
Bu son uçak saldırılarında dikkati çeken diğer bir husus da, gerilla mezarlıklarının sürekli bombalanmasıdır. Bu saldırılar bile Türk devletinin nasıl bir mantığa sahip olduğunu göstermektedir. Bu saldırıların siyasi kararını AKP Hükümeti almıştır. Saldırıların çerçevesi AKP Hükümeti’nce onaylanmıştır. Mezarlıklara saldırı, AKP’nin nasıl kendine Müslüman bir parti olduğunu bir daha gözler önüne sermektedir.
Gerilla mezarları vuruluyor, insan kemikleri parçalanıyor ve sağa sola dağılıyor. Kürt gerillalarının cesetlerine ve mezarlarına bu vahşeti uygulayanların bir çözüm politikası olabilir mi? Bu saldırılar esas olarak yaşayan Kürt’e bakışı göstermektedir.
Bu mezarlıklar tesadüfen ya da yanlışlıkla vurulmuyor. Çünkü sadece bir tanesine uçak saldırısı olmamıştır. Gerillanın şehitlik dedikleri tüm mezarlıklar saldırıya uğramıştır. Bu saldırı Kürt halkında ve gerillalarda hangi duygulara yol açar? Bu tür saldırılar yapan devlet ve hükümete Kürt halkı nasıl yaklaşır? Kürt halkında bu duyguları yaratan bu zihniyetle hangi sorunlar çözülebilir?
Devletin çözüm zihniyeti değil, ezme ve irade kırma politikası olduğu için bu uygulamalar yapılıyor. Gerilla cenazelerine yıllardır yapılanlara dünyanın hiçbir yerinde rastlanmamıştır. Ölen insandan geriye cansız et ve kemik kalır. Artık bir taş, toprak ne ise ceset de odur. Dolayısıyla bu ceset üzerinde oynanarak ölmeden önceki insana bir şey yapılmış olmuyor. İnsanlığın ortak bir değeri haline gelmiş bir değere saldırı yapılmış oluyor. Kuşkusuz Kürtler için çok değerli manevi anlamı vardır. Zaten bu saldırılar esas olarak ölene değil de yaşayan Kürtlere yöneliktir.
Asker ve polis, gerilla cesetlerinin gözlerini çıkarıyor, kulağını ve burnunu kesiyor, hatta kafasını keserek kesik baş üzerinde fotoğraf çektiriyorlardı. Bunların görüntüleri defalarca Kürt basınında gösterildi. Devlet böyle yapınca özel savaş ve psikolojik savaştan etkilenen, şoven duyguları kabartılan halkın da gerilla cesetlerini köpeklerin önüne attığını biliyoruz.
Gerilla mezarlarına saldırılıp, kemikler parçalanıp sağa sola savrulunca ister istemez bunlar akla geliyor. Bir mezarlığa saldırmak neyin nesi oluyor. Hem de AKP Hükümeti’nin emriyle bunlar yapılıyor. Bu mezarlıklar bayramda ziyaretçi beklerken, bu mezarlıkları yerle bir etmek nasıl bir derin düşmanlığın sonucudur? Kürt halkına bunlar nasıl izah edilecektir? Bir çatışmada ölen gerilla cesedine yapılan hakareti bir öfke anı diye değerlendirenler olabilir, ama on yıl-yirmi yıl önce ölmüş gerillaya saldırmak hangi kriz ve nefretin sonucudur?
Şu anda dünyada nefret suçu diye bir kavram vardır. Bu kavram da, insanlık ve insan hakları için büyük bir kazanımdır. Ancak Türkiye’de böyle bir suç olmadığı gibi, bu suç normal görülüyor; hatta yüceltiliyor. Bu mezarlıklara saldırıyı nefret suçunun normal görüldüğü ülkenin insanları işliyor.
Bu mezarlıklara saldırı yapanların ve bu saldırı emrini verenlerin nefret suçuyla uluslar arası mahkemelerde yargılanması gerekir. Bu saldırı herhangi bir bireyin ya da bireylerin kızgınlıkla yaptığı bir şey değildir. Genelkurmay Harekat Dairesi’nde birçok general ve subayın bulunduğu ortamda hedefler kararlaştırılıyor. Bu nedenle bu saldırılar bir devlet emriyle yapılıyor. Bu nefret suçunu bizzat devlet işliyor.
Bu devlet mezarlıklara saldırdığı günlerde Türkiye Başbakan’ı pop starları ve işadamlarını da yanına alarak Somali’ye gidiyor. Somali’deki halka yardım edeceklermiş! Bu iki durumun karşılaştırılması bile Somali seyahatinin esas olarak propaganda amaçlı olduğunu gösteriyor. Hatta bu gösterişli ve propaganda boyutu önceden hazırlanmış seyahat esas olarak Kürt halkı üzerinde uygulanan inkarcılık ve kültürel soykırım uygulamalarını örtmek için yapılmaktadır. MGK’da savaş kararı alınıyor. En başta da Kürt siyasetçiler ve Kürt halkı üzerinde hukuk ve polis terörü estirilecektir. Somali’ye yapılan seyahatle arttırılan askeri ve siyasi saldırılar dünya kamuoyunun gözünden kaçırılmak amaçlanmıştır.
30 yıldır savaşta gerillanın asker cenazelerine ya da esir olmuş askerlere kötü bir muamele yaptığını hiç duymadık. Hiçbir esir asker bize şöyle hakaret edildi diye tek bir söz sarf etmemiştir. Eğer olsaydı Türk basını “esirlere şöyle yaklaşılıyor” diyerek yıllarca işlerdi. Bunu yapmadıkları gibi, askerlerin “bize iyi yaklaştılar” sözlerini sansür etmişlerdir.
Bu 30 yıllık savaşta tek bir asker mezarlığının tahrip edildiği de duyulmamıştır. Ancak Kuzey Kürdistan’da birçok yerde gerilla mezarlarına saldırılmıştır.
Türk devleti gerilla cesetlerine ve mezarlıklarına böyle yaklaştığı gibi, gerilla cesetlerini arayanlara da baskı yapmaktadır. Kasaplar Deresi çöplüğüne atılan gerillaların cesetlerini arayan ailelere bizzat savcı ve polisler bu aramalardan vazgeçmeleri için tehditler savurmuşlardır. Bu işten vazgeçmezseniz başınıza her türlü iş getiririz demişlerdir.
İnsanlar yapılan zulümden ve baskıdan dolayı şimdiye kadar cesetlere ve mezarlıklara yapılan saldırılar yeterince gündeme getirilmiyordu. Ancak son gerilla mezarlıklarına yapılan saldırılar artık bu konunun da sahiplenilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Türk devleti bu saldırılarla Kürtlerin iradesini kırmayı ve manevi değerlerini hiçleştirmeyi hedefliyor. Türk devleti en fazla da direnen Kürt’ün mezarına düşmanlık gütmektedir. Çünkü direnen Kürt’ün mezarı Kürt halkı için bir bilinç demektir. Türk devleti ise Kürt’ü tarihsiz ve bilinçsiz bırakarak kolayca yönetmeyi hedeflemektedir.
Seyit Rıza, Şeyh Sait ve arkadaşlarının mezar yerleri hala bilinmemektedir. Bu bilinçli bir politikadır; Kürt’ü böylece hafızasız, değersiz bırakarak hiçleştirmek ve iradesi kırılmak hedeflenmektedir. Kendi önderlerine sahip çıkamayan bir halkı yönetmek kolaydır, ama bir halk önderine sahip çıkıyorsa o halkı köle yapmak mümkün değildir.
Bugün Kürtlerin en büyük değerleri özgürlük ve demokrasi için mücadele veren insanlardır. Seyit Rıza ve Şeyh Sait bu nedenle Kürtler için önemlidir. Amed zindanında yaşamını yitiren devrimciler Kürt halkının önemli değerleridir. Yaşamını yitiren gerillalar Kürt halkı için halkın özgür ve demokratik yaşaması için kendilerini genç yaşta feda eden insanlardır. Kuşkusuz özgürlüğünü kazanamamış bir halk için temel değerler de bunlardır.
Türk devleti bu nedenle gerilla mezarlıklarına saldırmaktadır. Bu nedenle mezarlıklara sahip çıkmak, toplu mezarları açığa çıkarmak, bunları anıt mezarlar haline getirmek, gerilla cesetlerine hakaret olduğunda dünyayı ayağa kaldırmak Kürt halkının kendisine sahip çıkmasıdır. Bu değerlere sahip çıkmayan halk kendisine de özgür ve demokratik yaşama da sahip çıkamaz.
O halde gerilla mezarlıklarına ve cenazelerine saldıranlara karşı koymak ve bu saldırılara özgürlük mücadelesini yükselterek cevap vermek gerekir.