
YEREL SEÇİMLER GÜNDEMİ
Wan’ı gezmeye, izlemeye devam ediyoruz. Wan (Van) Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Hatice Çoban “endişeliyim” diyor. Şaşırıyoruz. Herkesin “14’te, 14” dediği bir sırada “endişe” de nereden çıktı diye düşünüyoruz. Ama anlıyoruz ki, Wan’da AKP “tehlikeli” bir tezgah hazırlıyor. “Para kasası”, “ayakkabı kutusu” filan derken, “alışmış kudurmuştan beter” diyoruz ya, bunlar da o hesap, bir “sandık yolsuzluğu” planlıyorlarmış. O nedenle Eşbaşkan adayı Hatice Çoban halka çağrı yapıyor: “Resmi sonuçlar açıklanmadan sandıkları terketmeyin!”
Hatice Çoban bize şunları anlattı: “Biz kampanya boyunca ‘boş vaatte’ bulunmadık, halkın Belediyeden taleplerini ev ev, köy köy, ilçe ilçe saptadık. Bu talepleri seçildikten sonra hayata nasıl geçireceğimizi planladık ve projelerimizi hazırladık; ve onların onayına sunduk.”
Eşbaşkanlık sistemi, şimdiden toplumsal hayatta değişikliklere yol açmış. Hatice Çoban, “özellikle taziyelerde bu durumu görüyorsunuz; daha önce erkeklerin olduğu taziyelere kadınların girmesi akla bile gelemezdi; şimdi ben Eşbaşkan Bekir Kaya ile birlikte taziyelere gidiyorum, erkekler bunu artık benimsedi.”
“Kadın kültür devrimi” Wan’da eşbaşkanlık sistemiyle birlikte derinleşiyor; kadın özgürlükçü toplum adım adım hayata geçiyor. Hatice Çoban AKP’nin Wan’daki oyunlarını alaya da alıyor. Örneğin Hüseyin Çelik’in ‘biz BDP’nin önünü açtık’ lafına çok gülmüş. Belli ki Çelik “Biz sayın Öcalan’la masaya otururken AKP’nin önünü açarız sandık, oysa BDP’nin önü açıldı” demek istemiş.
En büyük alkış barışa
Hatice Çoban Çelik’in “pişmanlığına” üzülmüyor ama, ‘rakip’ partinin adayı Osman Gülaçar’ın “trajedisine” üzülüyor. “Zavallı babasıyla övünemiyor” diye düşünüyor. Çünkü bunun babası Nuri Gülaçar’ı bizzat AKP “yolsuzluk” yüzünden savunamaz hale gelip, partiden ihraç etmiş. Hatice Çoban seçim meydanlarında toplanan binlerce çocuğun “tutuklanmış”, “işkence görmüş” ve “şehit düşmüş” babalarıyla duydukları gurura ve övünce baktıkça, içinden belli ki “vah zavallı Osman” diye geçiriyor.
Hatice Çoban “benim zayıf bedenime bakanlar başlangıçta biraz burun kıvırdı” diye başlıyor söze; ama sonra hareketimizin çizgisini dile getirdiğim konuşmaları dinledikçe durum değişti. Şimdi “sese” ve “düşünceye” bakmayı öğreniyor toplum.
O böyle diyor ama, biz yine de endişeliyiz. “Haklısınız diyor, 2009 seçimlerinden 43 kiloyla çıkmış. Şu anda beş kilo kaybetmiş. Ama bu bir şey değil. Hatice Çoban’ın omzunda da bir rahatsızlık var. Soruyoruz: Günde 1500-2000 insanla tokalaşmanın sonucuymuş. Samimi insanlar öyle kuvvetle tokalaşıyorlarmış ki, omzunda bir lezyon oluşmuş. Tedavi görüyormuş.
Rojava’dan Rojhilat’a BDP…
Hatice Çoban’ın en çok alkışlanan sözü, “barış için elimizi değil, bedenimizi taşın altına koyalım” sözüymüş.
Evet, eşbaşkanlar, tüm ilçelerdekiler, bütün meclis üye adayları, tüm parti çalışanları ellerini değil, bedenlerini barış için taşın altına koymuşlar.
Saray dönüşü Özalp’a uğruyoruz. Belediye burada zaten BDP’de. Özalp de KCK adı altında yürütülen siyasi soykırım operasyonlarından nasibini almış. Son 4 yılda iki ilçe başkanı tutuklanmış. Onlarca insan gözaltına alınmış. Sanılanın aksine KCK adı altında yapılan operasyonlar burada çözüm sürecinde de hız kesmemiş… En son 2013 Ağustos ve Aralık aylarında yapılan operasyonlarda toplam 25 BDP’li gözaltına alınmış, 12’si hala tutuklu.
Başbakan Erdoğan 4 ay önce Özalp’a gelip miting yapmış. Buraya AKP özel önem veriyor. Gülen Cemaatiyle birlikte AKP’nin yıllardır BDP’nin üzerine yürüdüğü yerlerden birisi…
BDP Özalp Belediye Eşbaşkan Adayları Handan Bağcı ve Şerafettin Özalp. Şerafettin Özalp köylere toplantı için gitmiş. Biz ilçede Eşbaşkan Handan Bağcı’yla buluşuyoruz. Bağcı, “dedesinin torunu!” 1924 doğumlu dede Reşit Bağcı, Özalp’te HEP’in kurucularından. BDP’den Handan Bağcı’ya arkadaşları Belediye Eşbaşkan Adayı olur musun diye teklif getirdiğinde o hemen dedesinin yanına gitmiş. Dedesi ona “ol kızım senin de artık elini taşın altına sokma zamanın geldi” deyince hemen arkadaşlarına gitmiş kabul ediyorum demiş… Handan Bağcı, erkek egemenliğinin ne kadar köklü ve şu parti bu parti demeden her yere nasıl sirayet ettiğinden söz ediyor. Belediye Meclis Üyeliği için aday belirleme sürecinde kadınlara yönelik BDP’li erkeklerin kimi itirazlarını onların yüzüne karşı bizim yanımızda sert ifadelerle eleştiriyor… Erkekler “ama” diyecek oluyor ama nafile… Kadınlar kafasını kaldırmış kendi gücünün farkına varmış.
Bağcı’ya “Burada banko BDP kazanacak öyle görünüyor ama oy oranı tahmininiz ne” diye soruyoruz. O yüzde 80 deyince yanımızda oturan İlçe Başkanı Cihan Hamzaoğlu itiraz ediyor. Bize “yazın” diyor. Biz de şaşkınlıkla ona bakarken, “yüzde 82 alacağız” diyor…
Anlayacağınız Rojava sınırından silinen AKP, Doğu Kürdistan sınırından da siliniyor.
BDP’li coşkun, AKP’li durgun
Savaşın ve depremin vurduğu ilçe Erciş’deyiz. Daha ilçeye girer girmez felaketin izleri her yerde görülüyor. Seçim kampanyası öyle bir hızla sürüyor ki, küçücük Erciş’in sokakları inliyor.
BDP Seçim Bürosu’na yöneliyoruz. Az ileride AKP bürosu var. Onun da önüne tabureler atılmış 20-30 kişi çay içiyor. Aslında “Yenilgilerini” seyrediyorlar. Çünkü en önde bir gencin taşıdığı “Asi Aşireti BDP’ye başarılar diliyor” yazılı bir çelenkle birlikte 2 bin kişilik kitle, orada çaresiz oturan AKP’lilerin faltaşı gibi açılmış gözleri önünden “Bijî Serok Apo” sloganlarıyla geçiyor.
Tören yapılıyor. BDP ilçe başkanı Abidin İnci ve aşiretin ileri geleni konuşuyor. Tam bu etkinlik bitiyor, bir de ne görelim: Yüzlerce genç yürüyüşe geçmiş. Onlar da AKP’lilerin önünden coşkuyla geçiyor. Meğer bu gençler aralarında konuşmuş ve BDP’ye katılmaya karar vermişler. Belediye Eşbaşkan adayı Diba Ermiş Keskin onları bir konuşmayla selamlıyor.
Erciş Meydanında devrimci bir coşku var. Bir Ercişli gürültü patırtı arasında kulağıma elini boru yapıp sesleniyor: Yakında şu gördüğün AKP’lilerin yarısı da partiye katılır...
Erciş’te açık ara kazanacağız
Nihayet Ebaşkanlar Diba Ermiş Keskin ve Abdurrahman Çağan ile buluşuyoruz. Anlatıyorlar: Erciş son 30 yıllık savaş boyunca 50’nin üzerinde şehit vermiş. Binlerce insanı gözaltına alınmış ve işkence görmüş. Bununla da bitmemiş. Bin insanını deprem de kaybetmiş. AKP Hükümeti ve belediyesi onları depremde yalnız bırakmış. Halkın yardımına koşanları, yani BDP İlçe Başkanı Mehmet Sıddık Geçer’in de içinde olduğu 23 BDP’liyi gözaltına almış. 13’ü tutuklanmış.
Diba Ermiş Keskin devam ediyor: Deprem arkasında her türden büyük bir enkaz bıraktı. Bunu ne hükümet ne de onun belediyesi sahiplendi. Ercişlilerin deprem sonrası yaşadığı korku, telaş, sıkıntı, gelecek kaygısı, ortada kalmışlık burada herkesin ortak duygusu oldu. Depremin olduğu gün Diyarbakır, Batman, Nusaybin Belediyeleri geldi, çadırlar kurdu. İkinci gün sıcak yemek vermeye başladı. Ama “koca hükümet” 1 hafta sonra geldi. 2 ay sonra da gitti. Onlar öyle yaptı da Erçişliler de bu zulme karşı ortak duyguda birleşti. Aramızda kurduğumuz dayanışma insanlara insanlıklarını hatırlattı.
Sözü Abdurrahman Çağan devralıyor; Ben Erciş halkına buradan şu çağrıyı yapmak istiyorum. AKP belediyesi burada bugüne kadar ne yaptıysa bundan sonra da aynısını yapacak. Burada hala sular akmıyor. Kanalizasyon her gün birkaç yerden patlıyor. Zaten varolan altyapı çok eski ve AKP bununla ilgili hiçbir şey yapmadı. Var olan da delik deşik. Yol yok iz yok. Burası harap oldu. AKP hükümetiyle belediyesiyle kılını kıpırdatmadı. Bununla yetinseler iyi. 40 bin liraya mal ettikleri deprem konutlarını halka 100 bin liraya satarak bir de kar etmeye yeltendiler. Bugün sizler de tanık oldunuz. Yeni yeni binlerce kişi BDP’ye katılıyor. Biz halka sormadan hiçbir şey yapmayacağız. BDP belediyeleri hizmet bakımından halkın katılımı bakımından ve şeffaflık bakımından herkese örnek. Halk bunları biliyor. Bu defa açık ara belediyeyi alacağız.”
Biz eşbaşkanların bir solukta anlattıklarından ve sokaktaki binlerce kişinin BDP’ye katılımından Erçiste BDP’nin açık ara kazanacağını anlıyoruz.
Kadın BDP kapısını çalıyor
Erciş’te seçim bürolarına kadınların gelmesi alışılmış bir olay değil. Biz eşbaşkanlarla görüşürken Eşbaşkan Diba Ermiş Keskin’i dışarı çağırıyorlar. Biz de onun ardından çıkıyoruz. Bu defa onlarca kadın gelmiş… Eşbaşkanı görmek istiyorlar.
Keskin’in Eşbaşkan ilan edilmesinin ardından, BDP’ye pek sıcak bakmayan büyük bir kadın kitlesinin eski bakışları değişmiş. Kadınlar Keskin’in şahsında kendilerini görmeye başlamış. Kent hayatının her alanından tecrit edilen kadınlara Belediye’nin de kapılarının artık açılacağı ortaya çıkınca geniş kadın katılımı başlamış.
Anlayacağınız, Erçiş’te şehit yakınları, depremde yaşamını yitirenlerin yakınları, aşiretler, kadınlar, gençler hepsi BDP çatısı altında…
Unutulmayan acılar
Nazım Hikmet ünlü bir şiirinde şöyle bir mısra yazmıştı: “En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı...” “Yirminci asırlılarda” böyle olsa da, Kürdistan’lılarda böyle değil. Kürdistanlı ölümden korkmuyor, ama onu ne devlet ve ne de deprem “ölüm acısına” alıştıramıyor.
Alpaslan Bütün o deprem günlerini anlatıyor. Eşi Melek Bütün’ü o gün kaybetmiş. Melek Bütün deyince boğazı düğümleniyor, gözlerinden yaşlar akıyor. Birbirimize sarılıyoruz. O mu ağlıyor, beraber mi ağlıyoruz, belli değil. Anlatıyor: “O felaket günlerinde AKP’li olmayan kimsenin kapısını çalmadılar. Yan komşum AKP’liydi yakınlarını kaybetti depremde. O’na geldi Kaymakam, hemen yanındaki benim evimin kapısını çalmadı. AKP’ye tepki büyüdü. Biz burada savaşta yitirilen şehit ve depremde kaybettiklerimizin yakınları olarak BDP çatısı altında birleştik.”
HAZIRLAYAN: VEYSİ SARISÖZEN - OÐUZ ENDER BİRİNCİ
Wan, AKP’nin ampulünü söndürmelidir
HPG
Eyalet Komutanların’dan Selim Wan, Wan halkına seslenerek, “Wan halkı
bu seçim fırsatını iyi değerlendirip AKP’nin ampulünü sonsuza dek
söndürmelidir” dedi. AKP’nin Kürdistan’da hırsızlıktan başka bir icraat
yapmadığını belirten Selim Wan, “Erdoğan Kürdistan’da kahramanlığını
anlatırken hırsızlığını ele veriyor” şeklinde konuştu.
HPG Eyalet Komutanlarından Selim Wan, 30 Mart yerel seçimleri için Wan halkına şöyle seslendi:
30
Mart yerel seçimlerinin büyük bir önem taşıması şu anlama geliyor. Kürt
halkı dört parçadaki kazanımlarını somutlaştırmak istiyor. Yerel
seçimler, özellikle Önder Apo’nun özgürlüğü için, demokratik özerklik ve
Kürt halkının bütün kazanımlarını somutlaştırmak açısından çok
önemlidir. Kürdistan’ın tüm şehirleri çok önemlidir. Fakat Van bu
seçimlerde stratejik anlam ve öneme sahiptir.
AKP’nin kirli politikaları boşa çıkarıldı
Yakın
zamanda yaşanan deprem felaketi ile Wan halkı büyük acılar yaşadı.
Böylesi bir doğal felaketi, AKP Hükümeti doğal felaket olarak kabul
etmedi. AKP Hükümeti Wan halkını Kürt Özgürlük hareketinden
uzaklaştırmak ve tasfiye etmek amacıyla yaşanan doğal felaketi kendi
lehine kullanarak farklı politikalar geliştirmiştir. Fakat Wan halkı
onuruna ve değerlerine sahip çıkarak AKP Hükümetinin kirli
politikalarını boşa çıkardı. Wan halkı değerli bir halktır. Bu kadar
acıya, devletin kirli politikalarına, zorunlu metrepol göçlerine rağmen
yerini ve yurdunu terk etmedi. Acılara bir bütün olarak göğüs gererek bu
günlere geldi. Wan bu seçimleri kesinlikle sonuca bağlamalıdır.
AKP
Hükümeti Kürdistan’a hiçbir yatırım yapmadığı için, Kürdistan’a seçim
propagandasına geldiği zaman Türkiye’de yaptığı yatırımları anlatıyor.
AKP Hükümeti açıkca söylemese de şunu demeye getiriyor; Kürt kardeşlerim
siz oylarınızı bana verin bende Kürdistan’daki yer altı ve yer üstü
kaynaklarınızı çalıp, bir kısmı ile Türkiye şehirlerine yatırım yapayım,
bir kısmını da ‘Ayakkabı kutularıma’ atayım demek istiyor. Ne yapsın
hırsızlıktan başka bir icraatları yok. Kürdistan’da Erdoğan
kahramanlığını anlatırken, hırsızlığını ele veriyor. Türkiye hükümeti
biz Kürt halkı için hiçbir çalışmada bulunmaz ancak, biz kendimiz
çalışma yürütmeliyiz ve yaratmalıyız.
30 Mart yerel seçimleri
kentimizi yerinden ve özerk yönetmek için bize büyük bir fırsat sunuyor.
Kuzey Kürdistan’da bulunan tüm halkımız özellikle Wan halkı bu seçim
fırsatını iyi değerlendirip AKP’nin ampulünü sonsuza dek söndürmelidir.
30 Mart seçimleri Önderliğimizin ve halkımızın özgürlüğü için
belirleyici bir role sahiptir.
Wan’da 14 belediyeyi de kazanmalıyız
Wan’ın
büyük şehir olması kazanımları beraberinde getirecektir. Serhad bölgesi
özellikle Wan halkı seçimlere serhildan ruhu ve heyecanıyla
katılmalıdır. Wan’da 14 belediyeyi kazanıp AKP ve diğer düzen
partilerinin heveslerini gırtlaklarında bırakmalıyız. Wan halkı oyunu
kendine verip demokratik ulus inşasında üzerine düşen rolü oynamalıdır.
Wan tarihi bir şehrimizdir. Urartu devletinin başkenti Wan’dır. Wan
tarihten günümüze sürekli halklarla iç içe yaşamıştır. Hiçbir halkta
Wan’ın bu olgun özelliğinden şikayetçi olmamıştır. Wan değişik halklarla
tarihten gelen demokratik halkçı muhalefetini eşbaşkanlık sistemiyle
daha da geliştirip gerçek bir demokrasi cephesi haline kendini
getirmelidir.
BEHDİNAN
Bitlis kaderini değiştirmeli
YJA Star Komuta Konsey üyesi Feride Alkan, “Bu seçimlerde kendi kültürümüzle ve tarihimizle kendi kaderimizi seçmeliyiz” dedi. Alkan, Bitlis halkının kendi oyunu kendisine vermesi ve iradesini kendi elinde bulundurması gerektiğine dikkat çekti.
Yekineyên Jinen Azad (YJA) Star Komuta Konsey Üyesi Feride Alkan, 30 Mart yerel seçimleri için Bitlis halkına şöyle seslendi:
Bedlîs (Bitlis) ve Tatvan, Hizan, Norşin, Axlat, Adilcevaz ilçelerine 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimler ilişkin bir çağrım olacak. Kürdistan tarihinde Bitlis uzun süre aydınların, edebiyatçıların, dil ve kültürün merkezileştiği, aynı zamanda Kürtlerin kendini yönettiği eski ve sağlam olan yerleşim yerlerinden biridir.
Bitlisliler değerlerine bağlı bir halktır
Türkiye cumhuriyeti ilan edildikten sonra, Kürdistan’ın tüm şehirlerinde Kürtlere karşı komplolar oyunlar düzenlendi. Bu oyunların büyük bir bölümü Bitlislilere düzenlenmiştir. Özellikle Türk devleti son yıllarda Kürtlere yaklaşım da imha ve inkar politikasını geliştirmişlerdir. Bitlis kendini yönetmekte istenilen kararı vermemiş olsa da Bitlisliler tarihine, kültürüne ve kimliğine bağlı oldukları gibi bu değerler için çok güçlü mücadeleler yürütmüşlerdir. Bitlis halkı değerlerine bağlı bir halktır.
Bitlis halkı Kürtleri imha ve inkar eden sömürgeci ve faşist partilerin Bitlis’te iktidar olmalarına izin vermemelidir. Bitlis halkı imha ve inkar politikalarının son bulması için kendi kararını vermesi gerekir. Kendi kendini yürütecek ve yönetecek güce, iradeye sahiptir. Kürdistan ve Türkiye şehirlerine baktığımızda en işsiz ve fakir bölgelerden biri Bitlis’tir. Bitlis’te çok güçlü iş imkanları ve zemini bulunmaktadır. Bitlis halkının fakirleşmesi ve işsiz olmasının tek nedeni var oda sömürgeci ve çıkarcı partilerin Bitlis’te iktidarlaşmasıdır.
Bitlis kaderini değiştirmelidir
Bu seçimler de AKP CHP ve diğer partilere fırsat verilmemelidir. Ki halkımızın üzerinden kirli siyaset yürütemesinler. Bitlis halkımız özellikle kadınlar ve gençler sömürgeci partilere karşı birleşmelidir. Bu seçimlerde Bitlis kaderini değiştirmelidir. Yıllardır verilen emeklerle Bitlis’i yabancı ellerden alarak kentimizi biz yönetmeliyiz.
Bunun için Bitlis halkı kendi oyunu kendisine verip, İradesini kendi elinde bulundurmalıdır. Bitlis’te iktidar kirli bir siyaset yürütmektedir. Bende Bitlis kadınlarından olduğum için biliyorum ki gerçekten özgürlüğünüze, kültürünüze ve dilinize çok bağlısınız. Gerçek bir demokrasi yaratıp aynı zamanda yaşatabilirsiniz. Bu güçte olduğunuza inanıyoruz. Özellikle çağrım gençler ve kadınlaradır. Bu seçimlerde göstermeliyiz ki kültürümüzle ve tarihimizle kaderimizi seçmeliyiz. Bu seçimlerde kaderimizi kimseye teslim etmemeliyiz. Onun için oyumuzu kendimize vermeliyiz.
Bitlis referandumdan başarılı çıkmalı
Demokratik ulus çerçevesinde kendimizi yürütebileceğimizi herkese gösterebilmeliyiz. Bu bir referandumdur. Nasıl yaşayacağımıza karar vermeliyiz. Faşist partilerin etkisinde kalmamalıyız. Kendi partimize dönemliyiz. Bitlis halkı özgür iradesini açığa çıkarmalıdır. Bitlis’in bu referandumda başarılı çıkması gerekir. Kendi yaşamamızı kendimiz yönetip yürütmeliyiz.
BEHDİNAN