• Mihrac Ural, Beyrut’taki evine düzenlenen silahlı operasyonla kaçırılarak Suriye’ye götürüldü. Mihrac Ural ile Dayanışma Komitesi’nden Mehmet Güzel, operasyonun MİT tarafından planlandığını, Suriyelilerin ise sahada rol aldığını belirtti.
  • Mehmet Güzel’e göre Mihrac Ural’ın evlatlık oğlunun eski bir arkadaşı üzerinden güven ilişkisi kuruldu. Bu ilişki, Ural ve ailesinin yerinin tespit edilmesi, gözetlenmesi ve kaçırma hazırlıklarının yapılması için kullanıldı.
  • Güzel, Lübnan’da Türk pasaportu taşıyan bir kişinin, eski Suriye rejiminin subayları ve mensupları arasında ilişkiler kurduğunu, Ural’ın ya da oğullarından birinin yerini bildirecek kişilere 3 milyon dolar teklif ettiğini aktardı.

TİJDA YAĞMUR

Suriye’de Alevilerin haklarını savunan ve İslamcı gruplara karşı mücadele eden Mihrac Ural, Beyrut’ta MİT’in organize ettiği bir operasyonla kaçırılarak Suriye’ye götürüldü. Mihrac Ural ile Dayanışma Komitesi’nden Mehmet Güzel’e, Ural’a yönelik komplonun ayrıntılarını sorduk.

Mihrac Ural’ın nasıl kaçırıldığını, o gün neler yaşandığını Güzel şöyle anlattı: “Mihrac Ural, Beyrut’ta Hristiyanların nüfuz sahibi olduğu bir bölgede yaşıyordu. Geçmişte geçirdiği ağır beyin kanaması nedeniyle ciddi hareket kısıtlılığı bulunan Ural, eşi, damadı ve evlat edindiği oğluyla aynı evde kalıyordu.

Evlatlık oğlu Ural’ın cephede birlikte mücadele ettiği eski bir arkadaşının oğluydu. Babasını küçük yaşta kaybeden genci Ural kendi evinde büyütmüş ve kendi adına kaydettirmişti. Olay günü evlatlık oğlu, yaklaşık iki ay önce başladığı işine gitmek üzere evden ayrıldı. Öğleden sonraya kadar eve dönmemesi üzerine annesi endişelenerek kendisini defalarca aradı. Akşam saat 19.00 civarında ise oğul damadını arayarak iyi olduğunu ve eve geç döneceğini söyledi.

Gece saat 01.00’de yeniden telefon eden oğul, apartmanın girişindeki demir kapının açılmasını istedi. Yalnızca dairelerdeki bir düğmeyle açılabilen kapıyı, şüpheleri artan anne açmadı. Bunun yerine damadından aşağı inerek durumu kontrol etmesini istedi. Damat aşağı indikten sonra anne dairenin kapısını kilitledi. Ancak kısa süre sonra damadın sesi kapının arkasından duyuldu. Damat, kayınvalidesinden kapıyı açmasını istedi.

Kapı açılır açılmaz, dördü maskeli altı silahlı kişi daireye girdi. Saldırganlar, Lübnan güvenlik güçlerinden olduklarını söyleyerek aileye endişelenecek bir şey olmadığını belirtti. Ural, saldırganları görünce pencereye yönelerek kendisini aşağı atmaya çalıştı. Ancak üç kişi onu yakaladı. Yaşı ve sağlık durumu nedeniyle direnmekte zorlanan Ural, saldırganların elinden kurtulamadı.

Eşi komşularını uyandırmak için bağırmaya çalışınca saldırganlar ağzına, ellerine ve ayaklarına yapışkan bant yapıştırdı. İki kişi de damadı yere yatırarak ellerini demir kelepçelerle bağladı. Ardından Ural’ın ellerine de kelepçe takıldı. Direnmeye ve kendisini savunmaya çalışan Ural, hızla evden çıkarılarak götürüldü. Eşi ve damadı ise elleri ve ayakları bağlı halde yerde bırakıldı.”

Mehmet Güzel, olaydan birkaç saat sonra Ural’ın Şam’a götürüldüğüne ve Suriye sınırları içine girdiğine ilişkin kesin bilgi aldıklarını söyledi. Bu bilginin daha sonra kaçırma olayını gerçekleştiren kişilerden birinin telefonunu takip eden başka bir kaynak aracılığıyla da doğrulandığını belirtti.

MİT kaçırdı, Şam destek verdi

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ural’a yönelik komplonun ardından yaptığı açıklamada, “Suriye istihbaratı ile MİT'in gizli kahramanlarını tebrik ediyorum” demişti. Güzel de operasyonun başından sonuna kadar Türk istihbaratı (MİT) tarafından planlandığına dikkat çekti. Suriyelilerin ise operasyonun sahada gerçekleştirilmesine yardımcı olduğunu ifade etti. Türkiye’den Lazkiye’ye gelen ve MİT ile bağlantılı bir kişinin kimliğini bildiklerini söyleyen Güzel, bu kişinin Mihrac Ural’ı veya oğullarından birini bulmaya çalıştığını ifade etti.

Güzel, söz konusu kişinin Lübnan istihbaratının tespit ettiği Türk pasaportlu kişiyle aynı olmadığını da vurguladı. Güzel’in anlatımına göre, bu kişi Ural’ın evlatlık oğlunun eski arkadaşlarından biriyle internet üzerinden iletişim kurdu. Başlangıçta arkadaşının sağlık durumunu ve nasıl yaşadığını öğrenmek istediğini söyledi.

Ardından Suriye’de yaşamanın giderek zorlaştığını, özellikle 2025 yılında sahil bölgesinde Alevilere yönelik yaşanan katliamların ardından Lübnan’a taşınmaya karar verdiğini anlatarak arkadaşına Lübnan’da bulunup bulunmadığını sordu ve buluşmayı teklif etti.

Güzel, bu ifadelerin ilgili kişinin aktardığı sözler olduğunu belirtti. Evlatlık oğul Lübnan’da bulunduğunu inkar etmesine rağmen eski arkadaşı iletişimi sürdürdü. Zamanla güvenini kazandı ve kendisine Lübnan’da bir ev bulması konusunda yardım etmesini istedi. Güzel’in aktardığı bilgilere göre, kimlik ve belge gönderme bahanesiyle güvenlik açığından yararlanıldı. Böylece gözetleme başladı ve operasyonun hazırlıkları tamamlandı. Güzel, güvenlik açığının Ural’ın kendisinin ve yakın çevresinin bu iletişimden haberdar olmadığı bir ortamda oluştuğunu söyledi.

3 milyon dolarlık teklif

Güzel’in aktardığına göre Lübnan makamları yaklaşık bir buçuk yıl önce ülkeye gelen ve Türk pasaportu taşıyan bir kişi hakkında bilgi verdi. Bu kişinin eski Suriye rejiminin subaylarının ve mensuplarının bulunduğu restoranlara, otellere ve çeşitli mekânlara sık sık gittiği, bu kişilerle ilişkiler kurduğu belirtildi.

Güzel, “Söz konusu kişi çevresinde güven kazandıktan sonra Mihrac Ural’ın veya oğullarından birinin yerini bildirecek kişilere 3 milyon dolar teklif etmeye başladı” dedi. Bu kişinin, Ural’ın kaçırılmasını planladığı ileri sürülen ve MİT ile bağlantılı olduğu belirtilen diğer kişiden farklı olduğu vurgulandı. Lübnan güvenlik birimlerinin kaçırma operasyonunu gerçekleştiren kişilerden ikisini tespit ettiğini belirten Güzel, bunlardan birinin Sayda kentinden Lübnanlı, diğerinin ise Filistinli olduğunu aktardı. Güzel, Lübnan Cumhuriyet Başsavcısının güvenlik açığının ve olası görev ihmallerinin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma yapılmasını ve ülkedeki güvenlik birimleri hakkında soruşturma başlatılmasını istediğini de söyledi.

Lübnan makamları aileyle görüştü

Güzel, Lübnan makamlarının aileyle görüştüğünü ve olayın ciddi biçimde soruşturulacağı yönünde güvence verdiğini belirtti ve ekledi: “Ancak Lübnan birçok ülke istihbarat faaliyetlerine açık bir alan. Türkiye ile Lübnan arasındaki ilişkiler en iyi dönemlerinden birini yaşıyor. İki ülke arasında her alanda karşılıklı iş birliği bulunuyor. Bununla birlikte, Lübnan’daki durumu yakından bilen herkes, Lübnan güvenlik birimlerinin ülkedeki güvenliği kontrol altında tutmak konusunda gerçek anlamda etkili araçlara veya yeterli yetkiye sahip olmadığını bilir. 

Çünkü Lübnan, bölgesel ve mezhepsel nüfuz alanlarının çok sayıda güç arasında paylaşıldığı bir ülkedir. Her bölge, farklı bir mezhebin veya siyasi partinin nüfuz alanına girmektedir. Güvenlik birimlerinin gerçek anlamda etkili olabildiği alanlar ise oldukça sınırlıdır.

Ancak bizim olayımızda, Lübnan makamlarının izlediği prosedürler incelendiğinde, herhangi bir Lübnanlı tarafın olayda rol oynadığına dair bir işaret bulunmadığı görülmektedir.  Bu yöndeki kanaatimizi destekleyen ciddi gerekçelerimiz ve daha önceki deneyimlerimiz var. Bununla birlikte, bu konuda kesin bir hüküm vermiyoruz. Şunu ise kesin olarak söyleyebiliriz; Lübnan devleti, kaçırılma olayının yaşandığı gün değil ancak ertesi gün kaçırılan kişinin kim olduğunu öğrendi. Bunun üzerine bütün soruşturmalar yeniden ele alındı ve süreç baştan başlatıldı.”

Türkiye’ye iade edilebilir mi?

Güzel, Türkiye’nin Ural’ı sorguladıktan sonra yargılanması amacıyla Suriye’ye teslim etmeyi tercih edebileceğini düşünüyor. Güzel, özellikle eski rejim mensuplarına yönelik yargılamaların hukuki güvenceler açısından ciddi sorunlar taşıdığını belirtti. Bazı eski ordu mensupları hakkında verilen idam kararlarının hızlı yürütülen süreçler sonucunda alındığını ve tanık ifadelerinin niteliği konusunda soru işaretleri bulunduğunu söyledi.

Suriye’de idam cezasının yürürlükte olmasının Ural açısından ayrıca kaygı yarattığını belirten Güzel, Türkiye’de ise idam cezasının hukuk sisteminden kaldırılmış olduğuna dikkat çekti. Güzel, “Mihrac Ural’ın Suriye’de yargılanma ihtimali hem hukuki güvenceler hem de yaşam hakkı bakımından ciddi endişeler doğuruyor” dedi.

Ural’ın televizyon yayınlarında zayıf ve suçlu gösterilmeye çalışılabileceğini belirten Güzel, bu yolla sol ve özgürlükçü düşünceyi savunan kişilerin suç ve şiddetle özdeşleştirilmek isteneceğini ekledi. Güzel’e göre bu yaklaşımın iki temel hedefi bulunuyor: Alevi toplumunun tamamını suçlu göstermek ve Ural’ın Kürt halkının mücadelesine, haklarına verdiği desteği siyasi amaçlarla çarpıtmak.

***

Avrupa’ya çıkarmaya çalışıyorduk

“Mihrac Ural, Aralık 2024’ten bu yana ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu hissediyordu. Kötü anın yaklaştığını düşünüyordu. Bunun üzerine, kendisini bulunduğu yerden hızla çıkarmak amacıyla birkaç Avrupa ülkesinde harekete geçtik. Ortak siyasi ve mücadele çizgisini paylaştığımız dostlarımızdan, onu ne pahasına olursa olsun bulunduğu yerden çıkarmalarını istedik.  Ancak kendisini oradan çıkarmak için bir yol bulamadık. Ortak dava ve mücadele arkadaşlarımız da bütün olağanüstü çabalarla uğraşlarına rağmen bu konuda sonuç alıcı herhangi bir yardım sağlayamadılar ya da durumu değerlendirmekte geç kaldılar.”

***

Alevi şeyhine ne oldu?

Hataylı Alevi şeyhi Selim Narlı’nın Suriye’de öldürüldüğü ileri sürüldü. 5 Ekim’de Yayladağı Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçen Narlı, Lazkiye’ye ulaştığını duyurduğu paylaşımın ardından kendisinden haber alınmadı. Ailesi, kendisine ulaşamadıklarını belirterek yardım çağrısında bulunurken, sanal medyada öldürüldüğüne dair iddialar yer aldı. Ancak iddiaya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Hatay’ın Samandağ ilçesinde yaptığı açıklamalarla gündeme gelen Narlı, Mart 2025’te Suriye’deki Alevilerin güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirterek İsrail’den “destek” talep etti. Narlı ayrıca Haziran 2026’da İbrahimî Hareket’le ilişkisi nedeniyle yeniden gündeme geldi. Söz konusu oluşum tarafından Türkiye’deki Alevi toplumunun özel temsilcisi olarak görevlendirildiği belirtildi.