Kürt siyasetçi ve insan hakları savunucularının aralarında bulunduğu 104'ü tutuklu 152 kişinin yargılandığı KCK davasının 36. duruşmasına Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu yargılanan 88 kişi katılırken, adliye çevresinde sıkı önlemler dikkat çekti, binaya girenlerin üzerleri tek tek arandı. Duruşmada tutuklu Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAD-DER) eski başkanı Mahmut Okan ile ilgili 2008 yılında yaptığı telefon görüşmelerine ait tapeler okundu. İddialara ilişkin Kürtçe savunma yapmak isteyen Okan'ın mikrofonu mahkeme başkanı tarafından kapatıldı. Okan'ın mikrofon açıkken yaptığı kısa Kürtçe konuşma avukatları tarafından Türkçeye çevrildi.

Türkiye'yi dava etmek suç

Duruşmada Okan'ın "Denge Mezopotamya" yayınına katılarak cezaevindeki hak ihlallerine ilişkin verdiği bilgiler suçmuş gibi gösterilerek "örgüt propagandası yapmak ve örgüte şifreli mesaj yollamakla" suçlandı. Suçlamalar arasında Okan'ın 625'e yakın dosyanın AİHM'e gönderilmesine yardımcı olması da dikkat çekti.


Zaman kaybıymış
Savunma avukatları, mahkeme heyetinin okuduğu telefon dinleme ve tape kayıtlarının iddianemede bulunmadığını belirterek, söz konusu konuşmaların dosya içerisinden çıkarılmasını talep etti. Av. Emrullah Akyürekli'nin Okan'ın Kürtçe savunmanın engellenmesine tepki göstermesine ise mahkeme başkanı Menderes Yılmaz, "Zaten kayıt altına alınıyor. Zaman kaybına neden oluyor" diyerek itiraza gerek olmadığını savundu. Bu tutuma tepki gösteren Av. Meral Danış Beştaş, "Zaman kaybı diyorsunuz ama sözü her kesildiğinde Kürt olarak, insan olarak, avukat olarak canım yanıyor. Dile saygı göstermeliyiz" dedi.

Siz de dinleniyorsunuz
Avukat Meral Danış Beştaş, tape kayıtlarına atıfta bulunarak Türkiye'de hukuk dışı biçimde geniş bir kesimin dinlendiğine dikkat çekti: "Siz dahi kendi telefonlarınızın dinlendiğini biliyorsunuz ve özgürce konuşamıyorsunuz. Konuştuğunuz zaman da, 'Daha sonra görüşelim. Telefonda uygun değilim' diyorsunuz. Siz telefonlarınızın dinlenmediğini söyleseniz de, biz sizin ve bizim telefonlarımızın dinlendiğini biliyoruz."

Hukuksuz ve gerçekdışı
Kayıtlarda müvekkilinin avukat olarak gösterildiğine işaret eden Beştaş, "Aslında müvekkilimiz avukat değil. Bu da gösteriyor ki tape kayıtları sağlıklı ve doğru bir şekilde çevrilmemiştir. Bu nedenle hukuk dışı elde edilen bu tape kayıtlarının dosyadan çıkarılmasını istiyoruz. Eğer çıkarılmayacaksa da bilirkişiye gönderilerek yeniden çözümünü istiyoruz" dedi.

Hukuki ve adil yargılama yok

Av. Beştaş savunmasında Radikal Gazetesi yazarı Yıldırım'ın Türker'in 12 Eylül ile ilgili köşe yazısını okudu ve mahkeme heyetini empati kurmaya çağırdı: "Ben yazıyı okurken sizin sıkıldığınızı gördüm. Aslında savunma ile ilgili bir yazı. Sanıkların anadiliyle savunma yapma hakkının verilmemesi bir işkencedir. Lütfen empati kuralım. Yüzlerce yıl hakkınızda ceza istenirken konuşamamak nasıl bir duygu? Müvekkiller ile yaptığım görüşmeden en çok zorlarına giden hususun orada söyleneni anlayıp da konuşamamak olduğunu belirttiler. Suç teşkil etmeyen tape kayıtlarının okunmasından sonra sanıklar, anadiliyle savunma yapmaya çalışıyor. Ve biz bu Kürtçe konuşmaları Türkçe'ye çeviriyoruz. Bu bizce hukuki ve adil bir yargılama değil. Sizin uzun uzun okuduğunuz ve suç teşkil etemeyen bu kayıtlar sonrası, bizler de uzun uzun savunma yapmaya başlarız. Bu yargılama hem sizin hem, bizim için de bir işkence olur. Suç teşkil etmeyen ve iddanemede yer almayan tape kayıtlarını ya dosyadan çıkarın ya da okumayın."

Beştaş konuşmasını tamamlar tamamlamaz Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz'ın, hiç bir refleks göstermeden telefon tapelerini okumaya devam etmesi salonda gülüşme ve şaşkınlığa neden oldu.

DİHA/AMED