Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Derneği (MEYA-DER) de Türk devletinin kapattığı dernekler arasında. 2008 yılında kurulan dernek, çatışmalarda yakınları şehit düşen ailelere destek sunan; cenaze ve defin işlemleriyle ilgilenen; Cizre, Sur, Gever’de olduğu gibi yakınları katledilen ailelerin yardımına koşan, onları yalnız bırakmayan, acısını paylaşan ve destek sunan önemli bir kuruluş. Birçok kentte şubesi bulunan MEYA-DER’in çalışanlarının büyük bir kısmını da şehit aileleri oluşturuyor. 

Yıllardır devam eden kirli savaşta evlatlarını ve yakınlarını kaybeden ailelerle dayanışma içerisinde olduklarını belirten MEYA-DER Amed Şubesi Eşbaşkanı Hasan Pençe, „Kürdistan’ın birçok yerinde hala faili meçhuller ve toplu mezarlar var. Dernek çalışmasını yürütenlerin geneli, yakınlarını ve çocuklarını kaybeden ailelerden oluşuyor. Biz 2009’da ilk defa asker aileleri ile savaşı sonlandırmak için bir araya geldik. Dernek olarak savaşın sonlanması ve barışın sağlanması için mücadele yürüttük ve yürütmeye devam edeceğiz. MEYA-DER bütün şehitlere ve ailelerine sahip çıkan bir dernektir“ dedi. MEYA-DER’in savaşın son bulması için büyük çaba sarf ettiğinin altını çizen Pençe, „Derneğimiz mühürlendi, bu haksızlıktır. Yarın cenaze geldiğinde devlet kimi muhatap alacak. Bunun örneğini 2006 yılında yaşadık. Devlet cenazelerimiz ve şehitlerimizi hedef alıyor“ diye belirtti. 

‘Hem katlederim hem de defnederim’

Bütün imkanlarını yakınlarını kaybeden aileler için seferber etmeye devam edeceklerini vurgulayan Pençe, “Şehit aileleri hala başvuruda bulunuyor. Devletin bizi kapatmasının altında, ‘Onları ben katlettim ve cenazelerini de ben defnedeceğim’ mantığı yatıyor. Bizler devletin bu zihniyetine karşıyız. Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyum, cenaze araçlarını vermiyor” dedi. 

Faaliyetlerimiz sürecek 

Devletin asıl amacının Kürt halkını yalnızlaştırmak olduğunu bildiklerini dile getiren Pençe, “Biz, 50 bini aşkın şehit ailesi ile birlikte faaliyet yürütüyoruz. Bize 3 aylık faaliyetlerimizi durdurma kararı aldıklarını söylediler. Biz 3 ay dernekte olmasa bile, dışarıda, evimizde faaliyetlerimizi yürüteceğiz. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Şehitlerimiz ve yakınları için elimizden gelen çabayı daha fazla çalışarak sarf edeceğiz” dedi.

Yalnız bırakmayacağız 

MEYA-DER Amed Şubesi Eşbaşkanı Ayşe Dicle de “Aileleri asla yalnız bırakmayacağız” dedi. Yakınlarını kaybeden ya da onların cenazelerini arayan ailelere yardımcı olduklarını ifade eden Dicle, dernek kapatılmadan önce de birçok engellemeyle karşı karşıya kaldıklarını hatırlatarak şöyle konuştu: “Bu mührü kabul etmiyoruz. Şunu da herkes bilsin ki derneğimiz kapanmış olabilir ama bizim çalışmalarımız yine devam edecek. Kollarımızda güç olduğu sürece bizler ailelerin yanına durmaya devam edeceğiz.“

Kürt kentlerine yönelik devlet saldırılarına işaret eden Dicle, „Bir yıldır halkımıza yönelik bu saldırılar devam ediyor. Sur ve Cizre de çok sayıda aile ile karşılaştık ama herkes bunu bilsin ne bizler aileleri bırakırız ne de aileler bizi yalnız bırakır. Cenazeler için araba vermiyorlar, sürekli sorun çıkarıyorlardı bundan sonra bunu daha çok yapacaklar. Gücümüz olana kadar bizler dernek olarak cenazeleri sırtımızda taşırız yine de ailelere teslim ederiz. Ne gerekiyorsa onu yaparız” şeklinde konuştu. 


Mührünüzün canı cehenneme

Kapatılan Özgür Gazeteciler Cemiyeti’nin (ÖGC) Eşbaşkanı Hakkı Boltan, “Biz onların mührüne göre değil, kendi hakikatimize göre hareket edeceğiz” dedi.

Amed merkezli Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC) 400’ü aşkın üyesiyle yoğun baskı, tutuklama, katletme ve kapatma saldırısı altındaki gazetecilerin sesi oldu. Cemiyetin Eşbaşkanı Hakkı Boltan, en zor şartlarda dahi çalışan cemiyetin kapısına mühür vurularak çalışmalarını durduracaklarını zannedenlerin yanıldığını vurgulayarak, bundan sonra daha güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdüreceklerinin sözünü verdi. Cmiyete üye olan gazetecilerin Cizre, Sur, Gever, Nusaybin’de yaşananları yerinde zor şartlarda takip ettiğini hatırlatan Boltan, meşrutiyetini mühürde görenlere “Mührünüzün canı cehenneme” diye yanıt verdi. Boltan, “Cemiyetimizi kapatabilirsiniz, ama çalışmalarımıza aynı şekilde devam edeceğiz. Hiçbir şekilde gazetecilik çalışmalarımızdan geri adım atmayacağız. Cemiyetimiz kapanmış olabilir, ama hala gazeteciler üyemizdir. Onlar alanlarda, çalışmalarını yapacaklar, biz de onlara sahip çıkıp sahipleneceğiz“ diye konuştu. 


Mühürlendiler

İçişleri Bakanlığı’nın kapatılmasına karar verdiği 370 dernek arasında kalan çok sayıda kurumun kapısına mühür vurulmaya devam ediliyor. 

Mersin Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne önceki akşam Dernekler masası yetkilileri polisler eşliğinde baskın yaptı. Toroslar ilçesine bağlı Kurdali Mahallesi’nde bulunan dernekteki eşyaların sayımı ardından kapıya mühür vuruldu. 

Mezopotamya Hukukçular Derneği’nin (MHD) Batman Şubesi de mühürlendi. Cizre, Silopi ve İdil’de yaşanan hak ihlallerini raporlaştıran derneğin Batman Şubesi’ne gelen memurlar büroyu mühürledi. 

KURDÎ-DER Adıyaman ve Adana şubelerine de mühür vuruldu. 

Çilingirle açıldı

İçişleri Bakanlığı’nın kapatmasına karar verdiği 370 dernek kapsamında Ankara’da kapısına kilit vurulan Halkın Hukuk Bürosu çilingir çağrılarak yeniden açıldı. Avukat Selçuk Kozağaçlı ile birlikte 6 avukatın faaliyet yürüttüğü Halkın Hukuk Bürosu geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla mühürlenmişti. Baro temsilcileri ve milletvekillerinde aralarında bulunduğu bir grup, hukuk bürosuna çilingir çağırarak kapıyı alkışlar eşliğinde açtı. 



 HABER MERKEZİ