Mersin'de zorla göçlerden sonra artan Kürt nüfusunu dağıtmak için devletin girişimleri uzun yıllardır sürerken, son olarak Akdeniz İlçesi'nde yüzde 96'sı Kürtlerin oluşturduğu 3 mahallenin boşaltılıp konut yapılması konusunun, Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) görüşüldüğü ve Bakanlar Kurulu'nun harekete geçtiği belirtiliyor. Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk, 1992 yılında MGK'nin Kürt köylerini boşlatma ve kent varoşlarına sürme kararının ikinci aşamasının devrede olduğunu ifade etti. BDP Mersin İl Eşbaşkanı Musa Kulu ise, kararın etnik arındırma uygulaması olduğunu söyledi.
Kürt sorununun çözümünü 4 bin köyü yakıp-boşaltarak milyonlarca kişiyi metropollere sürmekte gören devlet, Mersin'de toplanan ve artan Kürt nüfusunu dağıtmak için yıllardan beri çeşitli oyunlar sahneliyor. Yurtlarından göç edip Mersin'e yerleşen Kürtleri, ikinci kez göç ettirme hazırlığı yapılıyor. Kürt yurttaşlar tarafından Mersin'de inşa edilen mahallelerin yıkımının 2008'de MGK toplantısında görüşüldüğü ve Bakanlar Kurulu tarafından karar altına alındığı ifade ediliyor. Bakanlar Kurulu, Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca aldığı kararın ardından TOKİ Kentsel Dönüşüm Projesi adı altında Çay, Çilek ve Özgürlük mahallelerinde istimlak çalışması başlattı. Bakanlar Kurulu kararıyla sel, savaş ve deprem gibi afetlerde alınan kararın Kürt mahallelerine uyguladığını söyleyen Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk, Mersin'de Kürtlerin ikinci bir göç ile karşı karşıya olduğunu belirterek, "2008 yılında alınan bir karardır. O dönemde göç ile gelen insanların 'ikinci bir göç'e tabi tutulduklarına dair bir çalışma olmuştu. Bizden önce Akdeniz İlçesi'nde MGK'nin Kürtlerin yaşadığı yerleri dağıtmakla ilgili bir kararı vardı. Nasıl eskiden köyünden etmişlerse, şimdi de aynı kararı burada uygulamak istiyorlar" dedi.

Etnik arındırma uygulaması!

Kürtlerin Mersin'den sürülmesi kararının MGK tarafından verildiğini söyleyen Mersin BDP İl Eşbaşkanı Musa Kulu ise, AKP'nın fırsatı değerlendirip kendi sermayesine alan açtığını belirterek, TOKİ'nin de bu amaçla kullanıldığını söyledi. MGK'nin 2008'de böyle bir karar aldığını hatırlatan Kulu, kararın dayandırıldığı 27'inci maddenin Mersin'deki duruma uymadığının altını çizdi. Kulu, şöyle konuştu: "Madde deprem, sel, afet ve savaş gibi anlarda yürürlüğe girer. Ancak Akdeniz İlçesi'nde sel, deprem ve savaş söz konusu değildir. Buna rağmen bu yasanın devreye konulması aslında ikinci bir göçe zorlamaktan başka bir şey değildir. Bu uygulama sadece siyasi değil, etnik arındırma uygulamasıdır. Orada oturanların listesi belli, orada oturanların yüzde 96.3'ü göç sebebi ile Mersin'e gelen Kürt insanıdır. Ve büyük kısmı BDP'lidir, BDP'ye oy veren insanlardır. Akdeniz Belediyesi BDP'nin seçilmiş belediyesidir. Buradaki belediyeyi BDP'den almak niyeti söz konusudur. Bir yandan MGK'nın Kürtlere yönelik aldığı bir karar var, diğer yandan AKP kendi sermayesine rant alanı açmak istemektedir."

Belediye devre dışı bırakıldı
TOKİ kararını veren Bakanlar Kurulu'nun kentteki yerel yönetimleri by-pass ettiğini söyleyen Akdeniz Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Altuntaş, TOKİ'nin belediye ve yerel kamuoyundan habersiz Bakanlar Kurulu'ndan kamulaştırma yetkisini aldığını söyledi. Çay, Çilek ve Özgürlük mahallelerinin gecekondu önleme bölgesi ilan edildiğini hatırlatan Altıntaş, "Ancak Bakanlar Kurulu Kiremithane Mahallesi'ni bu projenin içine almamış. TOKİ kentleşme adına Çay Mahallesi'nin tamamını yıkıp 13 katlı yüksek bloklar dikmek, diğer taraftan da ticari alana dönüştürmek, Özgürlük Mahallesi sakinlerini de binalara sıkıştırmak istiyor. Ancak bu olağanüstü durum varmış gibi kamulaştırma kararı çıkartarak yetkiyi TOKİ'ye veriyor. Bu olağanüstü durumlarda, deprem, sel, felaket gibi durumlarda uygulanması gereken bir yöntem. Sanki Mersin'de de böyle durum varmış gibi TOKİ'ye böyle bir yetki veriliyor. Bunu yangından mal kaçırır gibi yapıyor" dedi.

Usulsüzlük yapılıyor
Kürtlerin yaşadığı 3 mahallenin de gecekondu olmadığını kaydeden Altıntaş, mahallelerin gecekondu önleme bölgesi olarak ilan edilmesinde usulsüzlük olduğunu söyledi. TOKİ'nin İstanbul ve Ankara'da gerçekleştirdiği kimi projeleri de örnek gösteren Altıntaş, "İstanbul Suluke'de, Ankara'da Tarlabaşı'nda uyguladığı projelerde şöyle bir durum çıkıyor ortaya. Daha önce orda yaşayan insanların en az yüzde 50'si başka yerlere göç ediyor. TOKİ'nin yapmış olduğu konutlara yerleşmiyor. Yüzde 50'si daha önce yaşadıkları mahalleye yakın yerlere göç edip oralarda iskan etmeye başlıyor. Eğer TOKİ Çay, Çilek ve Özgürlük mahallelerinde aynı şeyi uygularsa, kentleşme sorunu çözülmüyor. O insanlar kendilerini ifade edebilecekleri sosyal kültürel yaşamlarına uygun, kendilerini ait hissettikleri benzer başka bir mahalleye göç edip, tabiri caizse Çay Mahallesi'ni yeniden oluşturuyor. Ya da başka bir Çilek Mahallesi'ni ya da Özgürlük Mahallesi'ni yeniden oluşturuyor" dedi.

Yüzde 93'ü TOKİ'ye karşı

Akdeniz Belediyesi çok kısa bir süre önce bir anket çalışması yapmış ve sonuç olarak halkın yüzde 93'ünün TOKİ'ye karşı olduğu ortaya çıkmıştı. Ayrıca Bakanlar Kurulu'nun söz konusu kararına karşı Akdeniz Belediyesi ve yurttaşların idare mahkemelerine açmış olduğu iptal davaları sürüyor.

Kamulaştırma Kanunu ne diyor?

Acele kamulaştırma başlığını taşıyan Kamulaştırma Kanunu'nun 27. Maddesi şöyle: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15'inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.


FERHAT ARSLAN - DİHA/MERSİN