Türkiye'de kurumsal milliyetçiliğin ilk partisi olan İttihat ve Terakki'nin kurucularının yüzde 80'i Türk değildi. 1909 yılında yapılan Dünya Siyonist Kongresi'ne katılan Moiz Kohen, adını Tekin Alp olarak değiştirdi ve Hz. Musa'nın On Emri'ni "Kemalizmin On Emri" diye göstererek, Kemalist cumhuriyetin milliyetçi ideologlarından biri oldu.
Kemalizmin kendisine ideolojik rehber olarak kabul ettiği Ziya Gökalp, Diyarbakırlı bir aşiretin çocuğuydu. Türkçü olduktan sonra, kendisine "Sen Kürt müsün" diye sorulduğu için intihara bile yönelmişti.
Gerçek ismi Alparslan, gerçek doğum yeri Kayseri olmayan Türkeş, Kıbrıs'tan Türkiye'ye giriş yaparken, gümrük yetkilisinin konuşma biçiminden kuşkulanıp, "Sen Türk müsün" diye sormasına çok içerlediğini yıllarca anlatacaktı.
Stalingrad yenilgisiyle, savaşı kaybedeceği anlaşılan Naziler ile tüm bilinen ilişkilerini koparmaya başlayan dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, konumunu göstermek amacıyla Türkeş ve Nihal Adsız'ı tutuklattı. Türkeş, serbest kaldıktan sonra siciline rağmen orduya alındı.
Soğuk Savaş konsepti gereği, eski Nazi artıkları ve diğer ırkçı unsurlar, CIA'nın bünyesine dahil edildi. CIA, Pentagon ile birlikte, bu tür unsurları eğitmek için Florida eyaletinde Tampa üssünü kurdu. Alparslan Türkeş de başarılı bir subay olarak bu kampta eğitim aldı. Oradan Türkiye'ye döndüğünde, artık albaydır.
Rütbesinin çok üstünde bir görüntüsüyle, çevresindekilerin dikkatini çeker. En yakınında, günümüzün ünlü milliyetçilerinden Pomak Ümit Özdağ'ın babası Muzaffer Özdağ da vardır. O da, Florida ekibindendir.
Türkeş ve ekibi, cumhuriyet tarihinin ilk kanlı-kapsamlı darbesini 27 Mayıs 1960 günü yaptı. Darbenin bildirisini Türkeş okudu. Seçilmiş meclis dağıtıldı, seçilmiş başbakan ve iki bakanı aşağılarak idam edildi. Celal Bayar, biraz da yaş haddinden sıyırdı.
Bu kanlı bilançoya rağmen, darbeyi yeterince 'sert' bulmayan Türkeş ve ekibi, cunta içinde cunta kurdukları için ordudan atıldılar. Millet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne dönüştükten sonra, Türkeş bu partiyi ele geçirdi ve adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.
MHP'nin sahneye çıkmasıyla, emperyalizm destekli soğuk savaş konsepti, Türkiye sathına yayıldı. İttihat ve Terakki'nin arkasında Almanya varken, MHP'nin ideolojik-lojistik ve istihbarat patronu ABD'dir. Öğrenci, akademisyen, işçi, köylü sivil yurttaşları, bugünkü DAİŞ'i hatırlatan yöntemlerle katletmeye başladılar.
Türkeş ve partisi, desteklediği 12 Mart darbesinden sonra da cinayetlerine devam etti. Katliamlar Maraş, Çorum, Sivas ve Malatya'da doruğa çıktı. Ankara-Bahçelievler'de TİP'li 7 öğrenci katledildi, DAİŞ yöntemiyle boğazları kesildi.
12 Eylül darbesinde göstermelik şekilde cezaevine konulan Türkeş, duruşmada "Düşüncemiz iktidarda, biz ise buradayız" der. Böylece, ABD destekli 12 Eylül faşist darbesiyle aynı zihniyeti taşıdıklarını belirtmiş olur.
Ardından gerek içeride, gerekse de dışarıda görülen tüm mafyatik operasyonlarda geçmişin MHP'li kadroları yer aldı. 1990'lardan sonra ise kendilerine verilen rol, Kürt aydın ve kadrolarına yönelik cinayetlerdir. İşte bu yüzden MHP şöyle bir partidir:
MHP, Emperyalizmin soğuk savaş projesidir.
MHP, tıpkı TC gibi gıdasını milliyetçilikten alır.
MHP, tüm halklara karşı insanlık suçu işlemiştir.
27 Mayıs darbesinin mimarı, 12 Eylül'ün ideolojik sahibidir.
MHP, bu tarihinden dolayı, Türkiye halklarından özür dilemedikçe, bu özrü somut bir iç yargılamaya dönüştürmedikçe, kısaca kendi tarihiyle hesaplaşmadıkça, demokratik bir parti muamelesini, etik ve hukuksal nedenlerden dolayı hak etmemektedir.
Kandıra 2 nolu F Tipi Cezaevi