberlere en fazla hakkını veren ve onlara layık olmak isteyen kişi olarak tanımlar. Kürt Özgürlük Hareketi ilk başta Urfa topraklarında çıkmış ve gelişmiştir. Peygamberler şehri Urfa’nın kültüründen de çok şey alan bir harekettir. Bu kültürden çok şey aldığı için kısa sürede Urfa’da ve tüm Kürdistan’da gelişmiştir.
Urfa BDP ile Peygamberler şehrine ve kültürüne layık bir yönetime kavuşacaktır. Mardin de Kürt Özgürlük Hareketi’nin en yüksek oy aldığı yerlerden biridir. Urfa ve Mardin BDP tarafından kazanıldığında kazanan sadece Urfa ve Mardin olmayacak, tüm farklı kimlikler, kültürler, ezilenler ve tüm inançlı insanlar ve topluluklar olacaktır.
Merkeziyetçilikle yerinden yönetim zihniyeti arasındaki seçim
2014 yerel seçimleri tarihin en özgün seçimleri olacak. Eğer seçimler bir kazaya uğramazsa yerel yönetim seçimleri özellikle Kürdistan’da siyasal olarak çok anlamlı hale gelebilir. Mardin ve Urfa’nın büyükşehir statüsüne alınması seçimlerdeki başarının önemini daha da arttırmıştır. AKP Hükümeti Mardin’i büyükşehir yaparak neyi amaçlamış olursa olsun, büyükşehir olması halkların demokratik özyönetimi açısından önemli bir fırsatı ifade etmektedir. BDP ve HDP gibi Demokratik Özerklik projesi olan partiler için bu seçim daha da önemlidir.