
‘17 ülkeyle de olur’
Basın toplantısında Sarkozy, “Durumun şimdiye kadar olduğu gibi daha fazla böyle devam edemeyeceğinin farkına varılması için yeni bir AB sözleşmesi istiyoruz. Hiç kimsenin kendisini bu Fransız-Alman anlaşmasından dışlanmış hissetmemesi için, 27 üye ülkenin de imzalamasını tercih ediyoruz. Fakat 17 üye ile devam etmeye de, bize katılmak isteyen diğer ülkelerle devam etmeye de hazırız” diye konuştu. Risklerin yüksek olduğunu ifade eden Sarkozy, “Euro ortadan kalkarsa Avrupa’dan geriye ne kalır? Hiç birşey” dedi.
Paketin kararlılıklarının göstergesi olduğunu kaydeden Merkel, uzlaşmaların ötesine geçecek mali değişiklikler sağlamak istediklerini dile getirdi.
Avrupa Adalet Divanı’na, Euro Bölgesi ülkelerinin bütçe disiplinine uyup uymadıklarını kontrol edebilmeleri için yetki verilmesi gerektiğini dile getiren Merkel, “Rekabet gücümüzü artırmak ve ekonomiyi canlandırmak için, her ay Euro Bölgesi’nin ve bu konuya ilgi duyan herkesin katılacağı bir toplantı düzenlenecek” dedi.
Otomatik yaptırım planı
Merkel ve Sarkozy, Cuma günü yapılacak AB zirvesinde ayrıca, Euro Bölgesi’nde, bütçe açıkları gayri-safi yurtiçi hasılanın yüzde 3’ünü aşan ülkelere otomatik yaptırım uygulanması yönde karar alınmasını da amaçlıyor. Bu ise üye devletler açısından egemenlik haklarına ciddi bir müdahale anlamına geliyor. Merkel bu konuda “Avrupa Adalet Divanı’na, Euro bölgesindeki ülkelerin bütçe disiplinine uyup uymadıklarını kontrol edebilmeleri için yetki verilsin” dedi. Konuyla ilgili ayrıntıların bir mektup ile bugün Avrupa Birliği Konsey Başkanı Herman Van Rompuy’a sunulacağı belirtiliyor. Kesinlik kazanan Paris-Berlin anlaşması için birliğe üye 27 ülkenin ortak kararı aranmayacak, 17 ülke de yeterli olacak. Oylamada oybirliği şartı istenmeyecek.
AMB konusunda uzlaşı yok
Yüksek borç altındaki devletler için faiz yükünün düşürülmesini ön gören ortak bono uygulamasına geçilmesi ise gündemde değil. Sarkozy ve Merkel bu konuda Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) yetkisini vurguladı. Bu ise, ikilinin bu konuda ortak bir görüşe ulaşamadığına işaret ediyor. Fransa, Euro krizinin ‘çözümü’ için Avrupa Merkez Bankası’nın Portekiz, İspanya veya İtalya gibi ülkelerin tahlivatını satın almasını savunuyordu. Bu ise, devlet borçlarının para basımı ile ‘finanse’ edilmesi anlamına gelir. Başta Almanya olmak üzere, Hollanda, Finlandiya ve Avusturya ise bu plana karşı çıkıyor.
Merkel ile Sarkozy, borç krizinden en fazla etkilenen ülkelerden İtalya ve İrlanda’da yeni ve daha sıkı kemer sıkma politikaları konusunda da uzlaştılar. Öte yandan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s (S&P), Euro Bölgesi ülkelerinin kredi notunu düşürebileceği konusunda uyardı. Kuruluş açıklamasında kredi notu AAA olan Almanya, Lüksemburg, Avusturya, Finlandiya, Fransa ve Hollanda ile diğer 9 ülkenin kredi notunu izlemeye aldığını bildirdi.
PARİS