
Almanya Federal Meclisi geçtiğimiz günlerde cinsel suçlara yönelik cezaları sertleştiren yasayı kabul etti. Yasa, kadın örgütleri tarafından olumlu ama yetersiz olarak değerlendiriliyor. Yasanın yetersiz olduğunu savunan örgütlerden biri de 25 yıldır partiler üstü poziyonda hareket eden Frauenband Courage örgütü.
‘Nein Heisst Nein’ kampanyasına imza toplayarak katkı sunan Frauenband Courage temsilcisi Gabriele Beisenkamp, yasayı “Bana göre büyük bir adım. Çünkü bugüne kadar suçlunun yargılanabilmesi için kadının cinsel saldırı öncesinde kendisini savunduğunu ispat etmesi gerekirdi. Bu yasa ile kadının ‘hayır’ demesi veya cinsel yaklaşım istemediğini açıkça belirtmesi yeterli olacak. Fakat eksiklik şu noktada; ifade ifadeye karşı olacak. Yani birinin cinsel yaklaşımı red ettiğini karşı taraf yalanlarsa bunu ispat etmek zor” şeklinde değerlendirdi.
Asıl mesele kadının meta olarak görülmesi
Yeni yasanın kadınların taciz ve tecavüze uğramaması için güçlü bir dayanak oluşturmadığını belirten Beisenkamp, asıl meselenin hukuk boyutundan öte zihniyet boyutuyla alakalı olduğunu söyledi ve ekledi: “Asıl mesele cinsiyetçiliğin aşılması, kadını bir meta olarak görmekten vazgeçilmesidir.”
Suçların mültecilerle ilişkilendirilmesi
Köln’de yılbaşında yaşanan olaylardan sonra tacizin de artık suç olarak sayıldığını hatırlatan Beisenkamp, bunun mülteci politikalarına yansıma biçimini ise eleştirdi. Beisenkamp, suçu işleyenlerin cezalandırılması gerektiğini, ancak bundan faydalanıp faşizmin güçlendirilmesine, mültecinin yurtdışı edilmesine ya da haklarının kısıtlanmasına gerekçe teşkil etmemesi gerektiğini kaydetti.
Saldırıların kurbanı kadınlar
Beisenkamp, kadınların sözkonusu yasadan yararlanıp ‘erkeğe iftira atabileceği ve erkeğin yargılanmasını isteyebileceği’ şeklindeki tartışmalara ise şöyle cevap verdi: “Bu iddia eski yasayla da mümkündü. Zaten kadın cinsel saldırıya uğradığını ispat edemediği müddetçe bir yargılama gerçekleşmeyecektir. Dolayısıyla bu tartışmaları saçma buluyorum. Bence bu tartışmalar kadın hareketlerini kışkırtmak içindir. Tam tersi de düşünülebilinir. Erkek cinsel saldırıda bulunmadığını söyler ve yargılanmaz. Bu durum iki taraftan da kullanılabilir ama yaşanan cinsel saldırıların kurbanı ille de kadınlardır.”
Yasa paradigma değişikliğini ifade ediyor
Almanya’da yılda 100 bin cinsel saldırı vakasının yaşandığına dikkat çeken Courage temsilcisi, bu orana rağmen sadece 8 bin suç duyurusu yapıldığı, en fazla ise bin yargılamanın gerçekleştiği bilgisini verdi. Bu durumun yeni yasa ile değişeceğini belirten Beisenkamp, devamla “Tabii her kadın suç duyurusunda bulunacak cesareti kendinde bulamayacaktır. Her zaman arka planda suçlunun yargılanmayacağı korkusu, sorgulama sürecinde olayı tekrar yaşıyormuş gibi bir psikoloji hakim olacak. Ancak yine de bu yasa bir paradigma değişimidir diyebiliriz” şeklinde konuştu.
Her kadın bir kadın örgütüne üye olmalı
Cinsel saldırıya uğrayan kadınların kesinlikle suç duyurusunda bulunması gerektiğini belirten Beisenkamp, şu tavsiyelerde bulundu: “Kadınlar, yakınlarında bulunan bir kadın örgütüne üye olmalı ve örgütlenmeliler. Saldırıya uğrayan kadınların kadın örgütleri tarafından desteklenmesi ve güçlendirilmesi için bu önemlidir. Tek başına böyle bir yükün altından kalkmak zordur. Biz kadınlar örgütlenmeli ve birbirimizi desteklemeliyiz.”
DİLAN BİÇER/HABER MERKEZİ