Türk ordu güçlerinin gerilla mezarlıklarına dönük saldırıları uzun süredir devam ediyor. Zaman zaman siyasal atmosfere göre değişim gösterse de, çatışmaların arttığı her dönemde saldırı hedeflerinden biri gerilla mezarlıkları oluyor. En son Varto'da iş makinelerinin gerilla mezarlığını yıktığına dair haberler basına yansıdı.

Peki Kürtlere karşı yürütülen mezarlık savaşının anlamı nedir? Türk ordusu neden her fırsatta gerilla mezarlarına saldırıyor? Sırf 'terörist' mezarı olduğu için mi bunca öfke? Bu cansız, belki parçalanmış, belki eksik bedenlerden ne isteniyor? Mezarlara yönelik geliştirilen saldırılarla halka ne tür mesajlar verilmek isteniyor?

Mezarlıklar insanların kendi acılarını hafifletebildikleri yerlerden biridir. Bir halkın özgürlüğünü sağlama yolunda yaşamını yitirmiş kişilerin mezarları, o toplumların kahramanları, halkı için kendini feda etmiş, geçmişin acılarını, geleceğin umudunu yüklenmiş kişilere aittir. Dolayısıyla bütün halklar için farklı anlamlar içerirler. Ulusal kurtuluş mücadelelerinde, bağımsızlık savaşlarında yaşamlarını yitirmiş insanlar için özel mezarlar, anıtlar dikilmesi bundandır. İnsanlar hem minnettarlıklarını sunma, hem de bu insanların yarattığı değerleri sürekli diri tutmak, hatırlamak ve sahiplenmek için belli dönemlerle ziyaret ederler.  

Ancak egemen zihniyet hiç bir zaman ezilen toplumların ve kesimlerin mezarlıklara yüklediği anlamı kabul etmez. Çünkü egemen zihniyette ölümler arasında fark vardır. Kendi ölümlerine büyük kutsallıklar atfederken, ezilenlerin ölümlerini yok sayarlar. Acılarını görmezler. 'Hak ettiler' algısıyla toplumu yönlendirirler. Yaşamayı hak edenler ve etmeyenler vardır. Egemenlere göre yası tutulacak olanlar ve yası tutulmayacaklar vardır. Sömürgeciliğin hüküm sürdüğü coğrafyalarda binlerce böyle hikaye vardır ve halen de devam etmektedir. Devletlerin bütün saldırı ve baskılarına rağmen halklar bu durumu tarihin hiç bir döneminde kabul etmemiş ve sindirmemiştir. 

Kürt halkı da bu sömürgeci uygulamalara maruz kaldı ve halen de bu durum devam etmekte. Kürt halkının 40 yıla yakındır süren özgürlük mücadelesinde analar ne gerilla cenazelerini ne de faili belli cinayetlerde kaybettikleri çocuklarının peşlerini bırakmadı.

'Faili meçhul' cinayetlerde yitirilen binlerce insan, 40 yıla yakındır süren savaşta; gerek çatışmalarda, gerekse de kimyasal silah saldırılarıyla katledilenler halen toplu mezarlarda. Bu gencecik bedenlerin bulunduğu toplu mezarlar Kürt halkının geçmişinin izlerini taşımakta, hafızasını oluşturmakta. Kürtler için gerilla mezarları hem geçmişlerini, hem gelecekleri ifade etmekte. Hem özlemlerini, hem acılarını yansıtmakta.

'Faili meçhul' cinayetlerde kaybedilen binlerce insanın kemiklerini bulabilmek için yıllardır analar mücadele ediyor. Dünya tarihinde çocuklarının kemikleri için mücadele eden çok az toplum vardır ve bunlardan biri Kürtlerdir. 

'Sadece ziyaret edebileceğim bir mezarı olsun' diye toplu mezarların başında çocuklarının kemiklerini arayan Kürt anaların çığlıklarını bir nebze olsun dindiren mezarlıklar da yıkılıyor. 

Bu nasıl bir kin ve öfke? Toplumun kutsalı olan mezarlıklara saldırıp acısını ikiye katlamak, toplum gözünde tekrar tekrar cansız bedenleri öldüren zihniyet nasıl bir bütünlük oluşturacak? Kürt analarına ısrarla yaşatılan bu acılardan ortak bir gelecek nasıl kurulacak? Anaların bin bir zorlukla büyüttükleri çocuklarının cansız bedenlerinden vazgeçmesi mümkün mü? Mezarlar yıkılınca hafıza silinmiş mi olacak? Toplum yaşadığı acıları unutmuş mu olacak mesela? 

Her yıkılan mezar, acıyı katmerleştirir. Fakat daha fazla biler insanları. Kutsallıklara saldırı ortak gelecek umudunu azaltır. O halde çekin elinizi mezarlardan. Bırakın ölülerle savaşı. Ne hafızayı silebilir, ne de acıları unutturabilirsiniz. Kendi yaptıklarınızdan korkunun ifadesidir bunca saldırı. Ancak mezarlıkları yıkarak unutturamazsınız. Bu toplum kendi acılarından küllerinden kendini yaratıyor. Her oluşturduğunuz yeni acı, toplumun kendisini biraz daha var etmesinden öteye sonuç vermez, vermiyor da...