• THKP-C/Acilciler'in kurucularından, yazarımız Mihraç Ural, Lübnan’da MİT, Hizbullah ve Suriye’nin ortaklığıyla düzenlenen bir komplo sonucu kaçırıldı.

Hataylı bir Arap olarak Türkiye'deki devrimci hareketin önemli isimleri arasında yer alan, yaşadığı Suriye'de Alevilerin haklarını savunan ve İslamcı gruplara karşı savaşan Mihrac Ural, rejim değişikliği sonrası Beyrut'ta Hizbullah'ın hakim olduğu bölgedeydi. Ural, Hizbullah, Şam ve Ankara arasındaki temaslar sonucu Suriye'ye teslim edildi.

Lübnan merkezli MTV televizyonu 15 Ekim’de Mihraç Ural’ın Beyrut’un kuzeydoğusundaki Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bulunan evinden kaçırılarak Suriye’ye götürüldüğünü aktardı. Baskın sırasında Ural’ın eşi, kızı ve damadının da bağlandıkları ve işkence gördükleri kaydedildi. Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri’ne bağlı İstihbarat Şubesi, Ural’ın kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu.

MİT ile koordinasyon sonucu

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise Ural’ın, Beyrut’taki Resulü’l-Azam Hastanesi’nden döndükten sonra Mansuriye’deki evine düzenlenen baskınla kaçırıldığını yazdı. Suriye Haber Ajansı (SANA), Mihrac Ural’ın Suriye Genel İstihbarat Servisi tarafından “MİT ile koordinasyon içinde gerçekleştirilen özel bir operasyonla yakalandığını” duyurarak Ural’ın fotoğrafını paylaştı.

Hizbullah ile HTŞ iş birliği

Konuyla ilgili açıklama yapan Lübnan eski Çevre Bakanı Wiam Wahhab ise Lübnan hükümeti ile Hizbullah’ın, Ural’ın kaçırılması sürecinde HTŞ ile işbirliği yaptığını belirtti. Ural’ın Suriye büyükelçiliğine ait diplomatik araçlarla kaçırıldığını söyleyen Wahhab, “Bu durum son derece tehlikelidir ve devletin onurunu korumak adına büyükelçilik çalışanlarının durdurulmasını gerektirir” dedi.

MİT ile Hizbullah ortaklığı

Lübnan Hizbullahı, Türkiye’nin arabuluculuğunda bir süredir Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile görüşmeler yürütüyordu. Mihrac Ural’ın bu görüşmelerin ardından kaçırılması, komplonun MİT ve Hizbullah’ın ortak planı olduğunu yönündeki şüpheleri doğruluyor.

Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz da Ural’ın kaçırıldığına ilişkin haberlerin ardından, 4 Ekim’de yaptığı paylaşımı yeniden alıntılayarak, “Elhamdülillah! Kahrımız, gazabımız düşmana ziyân! eûzubillâh, eûzubillâh. hüdâ ya şükr-i bihad!” ifadelerini kullandı.  Yılmaz, 4 Ekim’de Ural’ın yardımcısı olarak tanımlanan Cemal Trablusi’nin Suriye güvenlik güçlerince yakalandığını duyuran bir paylaşımı “Adım Adım!!” mesajıyla alıntılamıştı.

Lübnan Hizbullah’ı bir süredir Şara ile Türkiye arabuluculuğunda normalleşme görüşmeleri yapıyordu.

THKP-C/Acilciler'in önemli ismi

Mihrac Ural, 1956'da Hatay’ın Antakya ilçesinde Arap Alevi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde felsefe okudu. 1970’li yıllarda Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) içinden ayrılan THKP-C/Acilciler (Acilciler) grubunun önde gelen isimlerinden ve liderlerinden biri oldu. 1978’de tutuklandı, Adana Cezaevi’nde yattı. 1980’de cezaevinden firar edip ve Suriye’ye geçti.

Suriye’de Hafız Esad döneminde vatandaşlık aldı. Esad ailesiyle akrabalık bağı bulunan Melek Fadal (Malak Fadel) ile evlendi; Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad ile yakın ilişkiler kurdu. Lazkiye bölgesine yerleşti. 1986’dan itibaren “İskenderun Sancağı’nın Kurtuluşu İçin Halk Cephesi” adıyla bilinen, daha sonra Suriye Direnişi (Mukaveme Suriye / al-Muqawama al-Suriya) adını alan grubun liderliğini yaptı. Grup, özellikle Suriye iç savaşı sırasında (2011 sonrası) Lazkiye ve çevresinde faaliyet gösterdi. 2019’da Lazkiye-Slinfah yolunda aracı mayına çarptı, ağır yaralandı ve Şam’da tedavi gördü. Esad rejiminin 2024 sonundaki çöküşünden sonra Suriye'den ayrılmak zorunda kaldı.

Kürt Hareketi ile dostluğu

Mihrac Ural, Ortadoğu sahasındayken Kürt Özgürlük Hareketi ile de ilişkiler kurdu. Zaman zaman görüştüğü Rêber Apo'nun Uluslararası Komplo sonrası Suriye'den çıkışının ardından da dostluğunu dile getirdi; Esad ile ilişkilerine rağmen her dönem saygısını sürdürdü. Ural, uzun zamandır Yeni Özgür Politika gazetesine de yazılar yazıyordu. Yazılarında hem Türkiye'deki süreci destekliyordu hem de Suriye'de bütün bileşenleri kapsayacak demokratik bir dönüşümü savunuyordu. HABER MERKEZİ