
“Rojava rahatsızlığı ve endişesi” 2012 yılından bu yana MGK toplantılarının başat konusu haline getirildi. Son MGK’de de Kürtlere karşı yürütülen savaşın genel tablosunun yanı sıra Rojava’nın iç ve dış yansımaları üzerinde duruldu. Türk devletinin mevcut pozisyonunu koruyacağı belirtilirken ABD’nin öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’a yönelik ‘hoşnutsuzluk’ dile getirildi.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan 2017’nin ilk MGK toplantısı 8 saat sürdü. Toplantı sonrası 6 maddelik yazılı açıklama yapıldı.
5 ve 6. maddede geçiştirilen Kıbrıs meselesi ve Arakanlı müslümanlara yönelik ‘duyarlılık’ dışındaki metnin tamamı Kürtlere karşı yürütülen savaş ve devletin bütün bileşenleriyle tekliğini perçinlemek üzerine. Açıklamaya göre Kuzey’deki topyekûn savaşın sürdürülmesi, savaşın Güney’e yayılması planı geçirliliğini koruyor. Türk devletinin Rojava sendromunun bir kez daha damga vurduğu toplantıda, uluslararası düzeyde kaybedilen irtifa için yeni çalışmaların yapılması kararlaştırıldı. ABD’nin QSD’ye yaptığı yardımdan haberdar olarak toplanan MGK, ABD ve Uluslararası Koalisyon’a yönelik ‘hoşnutsuzluğunu’ da açıklamaya yansıttı: “Terör örgütlerinin muhatap olarak kabul edilip, bu örgütlere çeşitli usullerle silah yardımında bulunulmasının, terörün güçlenmesine ve yayılmasına zemin hazırladığı belirtilmiştir.”
8 saat süren toplantıda OHAL’in uzatılması ve referandumda ‘Evet’in çıkması için yapılması gerekenler de yine Kürt savaşı merkezli konuşuldu. Temel bir gündem olarak ele alınan Rojava meselesi, Suriye iç savaşı başladığı ve yaşanan iç savaş ortamında Kürtlerin örgütlenmesini gerçekleştiği günden beri temel bir başlık olarak devletin en yetkili askeri ve siyasi karar organı olan MGK toplantılarının gündemi oldu.
İlk olarak 2012’de
İlk olarak 28 Ağustos 2012 yılında yapılan MGK toplantısının sonuç bildirgesinde, Rojava meselesi dolaylı bir şekilde yansıtılarak, “Suriye’deki otorite boşluğunun istismar edilmemesi” gerektiğine işaret edildi. Bu da Kürtlerin kendi bölgelerinde örgütlenmesine karşı dile getirilen bir rahatsızlık olarak kayıtlara geçti. Aynı yıl içerisinde 19 Ekim ve 26 Aralık tarihlerinde yapılan toplantılarda da benzer ifadeler dikkat çekti.
2015’te artık tehdidi aştı
Kürtlerin örgütlenmesine yönelik en açık rahatsızlık 29 Haziran 2015 tarihinde yapılan MGK toplantısının sonuç bildirgesine şöyle yansıdı: “Bölgede (Suriye) yaşanan sivil halkı hedef alan terör saldırıları ile bölgenin demografik yapısının değiştirilmesine yönelik eylemlerden duyulan endişe dile getirilmiştir.”
21 Ekim’de ‘terörist’e sarıldılar
21 Ekim 2015 tarihinde yapılan MGK toplantısında da Rojava’daki Kürt yapılarının “uluslararası alanda terör örgütleri olarak kabul edilmesine yönelik çalışma yürütülmesi” kararlaştırıldı. Bu aynı zamanda MGK toplantısında Rojava karşıtlığının en açık şekilde dile getirilmesiydi. Kürt yapıların “terör örgütü olarak kabul edilmesine yönelik çabaya” işaret edilen aynı MGK toplantısından sonraki MGK toplantısının sonuç bildirgesinde, “Muhalif gruplarla birlikte Suriye Türkmenlerine olan desteğimiz devam edeceği yönündeki kararlılığımız teyit edilmiştir” sözlerine yer verilmesi dikkat çekiyordu. Muhalif denilen kesimler arasında uluslararası alanda “terör örgütü” olarak kabul edilen El Nusra da yer alıyordu. Aynı bildirgede, “PYD-YPG başta olmak üzere herhangi bir terör örgütünün Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde yer almaması” gerektiğine işaret ediliyordu.
24 Mart 2016’da teyit etti
24 Mart 2016 tarihinde yapılan MGK toplantısında Kürtlerin Suriye çözüm görüşmelerine yönelik Türkiye’nin engelleme çalışmaları şu sözlerle resmileştirildi: “Suriye Müzakereleri terörist grupların dikkate alınmamasını gerektiğini ve meşruiyeti olmayan yapıların tek taraflı tasarruflarının hiçbir geçerliliğinin olmayacağı yönündeki kararlılığımızın altı çizilmiştir.”
ANKARA